BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Evlâd haklarına dâir birkaç kelime daha...

Evlâd haklarına dâir birkaç kelime daha...

Kur’ân-ı kerîmde, nefislerimizi ve âile efrâdımızı, yakıtı insan ve taş olan Cehennem ateşinden korumamız emredilmektedir...



Geçen haftaki iki makâlemizde, evlâdın ana-babaları üzerindeki 12 hakkını, dünkü makâlemizde de 13 hakkını kısa kısa ele aldık. Bugün de bazı haklar üzerinde durup konuyu şimdilik kapatmak istiyoruz. Tabîî ki istikbâlimizin ümîdi olan evlâdımızın iyi bir şekilde yetiştirilmeleri, son derece önemli bir mevzûdur, üzerinde ne kadar durulsa yine de azdır. Bu bakımdan inşâallah zaman zaman bu konuya temâs edeceğiz... KIZ ÇOCUĞUNUN FAZÎLETİ 26- Dinimizde, kadının ve kız çocuklarının fazîleti büyüktür. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Bir kimse, kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği ni’metlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesîle olur.” [Taberânî] “İki kız evlâdına güzel muâmele eden, mutlaka Cennete girer.” [İbn-i Mâce] “İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, mâişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.” [Tirmizî] “Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene Allah, rahmetle nazar eder. Allah, rahmetle nazar ettiğine de azâb etmez.” [Harâitî] “Üç kızına, ihtiyâçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.” [Ebû Dâvûd] “Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı, Allahü teâlâ Cennete koyar.” Eshâb-ı kirâmdan biri, “iki tane olursa da aynı mıdır?” diye suâl edince, Peygamber Efendimiz “Evet, iki tane olursa da aynıdır” buyurdu. Başka birisi, “Ya bir tane olursa?” diye suâl etti. Cevabında buyurdu ki: “Bir tane de olsa gene aynıdır.” [Hâkim, Harâitî] Görüldüğü gibi, kız ve kadınlara değer vermeyenler, Müslümanlığı bilmeyen kimselerdir. Müslümân, dînini iyi öğrenip kadına lâyık olduğu değeri vermelidir. 27- Çoluk çocuğu terbiye etmek için dövmek doğru değildir. Ancak yanlış bir iş yapınca, cezâlandırılabileceği hissini vermek lâzımdır. Peygamberimiz, ev halkının dövülmemesini emrettiği halde, terbiye edilmeleri için cezâlanacakları, dövülecekleri hissini taşımaları gerektiğini bildirmiştir. Bu husustaki hadîs-i şerîflerden biri şöyle: “Ev halkınızı terbiye için bastonunuzu onların göreceği yere asın.” [Taberânî] Diğer hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban, sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mes’ûl olursunuz.” [Müslim] Kendinin yapması harâm olan şeyi çocuğa yaptıran kimse, harâm işlemiş olur. Çocuklarına içki içiren, kumara alıştıran, müstehcen neşriyâtı okumasına sebep olan, yalancılık, hırsızlık gibi kötü huylara alıştıran, kıbleye karşı ayak uzatmasına sebep olan kimse, günâh işlemiş olur. “Çocuklarına Kur’ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur’ân-ı kerîm hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’ân’ın her bir harfi için, on kere Kâ’be-i mu’azzama ziyâreti sevâbı verilir ve kıyâmette, başına devlet tâcı konur. Bütün insanlar görüp imrenir.” DÎNİMİZİN TEMELİ Dînimizin temeli, îmânı, farzları ve harâmları öğrenmek ve öğretmektir. Allahü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir. Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur. Allahü teâlâ, Müslümanlara “Emr-i ma’rûf” yapmayı emrediyor. Ya’nî, benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz buyuruyor. “Nehy-i münker” yapmayı da emrederek, yasak ettiğini bildirdiği harâmların yapılmasına râzı olmamamızı istiyor. Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki: “Ey îmân edenler! Kendinizi ve âile efrâdınızı Cehennem ateşinden koruyun...” [Tahrîm, 6] Kur’ân-ı kerîmde, böylece nefislerimizi ve âile efrâdımızı, yakıtı insan ve taş olan Cehennem ateşinden korumamız emredilmektedir. Elli-yüz senelik kısa bir hayat için evlâdımızı dünya felâketlerinden korumaya çalıştığımız gibi, ebedî felâkete düçâr olmamaları için âhıretlerini de korumamız lâzımdır. Bir babanın, evlâdını Cehennem ateşinden koruması, dünya ateşinden korumasından daha mühimdir. Cehennem ateşinden korumak da, îmânı, farzları ve harâmları öğretmekle, ibâdete alıştırmakla, kötü arkadaşlardan ve zararlı neşriyâttan korumakla olur. Bütün fenâlıkların başı, kötü arkadaştır. Kötü arkadaşları, onun, küstah, yalancı, hırsız, saygısız ve korkusuz olmasına sebep olabilir. Senelerce de bu kötü huylardan kurtulamaz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT