BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uzmanlık yalama oldu

Uzmanlık yalama oldu

Televizyon kanalları uzman sıkıntısı çekiyor. Ankara’da bir patlama oldu..Her kanalda patlama sonrası görüntüler..Her kanal bir uzmana bağlanmış.



Televizyon kanalları uzman sıkıntısı çekiyor. Ankara’da bir patlama oldu..Her kanalda patlama sonrası görüntüler..Her kanal bir uzmana bağlanmış. Uzman bu patlamayı yorumlayacak: Efendim zamanlaması dikkat çekici. Efendim seçilen bölgenin özel bir anlamı var. ... Efendim artık susun. Ben çoğunu dikkatle dinledim, hiçbirşey anlamadım. Hepsi madem uzmanım, birşeyler söylemem lazım deyip yuvarlıyor. Saçma sapan laf ola heybe dola kabilinden şeyler.. Efendim MİT-PKK kasetinde bu konu geçiyormuş zaten.. Orada bizim görevli metropollere patlayıcı yığdığınızı da biliyoruz diyormuş. Bildikleri halde niye tedbir alınmamış. Uzman kılıklılar da abandone oldularsa işin sonu yakın demektir. Bu işi kimin yaptığına dair bir fikirleri yok. Bizim de yok. Amacın ne olabileceğine dair makul bir açıklamaları yok. Bizim de yok. Böyle hallerde nasıl davranılması gerektiğini de bilmiyorlar. Uzman sıfatıyla kanallarda ahkam kesenlerin bizden farkı ne. Ayrıca siyasiler her uzatılan mikrofona konuşmak zorunda mı? İçişleri Bakanı konuşuyor. Başbakan vekili konuşuyor. Yardımcısı konuşuyor. Gerekli bilgiler toplanıp değerlendirme yapıldıktan sonra size bilgi verilecektir, deyin ve susun. ... PKK uluslararası bir marka. Nerede ise Kürtlerden başka herkes bu işe müdahil. Sağlıklı araştırma imkanı olsa Kandildekilerin dahi bu işten haberi olmadığı anlaşılır. Onların kontrolünden çıkmış iş. Teröre karşı kamuoyu desteğini sağlamak ne demek? Madem bu tip olayların ülkeyi belli bir istikamete yönlendirmek.. Veya İstikametinden caydırmak gibi bir amacı var.. O zaman bu amacı doğru tespit edip kamuoyunu yönlendirmek demek. Bu işi yapabiliyor muyuz? Bir yerde ölüm, patlama olduğu zaman Türk halkı kime öfkeleniyor, kimden hesap sorulmasını istiyor. Adres hep aynı. Daha doğru adresi bile bilmiyoruz.. Bir küçük anekdot 60’larda Kıbrıs’ta, Türklerle Rumlar arasında o bildik katliamlar başlayınca İngilizler arabuluculuk rolüne soyunmuş. Türk kesiminden Fazıl Küçük’le konu müzakere edilirken Fazıl Küçük’ün yanında bir de Türkler arasında sevilen sayılan müftü varmış.. Müftü, Rumlarla arabuluculuğa muhtaç hiçbir ihtilaflarının olmadığını, katliamları da Rumların yaptığına inanmadığını söyleyip olup biteni anladığını ima etmiş. Ertesi gün usulüne uygun öldürülmüş. Belki Türk kamuoyunu, Rumların din adamlarını öldürecek kadar işi azıttıklarına ikna etmişlerdir. Gerçi din adamı trafik kazasında ölmüş ama kamuoyunda böyle bir şüphe oluşturmaları zor değil. Bizim devlet ileri gelenleri bu durumu o tarihlerde hesap edebilseydi, Kıbrıs iki ucu kızdırılmış hançer gibi bağrımıza 50 sene saplı kalmazdı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT