BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çağın gerçeği: “Proje Oyun”

Çağın gerçeği: “Proje Oyun”

Seyircinin bile pek itibar etmediği, belki de güvenmediği için uzak durduğu futbolumuzun cazibesini sadece puan cetveline bakarak, sahadaki lezzetin de sadece tabelaya bakarak sağlanıyor olmasından muzdarip durumdayım.



------------------------------- Neden bilmiyorum ama bugün de takım analizleri ve futbolumuzun yüceliği üzerine yazasım yok. Genelde kalarak bir mukayese yapmak ve birçok eksiğimizden birine daha fazla dikkati çekmek istiyorum. Proje oyun, projelendirilmiş savunma ve projeleri çizilmiş ataklar bulamıyorum. ------------------------------- Seyircinin bile pek itibar etmediği, belki de güvenmediği için uzak durduğu futbolumuzun cazibesini sadece puan cetveline bakarak, sahadaki lezzetin de sadece tabelaya bakarak sağlanıyor olmasından muzdarip durumdayım. Barcelona’dan aldığımız keyfi, Premier Lig’den gelen namus kalitesini neden biraz bile bizde oluşturamadığımıza hayıflanıyorum. Oyunla ilgili yeterli proje üretemediğimizi, ya da sahada bunları yeteri kadar uygulayamadığımızı görüyor ve sonunda “ben de olsam gitmem” diyerek çıkıyorum işin içinden... “XAVİ-İNİESTA-XAVİ-İNİESTA, derken araya VİLLA veya MESSİ’ye, tık gol...” Bu bir projedir... Sağda Xavi ile İniesta ve Daniel Alves al-ver yapar, bir daha yapar, ortada İniesta‘ya verip tekrar al-ver yaparlar ve açamadıkları anda sahanın en uzak noktasında onlarla aynı şeyi düşünen Fabregas‘a atarlar. “Ben buradan açamadım, al sen oradan dene...” projesidir bu. Bunu SABRİ ile yapamazsınız çünkü o bir “proje adamı” değildir. Dünyanın rağbet ettiği ve çok geçerli olan; bir “doğaçlama futbol” harikasıdır, her takıma lazımdır, ama onun üzerinden ne savunma ne de hücum prensiplerini uygulayacak bir proje üretemezsiniz. Eskişehirspor karşısında birkaç küçük proje atak sundu takım. Şimdilik o kadar... Fenerbahçe’nin Alex ile kullandığı her duran top bir projedir. O topun altındakilerin yaptığı itiş-kakış yine bir proje olup çağın gereğidir. Caner‘in soldan gelişi de bir proje ürünüdür. Ama Türkiye için “gökdelen” olan bu projeler, Avrupa’ya çıktığınızda “gecekondu” gibi kalır. Bana Beşiktaş’ın şu 4 haftada bir adet “proje atak” veya ucundan kıyısından bir tanecik “proje gol” bulun, dişimi kırayım. Çoğu sallama toplara uzanan kafalardan oluşan goller... Trabzonspor’un gömülmeyen takıma karşı BURAK istikametine attığı uzun toplar bir proje sayılabilir ama o kadar... Samandıra’da, Florya’da, Ümraniye’de veya Mehmet Ali Yılmaz Tesislerinde çizilmiş, uygulaması yapılmış ve sahada pratiğe dökülen proje istiyorum ben... Projesi çizilip provası iyi yapılmamış oyunu, biz zaten arsalarda, veya halı sahalarda oynuyoruz. Eminim ki siz de “şu takım bunu iyi yapıyor” demek istiyorsunuz... Ama diyemiyorsunuz... Belki de o nedenle maçlara gitmiyorsunuz... Ya da; seyirciyi güdümlemekten takımını “adam etmeye” ve teknik adamına sağlıklı “projeler üretmek” imkanı sağlayamayanlara tepkilisiniz... Tribünlerin boş kalmasını araştırırken 3 Temmuz sabahından başka nedenler aramaya çalışıyorum gördüğünüz gibi... Bunu bulabildim ve bununla yetinmek istiyorum. O nedenle mutlu değilim... Ama eminim ki sizler de mutlu değilsiniz... Şartlar belirlendi! Türkiye’ye gelecek yabancı oyuncular için yeni kıstaslar belirlenmiştir... Şöyle: 1- 34’ten gün almış olacak. 2- Hafif ve müzmin bir sakatlığı olacak. 3- Forma sattıracak kadar ünlü olacak. 4- Takıma veya ülke futboluna ne katkıda bulunacağı, ancak bu şartlar oluştuğu zaman değerlendirilir. Şiir gibi futbol Bakın bakalım 1966 yılında yazılan bu şiire ilham olan nedenler, 2011 yılında ne kadar değişmiş... Maç başladı Seyirciler oyun peşinde Oyuncular top peşinde Maç bitti Taş, minder, şişe Tekme, tokat, kroşe Seyircisi, oyuncusu Hepsi hakemin peşinde Ümit Yaşar Oğuzcan 1966 POST-İT İddianamenin oluşturacağı dava değil, Davanın sonu ise hiç değil, İddianamenin kabulü bile; büyük bir felaketin eşiğinde olduğumuzu işaret ediyor... S-ÖZ (Çetin Altan) “Bu topraklarda horoz dövüşünden futbola aniden geçilmiştir. Sıkıntı buradan gelmektedir...” > Geçen hafta bir Arda yazısı yazayım dedim, karşısına hemen Messi koydular. Yutkundum biraz. Kendime geldim. Yanlış maçın öncesinde yazdığımı fark ettim
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT