BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ne olacak bu Portekiz’in hali ?...

Ne olacak bu Portekiz’in hali ?...

Benim bayramlarda iki seçeneğim vardır... Ya ziyaretlerden sonra gazetede akıllı-uslu otururum, ya da bir trafik kazasından “kıl payı” sıyrılırım... Ama bu kez başka oldu...



Benim bayramlarda iki seçeneğim vardır... Ya ziyaretlerden sonra gazetede akıllı-uslu otururum, ya da bir trafik kazasından “kıl payı” sıyrılırım... Ama bu kez başka oldu... Şimdi siz, “Ulan bu adam bayram tatilini Portekiz’de geçirdi... Yedi, içti, gezdi, yattı, uyudu... Günü kurtarmak için de böyle abuk bir yazıyı bize yutturuyor” diye düşüneceksiniz... Kesinlikle hayır... İskender Abi (Atakan) Portekiz’deki Dünya Ralli Şampiyonası’nda desteğe ve morale ihtiyaçları olduğunu söyleyince düştük yollara... Milli bir durum var ortada yani... “Abi ben ralliden falan anlamam” diyecek oldum, “Senin bilgin değil, varlığın yeter” cevabını vereceğini bildiğim için vazgeçtim... Bayramın ilk günü... Portekiz’deyiz... ... Bir ülke için yabancı birinin ilk izlenimleri çok önemlidir... O yüzden bizim havaalanının civarındaki evler lükstür... Porto Havaalanı’ndan Fernando’nun kullandığı servis arabasına bindikten sonra evlere şöyle bir baktım, “Helal olsun adamlara, Sultançifliği’ne havaalanı yapmışlar” diye düşündüm... Portekiz’de yeni doğan çocuklara, akla ilk gelen ismi veriyorlarmış... Herkesin aklına da ilk Fernando gelmiş... Ama farklı bir yanı var, evlerin hepsi tek katlı. Yani bizim gibi deprem korkuları olsa dakka başı, “Sallanıyoruz galiba” diyip dışarı fırlamazlar. ... Sonunda belirtmeyi düşündüğüm olayı baştan aktarayım, Portekiz halkı inanılmaz derecede tembel... Adamlar haftanın beş günü öğleden sonra çalışıyor, iki tam gün izin yapıyor... Nöbetçi eczaneleri bile “Çalışsın kerizler” dercesine camlarına başka bir eczanenin adresini yazarak kepenk indiriyorlar... Yanınızda Sabah Gazetesi’nin emektar muhabiri Emre Aygen gibi kesin ilaç alması gereken biri varsa, Portekiz’in bütün tarihi ve turistik eczanelerini gezersiniz... Zaman geçtikçe bizim Halid Kayacan’ın Portekizliler’le bağlantısını falan düşündüm, ama ona bile haksızlık edeceğime karar verdim... ... Çok şaşıracağınız satırlara geçiyorum artık... Bu kadar tembel, miskin ve günün her saatinde masasının altından çıkarıp şarap içerek “Ne olacak bu Portekiz’in hali” muhabbetlerine dalan Portekizliler, trafikte hiç de yavaş değiller... “Portekiz” deyince akla ralli geldiğini, “Bu arabaların hepsinin bir yeri niye vuruk” dediğimde BPR’dan Banu Birkan’dan öğreniyorum... (İlacımı aldım Banu Hanım) Öyle ki caddeler, araba lastikleri ile atılmış imzalarla dolu... Bir “Jose Fernando Margues Feiaeisa Nana”nın imzası da küçük olmuyor haliyle... Yani fabrikadan çıkan herhangi bir arabanın diğer otomobillere veya karşıdan karşıya geçen yayaya çarpması için 10 günü var... ... Şaşırmaya devam ediyoruz... Türkiye’de futbol demek, Portekiz’de ralli demektir... Dört gün süren yarışlar boyunca “Resmi tatil” havasını boşverin, felçli insanların düşe-kalka tepeleri aştığını şaşkınlıkla izledik... Piknik tüpü ile kendini yarış alanına atanlar, sevgilisi ile ilk buluşma yerini “Matosinhos Yarış Pisti” olarak belirleyenler, tek amacı yarışı tamamlamak olan ve akıllı-uslu araba kullanan pilotları yuhalayanlar... Bir tepeden atlayan otomobilin parçasını hatıra olarak saklamak için piste ölüm dalışı yapanlar... Bir yarışı izlemek için etaba gelen seyirci sayısını veriyorum; 30 bin kişi... Bu aynı zamanda G.Saray’ın Borrussia Dortmund’la oynadığı maçı izlemeye gelen seyirci sayısı... ... Portekiz’in ilginç yasaları var... Bunlardan en korkuncu, arabada sigara içilmemesi... Bir arabada herhangi biri sigara içerse, cezası şoförün ehliyetine el koymak... Biz tabii askerdeyken eğitimli olduğumuz için gerekli nikotin, gereken zamanlarda alındı... Bu o kadar önemli değil de halkın bir diğer özelliği, ünlü insanlara kayıtsız kalması... Mesela Tarkan, Mustafa Sandal, Hakan Şükür, Hülya Avşar, hatta Nadide Sultan olmanız hiç önemli değil... Gelip sizi seyrederler, alkışlarlar ama orada biter... Dışarda kimse kimseyi tanımaz... Bu yüzdendir ki çoğunlukla Amerikan starları olmak üzere, birçok ülkeden ünlüler Portekiz’den villa alıp, tatillerini bu ülkede geçirirler... Michael Jackson gibi... Hugh Grand gibi... Benim gibi... Yani bizdeki gibi, “Aaa bey gördün mü, geçen gün Fatih Terim maç yorumu yaparken arkasından burnunu karıştırarak geçen adam bizim alttaki komşunun kayınçosu” demiyor yani... ... Gezinin, pardon iş takibinin üçüncü gününde büyük şehirlerden biri olan Porto’nun bile ormanlık alanla dolu olduğunu farkedip, “Yok abi bunlar kesinlikle geri kalmış, bütün ağaçları duruyor” diye düşünüp müteahhitlerimizin kulaklarını çınlatırken, daha sonraki iki gün üst üste yangın çıkmasını tesadüf olarak yorumladık... Ya da içimizden biri bu parlak fikri Portekizli müteahhitlere sızdırmıştı... ... Belki de menüsünde et ve balığın aynı anda yer aldığı tek ülkedir Portekiz... Yani aynı restaurantta hem levrek, hem biftek yiyebilirsiniz... İlginizi çekmediyse şöyle bir şey söyleyeyim, adamlar bolluktan mıdır nedir, balığın cılkını çıkarmış... Hani Karadenizliler’e takılmak için “Hamsiden tatlı bile yaparlar” dersiniz ya, onlar balık peyniri yapmışlar... Tarifini tam bilmiyorum ama mahhalle bakkalında satılacak kadar ayağa düşmüş balık peynirinin yanından bile geçmek istemezsiniz... Hele bir de meşhur “Üzerinden silindir geçmiş tavuk” damakları var ki, sormayın... Bizim lokantalarda dönen kızarmış tavuğu bir garsonun evire-çevire yumrukladığını ve servis yaptığını düşünün... Bize dört günde bıkkınlık veren Portekiz mutfağına halkı nasıl tahammül ediyor doğrusu anlayamadık... Beşinci gün bir Brezilya restaurantına gittiğimizde ise etlerin ne kadar az pişmiş olduğunu, hayvanın tabaktayken “mööö” demesiyle farkettik... ... Anlayacağınız coğrafik konumu ile bizden fazla turist toplayan Portekiz; yerleşimi ile, halkı ile, yemekleri ile benim gözüme giremedi... Ama yine de obrigado... Erkekler & Kadınlar... -Bu hafta Kadınlar & Erkekler Erhan Malkoç’ tan... * Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor demektir. Sesini yükseltiyorsa bilin ki istediğini elde edememiştir... -Anonim- * Karısı güzel olan adam mutlu olur. Güzel olmayan ise filozof... -Sokrates- * Bir erkek ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. Bir kadın ölürken, dili... -George Chapman- * Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır. -Moltimer Collins- * Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur. Zararı veren onları yakalamaktır. -Jack Davies- * Bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur. İkinci karısını da başarısına. -Jim Backus- * Kadına inanan, kendini aldatır. İnanmayan da kadını aldatır. -Çin Atasözü- * Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at; kapında varsa kaldır at. -Türk Atasözü- * Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar , öbürünü kırparlar. -Miguel De Cervantes- * Kadın psikolojisini otuz yıldır incelememe rağmen büyük soruya cevap bulamadım. Gerçekte kadınlar ne istiyor?... -Sigmund Freud- * Bir kadın aynı zamanda hem sevdalı, hem anne olamaz... -Andre Maurois- TEMEL’ İN YERİ Temel ve Dursun İstanbul’a gelirken uçakta bir sarsıntı olmuş... Herkes telaşlanmış, ama pilot anonsla yolcuları yatıştırmış; “-Bir motorda arıza var. Ama meraklanmayın, üç motorla da gidebiliriz...” 15 dakika sonra bir anons daha; “-Bir motor daha stop etti ama telaşlanmayın, iki motorla gideriz...” 10 dakika sonra pilot üçüncü motorun da bozulduğunu ama tek motorla da gidebileceklerini söyleyince Temel; “-Ula Dursun, ister misin şimdi dördüncü motor da bozulsun hepten havada kalalım...” Ormancı’nın duvarı... Çok alıngan bir çoban... Davardan nem kapıyor... -Kargo şirketinden geliyoruz... Size koli-basili var... -Maestro bir bardak su verdi... 32 dişe keman çaldırıyor... -Herşeye bahane buluyoruz... Söz avunmanın... -Şu ozonu yamayın... Deliksiz bir uyku çekelim... -Demogojilerde çare tükenmez... -Aklımı kaçırdılar... Şimdi de fidye istiyorlar... İbrahim Ormancı
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT