BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeniden Akdeniz

Yeniden Akdeniz

İsrail, Suriye, Ermenistan ve Güney Kıbrıs. Bu küçük memleketler, sıfır siyaset ilkemize rağmen Türkiye ile ihtilafı varlık sebebi gibi görmekteler. Mahallenin haylazları, Türkiye ile barıştan korkmakta, bizimle yüzde yüz işbirliğine girdiklerinde kendilerini inkâr etmiş olmaktan çekinmekteler.



İsrail, Suriye, Ermenistan ve Güney Kıbrıs. Bu küçük memleketler, sıfır siyaset ilkemize rağmen Türkiye ile ihtilafı varlık sebebi gibi görmekteler. Mahallenin haylazları, Türkiye ile barıştan korkmakta, bizimle yüzde yüz işbirliğine girdiklerinde kendilerini inkâr etmiş olmaktan çekinmekteler. Onun için teröre destek olmaktalar. Yurdumuzda neredeyse saat başı yaşanan her şahadetin arkasındaki adresler sadece batıda değildir. Türkiye ve İsrail bir buçuk sene evveline kadar güya müttefiklerdi. Ergenekon zihniyeti TSK’yı adeta her alanda Tel Aviv’e mecbur etmişti. Ne kadar çürük bir dostluk olduğu Mavi Marmara katliamıyla ortaya çıktı. Dost dosta bunu yapar mı? Milletlerarası sularda silah ve savunma imkânı olmayan dokuz sivil vatandaşımızı öldürdüler. Devletimizin münasebetlerin düzelmesi için masaya koyduğu şartlar belli. İsrail, ne özür diledi, ne tazminat ödedi ve ne de Gazze’ye uyguladığı ambargoyu kaldırdı. Aksine lobisini devreye sokarak BM’den Palmer adı verilen adalet için yüz karası bir rapor çıkarttı. Ancak İsrail, orada da kalmadı. Şimdi Rumlarla doğu Akdeniz’i denizaltı ve üstüyle paylaşma çalışmasındalar. Bir süredir Akdeniz’e dair dikleşiyordu. Mavi Marmara Gemisi’ni kendi suları dışında durdurup katliam yapması bundandır. İsrail, ayrıca petrol platformuna hava desteği de vermekte. Bu şer tahrikler bizim için hayırlı gelişmelere yol açtı: 1-Seyr-ü sefain serbestisi bakımından savaş gemilerimiz Akdeniz’de bayrak gezdirmeye başladılar. 2- KKTC ile münhasır ekonomik saha imkânına zemin hazırlayacak Kıta Sahanlığı Andlaşmasıyla Türkiye ve KKTC de Akdeniz’de petrol arama kararı aldı. Akdeniz, Osmanlı zamanında asırlarca Türk gölüdür. Avrupa’nın ‘Barbaros’ dediği kaptanı derya Hızır Hayreddin Paşa, Cezayir’le Ceyhan arasını gönderinde üç hillali bayrak ve güvertesinde Ezan-ı Muhammedi’nin yükseldiği kadırgalarla bir büyük göl haline getirmişti. Dünkü Türkiye, denizlerden seyr ve karalardan sefer ile dünya devleti olmuştu. Asrımızda onlara hava unsuru da katıldı. Yeni hedeflere varmak büyük nüfus, güçlü iktisat ve kara, hava ve deniz hakimiyetimizle mümkündür. Dün Akdeniz bizim için bir körfez, bir liman gibiydi, gemilerimiz buradan dünya sularına kuğular gibi süzülürdü. Bakalım bu millet, yeniden Barbaroslar çıkartabilecek mi? Çok fazla işitilmedi, Davutoğlu Hoca, o sözü bir kere ve bin kere daha tekrar etmeli: -Kimse, bizi Anadolu’ya hapsedemez!!! Şiirler, bazen tapu belgesi gibidir. Merhum Yahya Kemal Beyatlı, bunu isbat etmekte. O ne muhteşem mısralardır öyle... Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor? Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor! Adalar’dan mı? Tunus’dan mı, Cezayir’den mi? Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor; O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT