BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kadının el emeği köy pazarında...

Kadının el emeği köy pazarında...

Ayşe teyzenin, Fatma annenin tarlasında doğal olarak yetiştirip, evinde hazırladığı yaş ve kuru sebzeler, salça, tarhana, reçel, keşkek, köy ekmeği ve mis gibi un kokan erişteler pazar yerinde tüketicinin istifadesine sunuluyor



Özbek Köyü kadınları evlerinde yaptıkları el emeği ürünleri pazarda kendileri satarak ev ekonomisine destek oluyor. Son yıllarda kadın emeğine önem arttı. Kadınlar evlerinde ürettiklerini pazarlayarak aile bütçesine katkıda bulunuyorlar. Bu tüketicilere de fayda sağlıyor. Her şeyden önce iyi malzeme ile yapılmış ürünlere ulaşabiliyoruz. İkincisi sanayileşmiş yiyecek sektörünün sağlığımıza zararlı imalatından uzak oluyoruz. Satın aldığımız her ambalajlı ürünün yapılışında koruyucu, renk verici, aroma verici, kıvam verici gibi bir sürü kimyevi katkı maddesi mevcut. Halbuki Ayşe teyzenin, Fatma annenin pazara getirdiği ürünler tamamen doğal, hiçbir katkı maddesi yok. Salçasını bahçesinin domatesi ile eski usulde yapıyor. Tarhanası, turşusu, reçeli hep aynı şekilde. Kesme hamur ve erişteler mis gibi un kokuyor. ÇAKA BEY’İN TORUNLARI Bu hafta Ege’de yaptığım bir gezide yine bir başka kadın emeği pazarındaydım. İzmir/Urla yolunda, Urla’ya yaklaşık 7 km uzaklıkta, köylü kadınların el emeği, göz nuru yaptıklarını pazarladıkları küçük bir köy buldum. Adı: Özbek Köyü. Ege kıyılarında ana yoldan epey uzakta, orman içinde saklanmış bir gizli cennet. Köy sakinleri atalarının Orta Asya’dan Çaka Bey’le birlikte geldiğini söylüyor. İzmir, Urla civarında beyliğini ilan eden ve Bizans’a karşı savaşan Çaka Bey, bugün ilk donanmayı kuran kahraman Türk denizci olarak anılmakta. Özbek Köyü halkı “Biz yörüğüz” diyor. BEREKETLİ SU KAYNAKLARI Her gün saat 12.00’de yapılan balık mezatını seyretmek keyifli oluyor. Meraklıları İzmir’den, Urla’dan gelmiş. Birkaç saat önce olta ile tutulmuş balıklar taze. “Burada denize çıkanlar kesinlikle eli boş dönmez. Koy kapalı olduğu için balıklara güvenli bir sığınak olur. Denizimiz çok bereketlidir” diyor bir balıkçı. Özbek Köyü’nün muhtarı Işık Erdoğan, kadın dayanışmasına ön ayak olmuş, köyün kadınlarını desteklemiş. Bize köyüyle ilgili bilgiler verdi. Kışın nüfusu 2.000 civarlarında olan köyün nüfusu yaz aylarında 15.000’i bulmaktadır. Son 15-20 yıldan bu yana kıyı balıkçılığı hızla gelişmiş ve ana geçim kaynağı haline gelmiştir. Köylü hayvancılık da yapmakta, yaz ve kış her zaman taze et ve süt ürünleri bulunabilmektedir. Ayrıca önemli ölçüde zeytin ve zeytinyağı üretimi yapılmaktadır. Temiz doğası sonucu, organik sebze ve meyve her zaman bol yetişmektedir. Pazarda neler var? Bu ufak Ege pazarında, uzun şeritler şeklinde ya da ufak kareler şeklinde kesme hamur, erişte, domates, biber salçaları, kekik ya da sebze turşuları, reçeller, ev yapımı ekmekler, tarhana satılıyor. Meydanın ortasında ufak bir dükkan ve önündeki masalar dikkatimi çekti. Bol müşteri, hizmet için koşturan iki kadın. KEŞKEK VE EV YEMEKLERİ Ufak baraka dükkanın vitrininde “Keşkek ve Ev Yemekleri” yazılı. Şerife Kubilay, iki çocuk, iki torun sahibi. Eskiden beri köyde eşe, dosta, düğüne, derneğe yaptığı keşkekle tanınmış. Daha sonra, Işık Hanımın desteği, çevresinden aldığı cesaretle “keşkek” lokantasını açmış. Bildiğiniz gibi, keşkek Anadolu’nun hemen her yöresinde yapılan geleneksel bir yemeğimiz. Ufak değişiklikler gösterse de ana maddesi buğday, et ya da tavuk. Batı Anadolu’nun vazgeçilmez düğün yemeği. Yapımı uzun ve zahmetli lezzeti nefis, sağlık açısından mükemmel. Malzemeleri ucuz, kolaylıkla bulunabiliyor. Köyden ayrılmadan bir davet aldım. Her yıl, Haziran’ın 3. pazarı, “Özbek Köyü Yemek Festivali” yapılıyor. Şimdiden takvimlerinize not edin. Gelecek yıl o tarihlerde yolunuz Eğe’ye düşerse, bu sevimli köye uğrayıp, Şerife Hanım’ın keşkeğinin tadına bakmayı ihmal etmeyin. Ayrıca köy pazarından doğal ürünler alabilirsiniz. Bir başka kadın emeği pazarında buluşana dek, sağlık, huzur, lezzetli günler diliyorum. ŞERİFE HANIMIN KEŞKEK TARİFİ Şerife Hanım’ın ağzından keşkek tarifini verelim: 5 kg aşurelik buğdayı akşamdan ıslatırım. İyice şişer. Sonra yıkar kabuklarını ayıklarım. Bahçedeki ocak yakılır. Kazana buğday, 3 kg kadar soğan, 2 tavuk, 1 lt kadar sıvı yağı birlikte koyar, bahçedeki ocağa oturturum. Sonra kazanı ocağın üzerindeki kızgın kül kaplı tepsiye alırım. Burada yavaş yavaş pişmeye bırakırım. En az 5-6 saat pişmesi, hamur gibi olması lazım. Daha sonra tavuk etlerini ayıklar, kalan malzemeyi iyice ezerim. Tuzunu, biberini katar, servis yapmadan önce üzerine kızgın tereyağı gezdiririm. İşte Şerife Hanım’ın meşhur keşkeği... --------------------------- PÜF NOKTASI > Kesilmiş ve açık havada kalmış soğan zararlıdır. Kullanmadığınız soğan parçalarını saklamayın. > Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı tercih edin sonuç daha mükemmel olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT