BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İçtima sendromu*

İçtima sendromu*

Uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bir konudur. Gönül arzu ederdi ki, bu konulara ilgili üniversitelerimiz el atsın. Araştırmalar yapsınlar. Dosyalar hazırlasınlar. Kamuoyuna sunsunlar.



Uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bir konudur. Gönül arzu ederdi ki, bu konulara ilgili üniversitelerimiz el atsın. Araştırmalar yapsınlar. Dosyalar hazırlasınlar. Kamuoyuna sunsunlar. Ama üniversitelerimizin vakti yok. Seramik fabrikalarının, boya fabrikalarının hızlandırılmış kurslarında bile daha iyi adam yetişiyor. Kısacık kursu bitirenler hiç olmazsa bir meslek sahibi oluyor. Neyse konumuza dönelim. Bizde mecburi askerlik hizmeti var. Okuyanı, okumayanı bu tezgahtan geçiyor. Kimi 15 ay, kimi 6 ay başka bir dünyada yaşıyor. O dünyada ilişkiler farklı. Mekanik bir hiyerarşi var. En alttakilerin üsttekilere.. Üsttekilerin sırayla alttakilere bir bakışı var. Üsttekilerin mesleği bu. Fakat erat denilen büyük kesim mecburi hizmetten sonra oradan ayrılıyor. Diyorum ki mi demeliyim, iddia ediyorum mu demeliyim.. Kısa gibi görünen o sürede insanlar neredeyse formatlanıyor. İnsan ilişkileri bozuluyor. Ondan sonraki hayatında.. Köyüne kasabasına döndüğü zaman her probleme düzen nizam zannettiği pencereden bakıyor. Zihninde hep aynı çözüm canlanıyor: İnsanları sıraya dizeceksin.. Sağ baştan say diyeceksin.. Fırçalayacaksın. Höööt deyince duracaklar.. Ya da durmaları lazım. Yıkarım diyeceksin.. Bir problem daha çıkıyor ortaya.. Bunu kim diyecek. Özel hayattaki ilişkiler askerdeki gibi değil ki.. Herkesin kolunda omuzunda bir işaret yok ki bakılsın. Ama şu var: Herkes hayalinde sıraya dizen emri veren koltuğa kendini oturtuyor. Fırsat bulunca höt diyor. Daha gür bir ses çıkınca toparlanıyor. Eşitini görünce tartıyor. Konuşmak, anlamak, düşünmek yok. İlgili, fakültelerin bu konuyu araştırmasını çok arzu ediyorum. Tam tarafsız olması için bu tezgahtan geçmemiş bayan akademisyenlerin saha araştırması yapması lazım. Henüz gitmeyen, olaylara nasıl bakıyor, ilişkileri nasıl.. Gidip gelenlerin nasıl. Giden, kamu kurumlarına, kurumlardaki hiyerarşiye nasıl bakıyor.. Gitmeyen nasıl bakıyor. Geçen gün bir kanalda bir valimizin bir köy-kasaba ziyaretini gördüm. Tavırları, köye girişi çıkışı vali gibi değildi.. NATO Müttefik Kuvvetleri Komutanı gibiydi.. Karşısındakiler halk değil.. Teftişe hazır birlikler. Varlıklı muhitlerdekiler değil ama sıradan mahalle karakolları da halkı ara sıra teftiş edilmesi gereken birlik gibi görüyor. Süresiz izine ayrılan erat gibi. Emniyet de bu hazır şablondan etkilenmiş. Hem iç hiyerarşileri hem de halkla ilişkileri eratla- başçavuş kıvamında. Bu üslubun birinci sebebi köylülük.. Askerlik hizmeti bu genetik yatkınlığı şekillendiriyor. Görünür ve fırsat buldukça kullanılabilir hale getiriyor. Mecburi hizmetin sivillere böyle bir zararı var: Üstten birini gördü mü eğil.. veya toparlan. Alttan birini gördü mü hizaya sok.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT