BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mersin’e “temiz”, tersine “kirli”; hangisi?..

Mersin’e “temiz”, tersine “kirli”; hangisi?..

Adamlar, “dünyanın en değerli markalarından biri olan” UEFA Şampiyonlar Ligi’ni, dahası futbolu, dahası sporu “kirden, çirkeften korumak için”, her türlü mahkemeyi, her türlü tazminatı göze alıyor, bir yıl önce “sıfır tolerans” diye “talimat çıkarıyor” ve bunu uyguluyor;



Adamlar, “dünyanın en değerli markalarından biri olan” UEFA Şampiyonlar Ligi’ni, dahası futbolu, dahası sporu “kirden, çirkeften korumak için”, her türlü mahkemeyi, her türlü tazminatı göze alıyor, bir yıl önce “sıfır tolerans” diye “talimat çıkarıyor” ve bunu uyguluyor; bitmedi, işi Avrupa Birliği’ne kadar götürerek “şikeyi önleyecek” her türlü tedbirin, üstelik en ağır, en sert cezaları da beraberinde getirip, alınmasını istiyor; biz bir yandan “adamları yerden yere vururken”, futbolu, dahası sporu kire, çirkefe boğacak bir yolu “yeniden açmak için” elimizden geleni ardımıza koymuyoruz!.. Kulüplerin başkanları, yöneticileri, Ankara’da partilerin, bakanların kapılarını dolaşıp “Aman kanunun şike maddesini değiştirin, cezaları indirin, düşme olmasın” diye yalvarırken, Futbol Federasyonumuz, “bin dereden su getirerek”, şike ile ilgili kararı ertelemek için her türlü cambazlığı yapıyor!.. Bakınız, “şike” sadece “başka takımların, başka yöneticilerin, teknik adamların, futbolcuların emeğini, ödüllerini, ekmek paraları çalmak” değildir; dahası “çok daha kötüdür!..” Şike, uluslararası “karanlık” bahis şirketleriyle, mafyanın yönetimindeki silâhlı çetelerin tetikçilik yaptığı şike örgütlerinin el ele “futbol, basketbol başta her türlü sporun girdiği bahis oyunlarında hileli ve anlaşmalı müsabakalarla insanları soymasıdır!..” Şimdi soruyorum; şike, “hırsızlık” demek değil midir, nitelikli yağma değil midir, soygun değil midir, nitelikli sahtecilik, dolandırıcılık değil midir, suç işlemek gayesiyle örgüt kurmak değil midir, ihaleye fesat karıştırmak değil midir, zimmet değil midir, rüşvet değil midir, kara para aklama değil midir; üstelik şike, “tek tek” değil, “bunların bütünüdür!.” Türk Ceza Kanunu’nda “bu suçların cezası”, hem de “teker teker” en az 2-4 yıldan başlamakta, 12-15 yıla kadar çıkmaktadır; dahası işe “silâh ve örgüt” girince, cezalar çok daha ağırlaşmaktadır ve de altını çiziyorum, “kamu yararına” derneklerin (yani spor kulüplerinin de) yöneticilerine, “yukarıdaki suçların bazılarında” tıpkısının aynısı “kamu görevlisi” gibi “arttırılmış ceza” verilmektedir!.. Peki, neden; bu suçların cezaları “iki yıldan fazladır?..” Zira, “iki yıldan fazla olan” cezaların “ertelenmesi” yoktur, “günlüğü 20-100 liradan adli para cezasına çevrilmesi” yoktur ve de 2 yıldan az ceza alanın “bir gün hapis yatmadan salıverilmesi” mümkündür!.. İşte Kulüpler Birliği Vakfı yöneticilerinin, kapı kapı dolaşıp gerçekleşmesini istedikleri şey de budur; “Cezalar 2 yıldan az olsun!..” Yani, “şike yapanın yanına kâr kalsın”; hapis yatmadan, “şikeden vuracağı paranın binde birini para cezası olarak ödeyip”, sülalesine yetecek parayı bankalarda istif edip, keyif çatsın!.. “Cezalar çok ağır” diye ağlaşarak, “işin tüyler ürpertici bu tarafını” halka göstermeden, 6222 sayılı kanun ile “kapanmaya başlayan” şike yolunun “yeniden” otobana çevrilmesi için ellerinden geleni yapanlar, hiç utanmıyorlar mı?.. Amerika ve Avrupa “şikeyi önlemek için” devletleri, başta adli ve idari mekanizmaları olmak üzere tüm güçleriyle harekete geçirirken, “biz ne yapmaya çalışıyoruz?..” ABD ile Avrupa’da ekmek bulamayan uluslararası “karanlık” bahis şirketleri ile “mafyalı” şike organizatörlerinin fink atacağı ülkelerden biri hâline gelmek için mi yarışacağız?.. İnanıyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu çirkin oyuna gelmeyecek, elin oğlu “Mersin’e giderken”, bizim “tersine gitmemize” yeşil ışık yakmayacaktır!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT