BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "İsrail büyük tehdit çünkü; Atom bombası var"

"İsrail büyük tehdit çünkü; Atom bombası var"

Başbakan, elinde nükleer silah olduğunu itiraf etmeyen İsrail’e sert çıktı: “Barışın önündeki en büyük engelsiniz.



> İSMAİL KAPAN / PRETORIA Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Onbinlerce Filistinli’nin, Gazzelinin o bölgede İsrail’in bu bombaları karşısında öldürüldüğünü ve bunun acımasızca yapıldığını biliyoruz. İsrail’in bölgede en önemli dostu Türkiye’ydi. Niye kaybetti? Bu yaklaşımları sebebiyle” dedi. Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler ve İş birliği Bakanlığında, Türk Dış Politikası konulu bir konferans verdi. İsrail’in Pretoria Büyüklelçi Yardımcısı Başkatip Ya’akov Finkelstein’in, “Gazze’deki tünellerden gıdaların geçtiğini söylediniz. Ancak oradan sadece gıda değil, silahlar, füzeler geçiyor. Bu füzelerle şehirlerimiz, çocuklarımız vuruluyor. Doğrudan diyalogdan yanayız. Büyükelçinizi geri çektiniz. Doğrudan diyalog nasıl olacak?“ sorusuna Erdoğan, şu cevabı verdi: TÜNELDEN GIDA TAŞIYORLAR “Bu tünellerden atom bombası, nükleer silah, fosfor bombaları geçmez. İsrail, fosfor bombaları ile Gazze’yi bombalamıştır. Bu bir kitle imha silahıdır. Kitle imha silahı kullanmak suçtur. O tünellerden geçse geçse küçük çaplı silahlar, tüfek geçer ama tank, top, bunlar geçmez, değil mi? Gazze tanklarla toplarla kuşatılmıştır ve bir taraftan da fosfor bombaları atılmıştır. BM binalarını bile bombaladınız. İsrail bunu da yaptı. Ve hiç bir zaman ‘bende atom bombası var’ diyemiyor. Sessiz kalıyor. Ama İran’da atom bombası var diye herkes İran’a saldırıyor. Bu nasıl adalet? Ben, şu anda İsrail’i de çevresi için, bölge için tehdit unsuru olarak görüyorum çünkü kendisinde atom bombası var. Bütün bunların yanında İsrail şu anda işgalci durumunda ve İsrail devlet terörü uygulamaktadır, bölgede... İsrail-Filistin meselesinin gündemlerinde öncelikli olarak yer tutmaya devam ettiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “İsrail’in, işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerle ilgili tutumu, iki devletli çözüm perspektifini de boğuyor. Gazze’deki insanlık dışı ambargoyla İsrail; insani, ahlaki, hukuki bütün değerleri ayaklar altına almaya devam ediyor. Tüneller bombalanıyormuş Gazze’de! Acaba, insanoğlu sormuyor mu kendine bu tüneller neden yapılmış? Bu insanlar düşünebiliyor musunuz Kurban Bayramlarında, kurban kesmek için o açtıkları tünellerden kurban getiriyorlar Gazze’ye! Yiyeceklerini o tünellerden getirip, götürüyorlar. Ve bunların da yok edilmesi için buralar bombalanıyor. Nerede insanlık, hani BM? Bu noktada atılan adım nedir?” ARTIK BUNA SON VERİLMELİ BM’nin daimi üyelerinin bu konuda hiçbir adımı ciddi olarak atmadıklarını ve hâlâ İsrail’in yanında yer alamaya devam ettiklerini belirten Erdoğan, “BM’nin reforme edilmesi şarttır. Daimi üyeliklerin, geçici üyeliklerin değiştirilmesi lazım. Daimi üyelik denildiği zaman, dünyada herkes buradan nasibini almalıdır. Mavi Marmara’da 9 şehidin üzerinden 35 mermi çıktı. BM’de yaptırım noktasında bir şey var mı? Yok. İsrail’in Başbakanı sıkılmadan şunu söyleyebiliyor. ‘O gemide silah vardı!’ Şu ana kadar ortaya koydukları silah yok. Ama bu yalanı söyleyebilir çünkü bunların siyaseti yalan üzerine kuruludur. Bu zulme dayalı yönetim anlayışını kabul etmek mümkün değildir. Artık buna bir son verilmeli, uluslararası toplum, İsrail’e ‘sen hukukun üstünde değilsin’ demelidir” dedi. “CEVAP VEREMEDİLER” Erdoğan, “Sayın Olmert’e de, diğer İsrailliler’e de sordum. Madem Gazze’den, Filistin’den roketler atılmış, kaç tane İsrail’li öldü, söyler misiniz? Bize cevap veremediler” şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan, Türk Dış Politikası konulu konferansta bir çocuğu sevdi. Afrika’da umut verici gelişmeler var Başbakan Erdoğan, insanlığın beşiği Afrika Kıtası’nın, günümüzde problemleri kadar potansiyeliyle de küresel sahnede giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti. Erdoğan, “Halen iç savaşlar, ihtilaflar, fakirlik, göç, kaçakçılık, örgütlü suçlar, radikalizm ve deniz haydutluğu gibi ciddi sorunlar varlığını korusa da; bütün kıta genelinde demokratikleşme ve kalkınmada umut verici gelişmeler yaşanıyor. Sudan’dan Somali’ye, Kongo’dan Eritre’ye, Fildişi Sahili’nden Libya’ya kadar Afrika kıtasının bütün meselelerinde Güney Afrika Cumhuriyeti ile yakın iş birliği içinde olmak ve ortak hareket imkânlarını etkin şekilde değerlendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu. İkili ilişkileri geliştirmek için kıtadaki temsilcilik sayısını artırdıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, 2009 yılında Afrika’da 12 temsilcilik olduğunu, son iki yılda Tanzanya, Fildişi Sahili, Kamerun, Gana, Mali, Uganda, Angola, Madagaskar, Zambiya, Mozambik, Namibya, Nijer, Zimbabve ve Moritanya’da da büyükelçilik açıldığını anlattı. Uluslararası İlişkiler ve İş birliği Bakanlığındaki konferansın ardından Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kgalema Motlanthe ile sohbet etti. BM’nin VETO etmesi, bizim yaptırımlarımızı engellemez Başbakan Erdoğan, BM’de “Suriye’deki rejime karşı çeşitli tedbirler getirilmesini” öneren karar tasarısının Rusya ve Çin’in vetosuyla kabul edilmemesine tepki gösterdi. Erdoğan, şunları söyledi: “BM Güvenlik Konseyi’nde oylama neticesinde, daimi üyelerin ikisinin veto etmesi neticesinde, uyarı niteliğinde hazırlanan tasarı, ne yazık ki veto edildi. Bu durum, yaptırımlarımızı engellemez. Biz şu anda bir yaptırım paketini ister istemez devreye sokacağız. Çünkü biz ne Avrupa ülkelerinden bazılarıyız, ne Çin’in ne Hindistan’ın durumundayız. Aramızda 910 kilometre sınır var. Akrabalık bağlarımız var. Bunun bize yüklediği sorumluluk var. Sessiz kalmamız mümkün değil. Ya burada hak ve özgürlükler noktasında egemen bir hayat olacak, demokrasi, halkın sesi, halkın iradesi hakim olacak; veyahut da burada yönetim halkın iradesi istikametinde gerçekleşecek.” “İYİ YAPTINIZ” DİYEMEYİZ! Erdoğan, Suriye’ye yönelik yaptırımların ele alındığı BM Güvenlik Konseyi’ndeki oylamada Güney Afrika Cumhuriyeti’nin çekimser kalmasını nasıl değerlendirdiği yönündeki soruya şöyle cevap verdi: “Onların kararına benim saygım sonsuz. Özgürlük mücadelesinde abideleşmiş bir Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Suriye halkının yanında yer almasını çok arzu ederdim. Bu uyarının Suriye yönetimine yapılmasının gereğini beklerdim. Böyle olması çok daha isabetli olurdu. Çünkü orada binlerce insan acımasızca öldürülüyor. Bunlara, ‘iyi yaptınız’ demek mümkün değil. Eğer özgürlüğün, demokratik sistemin kavgasını veriyorsak, 40 yıl olağanüstü hal ile yaşayan bir Suriye’ye ‘böyle devam et’ diyemezsiniz veya tek partili bir hayata o insanları mahkum edemezsiniz. Temenni ediyorum ki Suriye halkının verdiği mücadele hayırlı olsun.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT