BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Plajda çadırların kurulduğu günden bugünlere geldik

Plajda çadırların kurulduğu günden bugünlere geldik

Bu hafta Pazar Kahvesi olarak, Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliğinin (TUROP) Geleneksel Eylül ayı toplantısının davetlisiydik.



Pazar Kahvesi’nin bu haftaki konuğu Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROP) Başkanı Timur Bayındır oldu. 40 BİN YATAKTAN 1 MİLYON YATAĞA Bayındır, “70’li 80’li yıllara bütün Türkiye’de sadece 40 bin yatak varken Rodos’ta 100 bin yatak vardı. Şu anda Türkiye’de 1 milyon yatak var, Yunanistan’ın 500 bin yatağı yanımızda önemsiz kaldı. Üstelik bizim otellerimiz çok bakımlı ve yeni” dedi. 30 MİLYON TURİST HEDEFİNİ AŞACAĞIZ Timur Bayındır, “İstanbul’da ilk 8 ayda ortalama yüzde 15’lik bir artış, ülkemiz genelinde ilk 7 ayda ortalama yüzde 11’lik bir artış söz konusu. Bu rakamlar yılın sonunda hedefimiz olan 30 milyon turist sayısını geçeceğimizi gösteriyor” diye konuştu. İSTANBUL, TURİZMİN BAŞKENTİ OLMAYA ADAY Tatil çoktan bitti. Okulların da açılmasıyla birlikte iç turizmde yoğunluk azalırken birçok yerli yabancı turist de memleketlerine döndü. Bu arada, sonbaharla birlikte İstanbul, Paris, Berlin, Barselona gibi büyük şehirlerde kongre ve fuar turizmi hız kazandı. Büyük turizm acenteleri 2012’yi şimdiden planlamaya başladı. MasterCard Hedef Şehirler İndeksi’ne göre, 132 kent içinde İstanbul turizmin başkenti olmaya aday şehirlerden... Bu hafta Pazar Kahvesi olarak, Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliğinin (TUROP) Geleneksel Eylül ayı toplantısının davetlisiydik. 40 yıldır sektörün nabzını tutan dört dönemdir Turop’un Başkanlığını başarı ile sürdüren Sayın Timur Bayındır ile görüştük. Tatil yapmaya pek de fırsat bulamayan başkana “Sizin için tatil nedir ?” diye sorduk. Timur Bey özlemini duyduğu tatili bize anlatırken sohbetimiz de başlamış oldu. İşte, biraz bizden, biraz Avrupalıdan turizme bakış açıları ve şu andaki mevcut durumumuz. > “Sizin için tatil nedir ?” diyerek sohbetimize başlayabiliriz. Deniz kenarında bir gölge yerde, ayaklarınızı uzatıp, telefonun gazetenin olmadığı, işin peşinizden gelmediği bir ortamda kitabınızı elinize alıp zihnen dinlenebilmenizdir. Birisi size “gel şu taşları denizde sektirelim” dediğinde “sen gel” diyecek kadar rahat bir hâle sahip olmaktır. > Yılın bitmesine 3 ay kaldı; bu yılın turizm açısından sonuçları nasıl olur? İstanbul ve ülkemiz turizminde yoğun günler yaşıyoruz. İstanbul’da ilk 8 ayda ortalama yüzde 15’lik bir artış, ülkemiz genelinde ilk 7 ayda ortalama yüzde 11’lik bir artış söz konusu. Bu rakamlar yılın sonunda, 30 milyon turist sayısını geçeceğimizi gösteriyor. Hedefimiz 30 milyondu; öyle görünüyor ki bu hedefi aşacağız. Geçen sene 28 milyondu şu anda yüzde 15’lik bir artış var. > Hedefleri neye göre koyuyorsunuz? Bir önceki yılın verilerine göre mi? Bir önceki yılın ortalamalarına göre değil de Avrupa’nın çeşitli kentlerinde Şubat ve Mart aylarında yapılan büyük bir takım fuarlarda gördüğümüz ilgiye göre diyebiliriz. Bu fuarlarda tur operatörleriyle görüştüğümüzde satışların bir önceki yılda söz konusu mevsimde ne kadar artmış veya azalmış olduğuna göre tahminlerde bulunmaya çalışıyoruz. Geçen sene fuar notlarımız çok iyiydi. Satışlarda yüzde 20 bir artma vardı. Biz ihtiyaten yüzde 10’luk bir artış hedefi koymuştuk. Son zamanlarda dünya kaynayan bir kazan ve tedbirli davranmak gerekiyor. Bir de toplumda yanlış bir kanaat var; zannediyoruz ki: Suriye’de, Yunanistan’da ve civar ülkelerde çeşitli krizler yaşanıyor ve bu ülkelerin müşterisi bize gelir; oysaki bu yanlış. Geçen sene biz Suriye’den 1 milyon, Yunanistan‘dan 500 bin kişi alırken bu sene, 150- 200 bin, Suriye’den sadece 300 bin kişi aldık. Dolayısıyla kaybımız da var. Belki farklı ülkelerden oralara gidecek turistlerden bize dönenler var ama bu ülkelerden gelenleri de kaybediyoruz. > Küçücük Yunanistan bizden çok turist çekiyor, daha çok biliniyor diye hayıflanıyoruz. Eskiden bu böyleydi. 70’li 80’li yıllara kadar Yunanistan’ın turizmi bizim çok üstümüzdeydi. Bütün Türkiye’de sadece 40 bin yatak varken Rodos’ta 100 bin yatak vardı. Böyle olunca da mukayese imkanı da yoktu. Şu anda Türkiye’de 1 milyon yatak var ve Yunanistan’ın 500 bin yatağı yanımızda önemsiz kaldı. Üstelik bizim otellerimiz çok bakımlı ve yeni. Sahillerimizde çadırların kurulduğu günlerden bugüne geldik. > Yabancı turistlerin bizden çok daha ucuza tatil yaptığı şeklinde bir inanış var. Böyle bir inanç var ama bu yanlış bir kanı. Bütün mesele erken rezervasyon. Şöyle ki: 500 odalık bir otelde, bir acente neredeyse bir yıl önce tümüne rezervasyon yaptırıyor. Elbette ki bu durumda daha ucuza hizmet alınır. Avrupalı bize göre çok planlı. Şu anda gidin bir Avrupalıya size 2012’de ne zaman tatil yapacağını söyleyebilir. Nereye gideceğine de aşağı yukarı karar vermiştir. Bunu bilen operatörler de özellikle Avrupalı müşterileri için çok rahat 500 odalı bir otelde 200’ünü kapatabilir. Oysa biz milletçe daha çok bireysel hareket etmeyi severiz. Son dakika tatiller organize eder, iki aile bir arada otururken “ Hadi önümüzdeki hafta tatile çıkalım, şuraya gidelim” deriz. Hatta yola çıktıktan sonra kapı kapı gezen tatilcilere de alışkınız biz. Tur operatörlerinden destek almak yerine kendimiz otel seçeriz. Oysaki ucuz tatil yapmak istiyorsak doğrusu çok önceden planlayıp tur satın almaktır. Ancak bu şekilde yabancının fiyatıyla hizmet satın alırsınız. > Yabancı turist profili hedefleriniz açısından tatmin edici mi? Turistleri tatil için, kültür için ve kongre için gelenler olmak üzere 3 gruba ayırıyoruz. Tatil için gelen bir harcarsa, kültür için gelen iki, kongre için gelen üç harcar. Kongrelere gelen turistlerin masraflarını ekseriyetle kurumlar öderler. O zaman da kongreci daha çok 3 yıldızlı değil, 5 yıldızlı otelde kalır, kebapçı da değil güzel bir lokantada yemek yer. Hediye almak için daha cömert olur. Kültür için gelenler araba kiralar, rehber kiralar, müzeleri gezer, aldığı hediyeler çok daha özel olur. Ailesiyle birlikte gelerek çoluk çocuk ‘her şey dahil’ tatil anlayışında tatilciler için öncelik rahatlıktır. Belli bir yaştaki çocuklarına fazla masraf yapmadan, ne harcayacağını bilerek gelir. Bunlar daha çok Avrupa’nın orta halli aileleridir. Burada bir başka sorun var. Fiyatlar gereğinden ucuz ve bölge turizminin olumsuz etkilediği çeşitli noktalar var. Lüks bir hizmet, çok ucuza satılıyor. Tesisler eskidiğinde sonuçlar ne olur? Bu fiyatlarla hem kazanıp hem de kaliteli hizmet nasıl verilir? Bunları iyi analiz etmek gerekir. > Maalesef zaman zaman yabancı turistlerle ilgili olarak çok üzücü şeyler de yaşanıyor. Bu nedenle turizmin etkilendiğine, rezervasyonların iptal edildiğine dair bir bilgi var mı? Kitlesel bir şey yok. Ancak devamlılık gösteren hadiseler, elbette ki turizmi olumsuz etkiler. Bireysel olaylar, bütünü, genel algıyı etkilemiyor belki ama yaşanalar da hiç hoş değil. Yabancılar çok rahatlıkla, yurdumuz genciyle korkmadan arkadaş olabiliyor. Bizim çok sınırlı, belli bir kalıpla ve değerlerle büyümüş genç delikanlımız karşı tarafın bu rahatlığını yanlış değerlendirebiliyor, arkadaşlık konusunu çok ciddiye alabiliyor. Sonrasında da kendine ters gelen bir durum ile karşılaştığında karşı tarafa zarar verebiliyor. Diğer taraftan gençler başka bir ülke vatandaşı olabilmek için orta yaşlı hanımlarla evliliği düşünebiliyor. Durumlar istediği gibi gitmeyince de karşı tarafa inanması güç zararlar verebiliyor. Maalesef hâlâ gençlerimizin ciddi bir kısmı bu kültürel farklılıkları taşıyacak durumda değil. Yurt dışına gitme hayalleriyle, denkleri olmayan ilişkiler yaşayabiliyorlar. Ayrıca bizde yabancıların her türlü davranışa açık olduğu gibi bir yanlış anlayış var. > İstanbul’u yeteri kadar tanıtamadığımızı ve koruyamadığımızı düşünüyorum. Bu konuda ciddi çabalar var ancak istenilen noktada değiliz. Ocak - Temmuz ayları arasında İstanbul’u 4 milyon yabancı turist ziyaret etmiş. Avrupa’ya bakıldığında örneğin Roma’ya 15 milyon, Paris’ e 40- 50 milyon yerli ve yabacı turist geliyor. Diğer taraftan Paris’te her hafta bir büyük organizasyon, fuar mutlaka vardır. İstanbul’da ICCA’nın hazırladığı rapora göre dünyanın en önemli kongre şehirleri arasında 7. sıraya yükseldi. Ancak şehrin tarihsel dokusunun, binalarının vb. yeteri kadar korunamadığı doğru. Gerçi son 4- 5 yıldır camilerin, türbelerin, çeşmelerin birçoğu restore edildi. Ama yetersiz. Paris’de asla binaların dışına dokunamaz, bir çivi çakamazsınız. Ama içeriden istediğiniz gibi bir yapı oluşturabilirsiniz. Aynı şekilde İstanbul’da da belediye ve özel sektör ortak bir şehircilik anlayışı geliştirmeli, şehrin tarihi dokusu korunmalıdır. > Bir turizmci olarak ülkemizde mutlaka görün dediğiniz yerler nereler? Her yeri ayrı güzel bu ülkenin. Sınırlamak haksızlık olur. Metropolleri, Anadolu şehirleri, sahilleri, yaylaları ile görülecek o kadar çok yer var ki. Türkiye’de hâlâ deniz görmemiş insanlar var Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROP) Başkanı Timur Bayındır, Avrupalı bir turist ile Türk turistin tatil anlayışının çok farklı olduğunu söylüyor. Bayındır, “Turistin tarifi, evinin 100 km uzağına çıkandır. Ülkemiz de hâlâ İstanbul’u bilmeyen, deniz görmemiş insanlar var. Oysa Avrupalı çok farklı. Örneğin, onlar çok erken yaşlarda gezmeye başlıyor. Neden? Çünkü Avrupalı gençler erken yaşlarda ailelerinin yanından ayrıldığı için sorumluluklarını da erkenden alırlar. Dolayısıyla erken yaşta çalışırlar. Para kazanır, biriktirir ve para kazanmaya başladığı andan itibaren de gücüne göre tatil planı yapar; talebe hostellerinde kalır; sandviç yer, metroya, otobüse biner, sırt çantası omzunda daha korkusuzca gezer. Bizde ise gençlerin erken tatile çıkma, hele de farklı bir ülkeye gitme oranı oldukça düşüktür. Ekonomik şartların ağırlığının yanı sıra aileye bağlılık fazladır. O kadar rahat aileden bağımsız gezemez. Orta yaş grubunda genel olarak Avrupalı tatile dinlenmek için çıkar. Tatil köylerini tercih edenler dinleneyim, uyuyayım derdindedir. Biz “Çok yiyelim, içelim eğlenelim” deriz. Otellerde Türk müşteri çok sevilir. Çünkü bahşişi boldur. ‘Bana iyi baksın’ anlayışıyla garsonu görür. Sadece ülkemizde değil dünyada severler Türkleri. Yunanistan’da da İtalya’da da öğrendiler, elimizin açıklığını” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT