BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güney Asya Amerika ve Türkiye

Güney Asya Amerika ve Türkiye

Başkan Clinton Güney Asya’da, Bangladeş ve Hindistan’dan sonra, yol üstünde, kısa bir süre için Pakistan’a da uğrayacak.



Başkan Clinton Güney Asya’da, Bangladeş ve Hindistan’dan sonra, yol üstünde, kısa bir süre için Pakistan’a da uğrayacak. Hindistan için lobi yapanları kutlamak lazım. Hindistan’ın, bölgede, giderek artan önemde, iktisadi ve stratejik bir güç olduğunu ve barış açısından da, bir denge unsuru teşkil ettiği fikrini, Amerika’ya kabul ettirmiş oluyorlar. 1950’lerin ortalarında, ‘Hindistan’ın bağlantısızlık hareketi, zamanın Amerikan Dışişleri Bakanı John Foster Dulles tarafından, siyaseten, ‘gayri ahlaki’ olarak vasıflandırılmış, bölgede, Rusya’nın önünü kesmek için, Hindistan’dan hayır gelmeyeceğinin anlaşılması üzerine, Pakistan’la bağlar, olabildiğince takviye edilmişti. Pakistan’ın ve bölgenin saygın ve müstesna Devlet adamı General Eyüp Han, J. Foster Dulles’la başlayan dostluk ve işbirliğini, bütün zorluk ve fedakarlıklara rağmen, yıllarca sadakatle sürdürmüştü. 80’li yıllarda, Pakistan, aynı hizmeti, Ruslar’ı Afganistan’dan atmak için yapmıştı. Şimdilerde, bütün bu tarih, Amerikalılarca, unutulmuşa benziyor. Hindistan, her şey bir tarafa, elli yılı aşkın bir süreden beri her türlü zulmü reva gördüğü Keşmir’e rağmen, Amerika’nın nazarında, matah ve makbul olmaya başladı. Güvenlik Konseyi üyeliğine talip Hindistan, kuzu postuna bürünmüş kurt misali, bazı hafızaların zaafiyetinden yararlanmaya bakıyor. Hindistan, sayısal verilere bakıldığında, bazı gözlere ‘büyük’ gelebilir. Ancak, politikada kaybolmaya yüz tutan etikten yana olanların, değerlendirmede, hataya düşmemeleri gerekir. Buradan sözü, Sayın Başbakan’ın yakında Hindistan’a yapacağı ziyarete ve Pakistan’a uğramama kararına getirmek istiyorum. Amerika bile, Pakistan’da halen askeri bir yönetimin iş başında olmasını, o kadar fazla abartmazken, bizim Pakistan’a demokrasi dersi vermekliğimiz, biraz tuhaf olmuyor mu? Kaldı ki, biz Pakistan’a, herkesten çok daha yakınız. O kadar ki, şimdiki yönetici General Pervez Müşerref’in, 12 Ekim’de yaptığı harekattan hemen sonra, koşup geldiği yer Türkiye olmuştu. General, çok heyecanla karşılanmayacağını bile bile, bu ziyareti yapmıştı. Şayet, çok sevdiğimiz Pakistan halkının iyiliğini düşünüyorsak ki, bunda kimsenin şüphesi yoktur, yapacağımız şey, Pakistan’la, yöneticileriyle, ananevi olarak nitelediğimiz diyaloğu ve dostluk ve işbirliğini sürdürmektir. Askeri idareciler nezdinde esasen mevcut olan hatır ve saygınlığımızı, ancak böyle muhafaza edebilir ve kendilerine, demokrasiye bir an önce geçişte, bir hizmetimiz olacaksa, bunu da, ancak bu yolla sunabiliriz. Bu bağlamda, halen tutuklu muamelesi görmekte olan, önceki Başbakan Nawaz Sharif’in durumuyla da, yine ancak, bu şekilde ilgilenebilirsek, sonuç alabileceğimizi düşünebiliriz. O Nawaz Sharif ki, her iki dönem Başbakanlığı sırasında, Türkiye’mize olan içten ve samimi bağlılığını, fazlasiyle isbat etmiş, geniş kitlelere, umut ışığını yakan ekonomik ve sosyal reformlarında, hep, inandığı Türkiye’nin yolundan gitmiş, liderlerimizin sözlerini tutmuş, aydınlık bir dost ve üstün vasıflarda, bir Devlet adamıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT