BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Daha dua bile edememiştim!..”

“Daha dua bile edememiştim!..”

“Çok da zayıflamıştım... Babam görse pek çok üzülürdü ama ben sabrediyordum... Her şeye rağmen eşimi çok ama çok seviyordum. O bana çok büyük nimetti...”



Eşimle 1992 yılında görücü usulü evlenmiştik. Dini bütün bir insanla evlenmekti niyetim. Gözümde ne para ne pul vardı. Şükür dualarım kabul olmuştu. Hem dini bütün hem eli yüzü düzgün bir eş nasip etti Rabbim. Eşim, bir akrabasının yanında asgari ücretin az üstünde bir maaşla çalışıyordu. Ailesi istediğinde babam demişti ki: -Kızım bu bütçeyle geçinemezsiniz. -Babacığım asgari ücretle geçinenler var. Bizimki biraz daha fazla diye teselli etmiştim... Altı ay nişanlılıktan sonra evlenmiştik... Hayat bayağı zordu. Bunu anlamıştım. Kıt kanaat geçiniyorduk... Evim yeni binaydı. Her yer küf kokuyordu. Bütün çeyizlerim yeşillenmişti küften... Yakacak sıkıntısı vardı. İdare etmek zorundaydım... Gündüzleri o yaş ve soğuk evde battaniye altında titreyerek oturuyordum. Soba yakamıyordum. Buz gibi suyla görüyordum mutfakta işlerimi... Sabah namazına kalkınca sobayı yakıyor, kahvaltı hazırlıyordum ona. Sıcak suyla abdest aldırıyordum. Ama kendime aynı kolaylığı yapamıyordum. “Ben idare ederim o hasta olmasın” diye düşünüyordum... O gittikten sonra akşama kadar o soba hiç yanmıyordu. Pek beslenemiyorduk... Sürekli hasta oluyordum. Eşim başımda az mı bekledi, elinde sirkeli bezlerle. Her şeye rağmen eşimi çok seviyordum. O bana çok büyük nimetti... Bu nimet bana nasip olmuş ya, bunlara sabretmeye değerdi... Geçinip gidiyorduk kendimizce... O akşama kadar... Bir akşam kapı çaldı. Eşim geldi ama kederliydi. İşten çıkarılmıştı. İçime bir taş oturdu o an... Nasıl bir duygu bu anlatamam... Çaresizlik ve korku... Akşam namazını yeni kılmış dua bile edememiştim. Seccademe oturdum ve ağlaya ağlaya tek sığınacak kapımız olan, “İste kulum ben vereyim” diyen, her şeye kâdir olan Rabbime açtım ellerimi: “Ya Rabbi sen bize helal rızk kapısı aç. Dosta düşmana muhtaç etme ne olur Rabbim. Bir hayırlı müessesede iş nasip et ne olur” diye yalvardım. Boynu bükük gözüm yaşlı... Nasıl üzgünüm... O an aklıma geldi... Her gün aldığım can yoldaşı gazetemde bir iş... Eşime dedim ki: -Hani sana ilmihal veren biri vardı ya... Ona gitsene... Hayatım o belki yardımcı olur, bir git. Duam kabul olmuştu... Eşim gitmiş ve orada işe başlamıştı. Zamanla elimiz düze çıktı. Hanemize bereket geldi. Her daim şükrettik. Rabbim ev almayı da nasip etti... Bize bu ekmek kapısını nasip eden Rabbime şükürler olsun. Bize iş verenlerden Allahü teala razı olsun. Onları başımızdan eksik etmesin. Bunlara vesile olan rahmetli Mehmet Oruç ağabeyimizin de mekânı cennet olsun... > Hayriye Öztürk-İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT