BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hem kalleş, hem pişkinler

Hem kalleş, hem pişkinler

PKK, Abdullah Öcalan’a konulan avukat kısıtlanması gerekçesiyle masum insanları hedef alan hain saldırılar düzenliyor. Ardından, “önderimiz tecritte, bu yeterli savaş sebebidir” diyerek pişkinlik sergiliyor



ÖZEL HABER ADEM?DEMİR Devlet, Kürt meselesinin demokratik metodlarla çözümü için bir dizi adımlar atarken, PKK ise meseleyi kangrene dönüştürmekte ısrarlı. Örgüt, bu meseleyi ileri sürerek yaklaşık 30 yıldır cinayetler işliyor. Son zamanlarda ise masum insanlara yönelik can yakıcı saldırılarına da hız vermiş durumda. PKK’nın cinayetlerinin gerekçeleri her seferinde ayrı gibi gözükse de temelde aynı. Çünkü PKK, Kürt meselesinin çözümü için bugüne kadar hiçbir adım atmadı. Hatta İmralı tutuklusu Abdullah Öcalan’ın “eylemsizlik sürsün” türündeki talimatlarını da dikkate almadı. KANDİL ÖCALAN’I DİNLİYOR MU? Bunun en son örneği Diyarbakır’ın Silvan ilçesindeki askerlere yönelik saldırı sırasında net bir şekilde ortaya çıktı. Zira bu saldırıdan bir hafta önce Öcalan avukatlarıyla gerçekleştirdiği görüşmede “15 Temmuz’un bir hükmü kalmadı. Devletle görüşmeler, müzakerelere dönüşmek üzere. Onun için barış konseyleri kurulsun” derken 14 Temmuz’da Silvan’daki hain saldırı gerçekleştirildi. Ardından da şahin kanatta yer alan Cemil Bayık, “Devlet liderimizi kandırıyor” diyerek Öcalan’ın oyuna getirildiğini ve onun yaptığı çağrıların bir hükmünün kalmadığını söyledi. Yani örgüt, Kürt meselesinin görüşülerek çözümü noktasında adres olarak gösterdiği Öcalan’ı, sivil vatandaşlara yönelik gerçekleştirdiği saldırılarla madara etti. Bunun üzerine Öcalan da Kandil’in kendisini taşeron olarak kullandığını ifade ederek aradan çekildiğini söyledi. AYNI GEREKÇE Devlet, Kandil’in kalleşçe yapılan saldırılarla Öcalan’ı dinlemediği, hatta kimi zaman Öcalan’ın avukatlar aracılığıyla PKK’ya “eylem yapın, elimi güçlendirin” talimatı verdiğini somut şekilde görünce görüşmelere kısıtlama getirdi. Öcalan getirilen kısıtlama neticesinde 27 Temmuz’dan bu yana avukatlarıyla görüştürülmüyor. Devletin görüştürmeye getirdiği kısıtlama için ise genellikle “koster bozuk”, “gemi tamirde” veya “hava muhalefeti” gibi gerekçeler ileri sürdüğü biliniyor. İşte bu noktada PKK, tekrar Öcalan’ı bahane ederek saldırılar gerçekleştiriyor. Öcalan’a konulan ve yaklaşık 2 aydır devam eden avukatlarla görüşme yasağını “tecrit” olarak ileri süren ve bunun için tehditlerde bulunan PKK, üzerine çizdiği Öcalan’ı bahane ederek vuruyor. Ardından da büyük bir pişkinlik sergileyerek “Önderliğimizin tecridi yeterli savaş sebebidir” iddiasında bulunuyor. Kandil’dekilerle Öcalan’ın birbirinden farkı olmazken, PKK’nın ve BDP’nin “Öcalan’la görüşmeler başlasın” demesi devlete kafa tutmak olarak yorumlanıyor. “KAMUSAL TEDBİR” Hukukçular Öcalan’ın dışarıyla iletişiminin kesilmesinin kamusal bir tedbir olduğunu belirtiyor. Yargıtay Emekli Savcısı Ahmet Gündel, “Öcalan’ın Türkiye’deki davası kesinleşti ama AHİM’deki davası devam ediyor. O sebeple Öcalan avukatlarıyla görüştürülüyordu. Bu bir haktır. Ama bu hakkın kötüye kullanılması durumu söz konusu. Öcalan cezaevinde kendisiyle görüşmeye gelen avukatlara görüşme adı altında örgüte talimatlar veriyor, maalesef örgütü buradan yönetiyor. Bununla aynı zamanda yeni bir suç işliyor. Hak, kötüye kullanıldığı için ceza hukuku veya hükümet Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine birtakım kısıtlamalar getirdi. Bir kamusal tedbirdir” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT