BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dinin temeli olan dört hadis

Dinin temeli olan dört hadis

Peygamber efendimiz, gayet açık, kolay anlaşılır bir şekilde Arabi lisanının her lehçesi ile konuşurdu. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevap verirdi. İşitenler hayran olurlardı. Bunlara; “Allahü teala beni çok güzel yetiştirirdi” buyururdu.



Peygamber efendimiz, gayet açık, kolay anlaşılır bir şekilde Arabi lisanının her lehçesi ile konuşurdu. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevap verirdi. İşitenler hayran olurlardı. Bunlara; “Allahü teala beni çok güzel yetiştirirdi” buyururdu. Belagatlarını gösteren özelliklerinden biri de şu idi: Her kavmin üslubuna göre onlarla sohbet edip beliğ konuşan her kişiye kendi lugatince hitap ve cevap buyururlardı. Şehir halkına hitabı nazik, yumuşaklık üzere olurdu, çöl halkına (bedevilere) çok açık ve keskin söz söylerdi. Sözü kendilerine ne üslup üzere sevk etseler o üslub üzere cevap verirdi. Hadis-i şeriflerin her biri Peygamber efendimizin fesahat ve belağatlarına delalet eder. Bu kadar yüce ve büyük manaları, bu denli kısa söz, bu derece güzel tabirle ifade etmek fasihlerden kimseye müyesser olmamıştır. Bir kimse bunlardan herhangi birini iş ve hareket düsturu etse en büyük saadete yetişeceği kesindir. Bazı alimler dediler ki: “Muhammed aleyhisselam, İslam dininin dört temelini, dört hadisle bildirmiştir. Bu hadisler şunlardır: “Ameller niyyete göre değerlendirilir” “Helal meydandadır, haram meydandadır”, “Davacının şahid göstermesi ve davalının yemin etmesi lazımdır”, “Bir kimse, kendine istediğini, din kardeşi için de istemedikçe, imanı kamil olmaz.” Bu dört hadisten birincisi, ibadet; ikincisi, alış-veriş; üçüncüsü, adalet işleri, dördüncüsü de adab ve ahlak bilgilerinin temelidir.” Beyan olunmadık hiçbir şey kalmamıştır. Helali terk edip harama meyleden sırf nefsine hakim olamadığından bunu eder; yoksa bilmediğinden değil. Bütün davaların dayandığı şey şahitle yemindir. Bu hadis-i şerifte Resulullah efendimiz bunların her birinin yerini bildirip her türlü delil ve şahitle davasını isbat külfeti davacıya, yemin ise inkar eden kişiye lazımdır, demişlerdir. Hakiki mü’min o kimsedir ki, kendisi için neyi severse bir mü’mine de onu sever. Kendisinin nasıl olmasını isterse mü’min kardeşinin de öyle olmasını ister. Yoksa kendisine menfaat hasıl olup başkalarına mazarrat yetişmesine istemek kamil iman işareti değildir. “Dilini ve şehvetini haramdan saklayanı Hak tealanın Cennete koyacağına ben kefil olurum.” Haram yemekten ve içmekten, meşru olmayan söz söylemekten sakınan; ister erkek olsun, ister kadın olsun, zina fiilinden uzak kalan kimse kefilim demektir. Yarın: “Şehadet getiren kimse temiz kalbli olur”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT