BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > The Globalist Seyr-i Âlem

The Globalist Seyr-i Âlem

1.35 milyarlık Çin ve 1.24 milyarlık Hindistan beraberce dünyadaki her 5 insandan ikisini barındırıyor - ve toplam nüfusları dünyanın 1950 yılındaki toplam nüfusuna eşit.



1. Küresel Test Nüfus milyarderleri: Çin Hindistan’a karşı 1.35 milyarlık Çin ve 1.24 milyarlık Hindistan beraberce dünyadaki her 5 insandan ikisini barındırıyor - ve toplam nüfusları dünyanın 1950 yılındaki toplam nüfusuna eşit. Dünyada milyar nüfusa sahip olan sadece Çin ve Hindistan olsa da, her iki ülkenin nüfus gidişatı birbirinden farklı. Acaba Hindistan’ın nüfus artışı Çin’i ne zaman geçer? A. 40 yıl içerisinde B. Şimdi geçiyor C. Çoktan geçti (Son 30 yıl içerisinde) D. Hepsi A. 40 YIL İÇERİSİNDE. DOĞRU. Önümüzdeki 40 yıl içerisinde Hindistan’daki nüfus artışı Çin’i büyük farkla geçecek. Çin’in nüfusu 2050 yılına kadar 46 milyon azalırken, Hindistan’ın nüfusu 467 milyon artacak. Yüksek büyüme hızı sebebiyle Hindistan nüfusu, Çin nüfusunu 10 yılda, yani 2021 yılında geçecek. O tarihte Hindistan nüfusu 1.4 milyara ulaşırken, Çin nüfusunun 1.39 milyar olması bekleniyor. B. ŞİMDİ GEÇİYOR. DOĞRU. Hindistan’ın mevcut yıllık nüfus artışı, Çin’in üç katı seviyesinde. Her yıl Hint nüfusu 17 milyon artıyor, Çin nüfusu ise 6 milyon. Hindistan 78 milyon olan yıllık nüfus artışıyla, dünyanın yıllık nüfus artışının yüzde 22’sini teşkil ediyor. Ayrıca, Hindistan’ın mevcut nüfusu, bütün gelişmiş ülkelerin toplam nüfusuna yakın. Ancak bu ülkelerdeki nüfus artışı Hindistan’dakinin dörtte biri kadar. C. ÇOKTAN GEÇTİ (SON 30 YIL İÇERİSİNDE). DOĞRU. 1950’ler, 60’lar ve 70’lerde Çin’in nüfus artış hızı Hindistan’ı geçmişti - Çin nüfusu yıllık ortalama 14 milyon, Hindistan nüfusu ise 11 milyon artıyordu. Ancak o tarihten beri Hindistan hızla Çin’e yetişti. Son 30 yılda ise - 1980’ler, 1990’lar ve 2000’ler - Hindistan’ın nüfus artışı Çin’i büyük bir farkla geçti. Hindistan yılda ortama 17 milyon büyürken, Çin 12 milyon büyüyordu. D. HEPSİ. DOĞRU. Çin ve Hindistan nüfusu yakın geçmişte farklı oranlarda büyümüş olsa da, 20’nci yüzyılın ikinci yarısında yaklaşık aynı miktarda büyüdüler; Çin 718 milyon, Hindistan da 682 milyon büyüdü. 1950’lerde doğurganlık oranı her iki ülkede de yaklaşık aynıydı, kadın başına 6 çocuk. Çin’deki 1 çocuk politikası sebebiyle ülkedeki doğurganlık oranı Hindistan’a göre çok hızlı düşmüştü. Günümüzde Çin’deki doğurganlık oranı kadın başına 1.6 ile nüfusu korumak için gereken seviyenin altında, Hindistan’da ise 2.6. Sonuç olarak, önümüzdeki yıllarda Hindistan’ın nüfus artışı Çin’e göre çok daha fazla olacak. Çin nüfusunun ise yaklaşık 15 yıl sonra azalmaya başlayacağı tahmin ediliyor. 2. İlginç Rakamlar 1- Bütün Afrika kıtası ekonomisinin üretimi (yaklaşık 1.9 trilyon dolar), hâlâ Almanya’nın (3.5 trilyon dolar) bir hayli gerisinde. (Wall Street Journal) 2- Dünya nüfusunun hızla arttığı yıllar olan 80’lerin sonunda nüfus her yıl 88 milyon artıyordu. (BM Nüfus Bölümü) 3- Günümüzde yıllık artış 75 milyona düştü - ve 2050 yılında sadece 40 milyona düşmesi bekleniyor. (BM Nüfus Bölümü) 4- Kendi başlarına bırakılırsa atmosferdeki karbondioksit seviyesi 1000 yıl daha yüksek kalacak - ve eğer bu yüzyıl boyunca kirlenme artmaya devam ederse bu süre daha da uzayacak. (The Economist) 5- Küresel uçak filosunun ortalama yaşı 12.3 yıl. ABD filosu 13.3, Türkiye filosu ise 6 yaşında. (ESG Aviation Services) 6- Pratik bir yöntem olarak, bir uçağın yaşını 3’le çarparak insan yaşı cinsinden ne kadar yaşlandığını anlayabiliriz. (Services) 7- 13 senelik bir uçak, 39 yaşında bir insanın yıpranmasına denk geliyor. (ESG Havacılık Hizmetleri) 8- ABD’de 2009 yılında kullanılan plastiğin sadece yüzde 9’u geri dönüşüme gitti. (ABD Çevre Koruma Ajansı) 9- Nijerya’da kişi başına düşen elektrik tüketimi, Güney Afrika’dakinin 30’da biri kadar. (The Economist) 10- ABD’de 1819, 1825, 1837, 1847, 1857, 1866, 1873, 1884, 1890, 1893, 1896, 1907, 1929, 1933, 1938, 1973, 1987, 1998, 2000 ve 2007-2009 yıllarında ekonomik kriz oldu. (Washington Post) 3. Dudak Okuma Christian Wulff ile Avrupa’daki kriz üzerine Avrupa ekonomik krizin pençesinden kurtulmaya çalışırken, kıtanın en büyük ekonomisi olan Almanya’dan çok şey bekleniyor. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, ülkesine yıkılmak istenen mali yüke karşı çıkan bir isim olarak öne çıkıyor. Bu bölümde Christian Wulff’un görüşlerini sunuyoruz. 1- Krizle başetmek için Avrupa hükümetlerinin izleyeceği en iyi yol nedir? “Hükümetler güven ve itibarı geri kazanmak için hızla ve cesurca hareket etmeli, aynı zamanda vatandaşların alacağı tedbirleri de göz önünde bulundurmalı.” 2- Vatandaşlar neyi anlamalı? “Problemlerimize gerekli çözümleri bulabilmek için herkesin fedakârlık yapması gerekli. Demokrasi bu kadar basit ve zor.” 3- Avrupa mevcut duruma nasıl düştü? “Uzun yıllardır bir çok ülke problemlerle başa çıkabilmek için kamu harcamalarını artırdı, daha fazla borçlandı ve piyasaya daha çok para sürdü. Aynı zamanda ülkeler iyi bir eğitime, meslek okullarına, geleceğe yönelik araştırma ve keşiflere yatırım yapacakları yerde, büyük miktarda tüketiyor ve spekülasyon yapıyordu.” 4- Sonuçta ne oldu? “Şimdi kamu finansmanında büyük delikler var ve verimli topraklara ekilebilecek değerli tohumlar boşa harcandı.” 5- Neden bir çok Avrupalı’nın öfkesini anlayabiliyorsunuz? “Adaletin gözetilmemesi insanları öfkelendiriyor. Giderek daha çok vatandaş, olan şeyin adil olmadığına ve krizin yükünün eşit bir şekilde dağıtılmadığına inanıyor.” 6- Siyasetçiler krizi daha kötü bir hâle getirdi mi? “Siyasetçiler, uzun vadede kalkınmayı sağlamak yerine, her zamankinden daha sık, aceleci ve geniş kapsamlı kararlar alıyor.” 7- Avrupa’nın nasıl bir lidere ihtiyacı var? “Siyasetçiler hareket etme kabiliyetini yeniden kazanmak zorunda. Borsalar her düştüğünde deli gibi davranmaktan vazgeçmek zorundalar. Kendilerini bankalara, derecelendirme kuruluşlarına ya da yanlı medyaya mecbur, burunlarına halka takılmış gibi hissetmemeliler.” 8- Avrupa’daki elitlerin rolü nedir? “Elitlerin başarısızlığı, uzun vadede sosyal uyumu tehlikeye sokar. Kendilerini elit sananların ve sorumluluk yüklenenlerin, kendi paralel dünyalarına çekilmemeleri gerekir.” 9- Kurtarılmayı bekleyen ülkelere ne diyorsunuz? “Finans dünyasındaki avantacılar, politikacıların - ve böylece aslında vergi mükelleflerinin - kendilerine bir güvenlik ağı sunmaya devam edeceklerini, çünkü kendilerinin bütün ekonomi için çok büyük ve çok önemli olduğunu sanmaya devam ediyor.” 10- Son olarak, Avrupa’daki dayanışmayı nasıl tanımlıyorsunuz? “Dayanışma, Avrupa fikrinin en temel parçalarından biri. Ancak dayanışmayı, başkalarına finansal destek vermek, garantör olmak ya da onların borçlarına ortak olmak olarak ölçmek yanlış olur.” Editör’ün Notu: Buradaki iktibasların tamamı Christian Wulff’un 24 Ağustos 2011 günü Fourth Lindau Nobel Ödülü toplantısındaki konuşmasından yapılmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT