BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni anayasa devleti taşıyabilmeli

Yeni anayasa devleti taşıyabilmeli

Devletin kendisiyle yüzleşmesi bir muhasebedir, kaybettirmez kazandırır. Neden 10 yılda bir darbe ve 10 yılda bir iktisadi kriz yaşandı. Ülke, neden sosyal, siyasi ve ekonomik buhran üçgeninde savrulup durdu?



Devletin kendisiyle yüzleşmesi bir muhasebedir, kaybettirmez kazandırır. Neden 10 yılda bir darbe ve 10 yılda bir iktisadi kriz yaşandı. Ülke, neden sosyal, siyasi ve ekonomik buhran üçgeninde savrulup durdu? Güneydoğu’daki kaybımız, sanki, Allahüekber Dağlarındaki 90 bini yakalama inadında! Bugün, bu devletin bir kısım vatandaşı dağa çıkmış kendisiyle savaşıyorsa bunun çok yönlü sebepleri olmalı. Devlet, bunların ne kadarından mes’uldür? 28 Şubat şımarık darbesinde de dindarlar gayrıkanuniliğe zorlandı. Kimse dağa çıkmadı ama önemli bir kısmı yurt dışına çıktı, bir kısmı hayata küstü. “Bir sabah, Ulus’tan İstasyona kadar uzayan darağaçları gördüm. Dili dışarıda cansız cesetler, kefenler içinde sallanıyordu. Bu insanlar şapka giymedi iddiasıyla idam edilmişlerdi...” Bu sözleri görgü şahidinden bizzat dinlemiştim. Devletin son iki yüz yılı ile yüzleşmesi gerekir. Ama bilhassa son yüzyılla. Adnan Menderes ve arkadaşlarına iadeyi itibarda bulunmak, cumhuriyetin kendisiyle yüzleşmesi ve bir özürdür. Bu özür, bir barış getirmedi mi? Bunun gibi 31 Mart’ın, Kubilay olayının, Şeyh Said vak’asının, İskilipli Atıf Hoca hadisesinin ve daha nelerin, tertip olduğu ikrar edilse kayıp mı olur, kazanç mı olur? Her darbe, bir yüzleşme mecburiyetidir. Son yüzyıl karanlık ve kutsanmış çağdır. ‘Devlet bizimdir’ diyenlerin masumiyetiyle ‘devlet benim!’ diyenlerin ceberutluğu asra damgasını vurdu. Korumacı tutuculuk, sadece devlete değil ne varsa her şeye ziyan vermekte. Yeni anayasa, devleti yeniden ayağa kaldırmaya yaramalıdır. Yersiz teferruatlar değil, büyük ufuklar bekliyoruz. 1982 Anayasası neredeyse ‘kabzımallar domates kasalarına domatesi şu şekilde yerleştirirler’ diye tarif yapar. Zira mantık, kafatası ölçen faşizan anlayışın mirasıdır. Türkiye’de kalkınma müesseseleşemedi. Kalkınmayı yakalayan iktidarlar, ortalama 20 yıl arayla gelebiliyor. Bunlar kişiye bağlı kalkınmalardır. Bugün son yüzyılın en parlak günlerini yaşamaktayız. Bunu müesseseleştirecek olan anayasadır. Bu da sivil, demokrat ve vatandaşla gönül birliği içinde olmakla mümkün. Genelkurmayı, imtiyazlı konumdan çıkartıp çağdaş dünyada olduğu gibi savunma bakanlığına bağlama meşruiyeti, aynı zamanda ülkemizi üçüncü dünyalıktan kurtaran çalışmalardan biri olacaktır. Ordunun devleti değil, devletin ordusu düzenlemesi ihtiyaçtır. 1876 Anayasasında devlet reisine İslamiyeti koruma mükellefiyeti tevdi edilirken son üçünde din, hayali bir irtica elbisesine büründürüldü. Laiklik, mücerred bir kaide değil bir saldırı silahı hırçınlığıyla kullanıldı. Arkada kalan cumhuriyet Türkiyesinde devlet, vatandaşa inanmakta zorlandı. Bir anayasa, korku ve şüphe temeli üzerinde yükselemez. Türkiye, Mecelle’den bu yana cihanşümul bir hukuk eseri verememiştir. 2012 Anayasası, bu ayıbı telafi edebilmelidir. Bu da pırıl pırıl beyinli fikir disiplinine sahip kalemlerle olur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT