BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Fidan’a daha kıymak!

Bir Fidan’a daha kıymak!

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın bölücü örgütle görüştüğü iddia edilmekte. Ortaya çıkan ses kaydı delil olarak kullanılıyor. Kaydın ortaya çıkış tarihi, İsrail’le ihtilafın zirve yaptığı ve Türkiye’nin Kuzey Afrika’ya tam açıldığı günlerdir. Hadisenin İsveç’te cereyan ettiği söyleniyor.



MİT Başkanı Hakan Fidan’ın bölücü örgütle görüştüğü iddia edilmekte. Ortaya çıkan ses kaydı delil olarak kullanılıyor. Kaydın ortaya çıkış tarihi, İsrail’le ihtilafın zirve yaptığı ve Türkiye’nin Kuzey Afrika’ya tam açıldığı günlerdir. Hadisenin İsveç’te cereyan ettiği söyleniyor. Kimin alıp servis ettiği ise meçhul. Kanaat o ki bu ses kaydı resmidir. Ancak, onun sızdırılması köstebek işidir. Hakan Fidan, konjonktür manivela olarak kullanılıp iç muhalefetin ağzına atılmak istenmektedir. Bu nedir? Bu tarihin tekrarıdır. Gazi Osman Paşa Plevne’de canhıraş bir müdafaa yapmaktadır. Direnir, direnir fakat bir zaman gelir ki mühimmat tükenmeye yüz tutar. Bunun üzerine en yakınlardaki Paşalara haber gönderip yardım ister. Ancak beklenen destek gelmez. Bu Paşaların sözü şudur. ‘Osman Paşa’ya yardım edersek gider İstanbul’da Sadrazam olur!’ Bu kıskançlık, bir koca coğrafyanın kaybına yol açar. Sayın Hakan Fidan’ı tanırız. Aslan gibi bir vatan evladıdır. Kumaşı, özü, mayası yerlidir. İçerde kimin, kimlerin nasırına bastıysa onlar bu oyunu kurdular. Bir isim hedefe oturtulurken bir kurumun yıpratılması umurlarında bile değil. Böyle tezgâh kuranlar için o hassasiyetler yoktur. Eleştirenler, MİT nasıl olur da örgütle konuşur? diyorlar. Peki siz konuşmayınca başkaları küsüyor mu? Sizin yok saymanızla örgüt bitiyor mu? Bu örgüt var ve bugün devleti meşgul edecek kadar azmanlaşmıştır. Gerçekçi olmak dururken hamaset tercih edilirse kayıp yıllara yenileri eklenir. Örgüt yeni çıktığında ne denmişti? ‘Üç-beş’ çapulcu? O gün küçük görülen tehlike, bugün yabancı kuvvetlerin Türkiye’ye karşı kullandığı bir güç haline geldi. Hakan Fidan, görüşmüşse lazım geleni yapmıştır. Kaldı ki O, bir müsteşardır. Bağlı olduğu makamların haberi olmadan müzakere yapması mümkün değildir. Ancak dediğimiz gibi, işin içinde nasır acısı var. Problem temas gibi gösterilse de değil, problem şahsidir ve bir fidanı daha kurutmaya dönüktür. Bizde geçmişte hep o olmuştur. Bir yandan kaht-ı ricalden şikayet edilmiş, bir yandan da şu veya bu vesileyle yetişmiş insanlar, fidanlar kırıp-kurutulmuştur. Celali isyanlarını yapanlarla görüşülmedi mi? Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile görüşülmedi mi? Yeter ki ülkenin, devletin, milletin menfaatine yarasın. 30 Yılda ölenlerin, yaralananların ve maddi kayıpların haddi hesabı yok. Buradaki kayıplar daha şimdiden İstiklal harbi kayıplarını 10’a katlamıştır. O halde bu kanın, bu ateşin ve bu kaybın durması lazım. Devletin bir adı da ‘baba’ ise... Baba, ıslah için isyan eden evlâdıyla da konuşur. İşine bak Hakan Fidan, aldırma, meyveli ağaca taş atılır. Çiğ süt emmişler, böyle çiğlikler yapar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT