BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cengiz Dağcı’yı okudunuz mu?

Cengiz Dağcı’yı okudunuz mu?

Türk dünyasının Cengiz isimli iki meşhur roman yazarı var: Birisi Kırım Türklerinden Cengiz Dağcı. Ötekisi Kırgız Türklerinden Cengiz Aytmatov.



Türk dünyasının Cengiz isimli iki meşhur roman yazarı var: Birisi Kırım Türklerinden Cengiz Dağcı. Ötekisi Kırgız Türklerinden Cengiz Aytmatov. Ben, Cengiz Dağcı’yı ilk defa 1956 yılında, Korkunç Yıllar isimli romanıyla tanıdım. Korkunç Yıllar’ı gözyaşlarıyla okudum. Sonra onun Yurdunu Kaybeden Adam, O Topraklar Bizimdi, Onlar da İnsandı, Badem Dalına Asılı Bebekler isimli romanlarını anlatılmaz bir hüzünle, ama aynı zamanda çok büyük bir dikkatle okudum. Dizlerime vura vura, Kırım topraklarına savrula savrula okudum. Tarihin kaydettiği ender zalimlerden biri olan Stalin, 1944 yılının 18 Mayısında yüzbinlerce Kırım Türkünü, bir gece yarısı evlerinden alarak hayvan vagonlarına doldurdu ve onları 20 günlük çok zor bir yolculuktan sonra, Türkistan topraklarına sürdü. Kırım’da 8.730 köy yok edildi. 2.500 cami yıkıldı, 680 okul kapatıldı ve yüzbinlerce Kırım Türkü, açlıkla, sefaletle, zulümle, ölümle iç içe yaşadı. Cengiz Dağcı da, İkinci Dünya Harbinden sonra bir süre Almanlara esir düştü. Sonra Londra’da yaşadı. Yazdıkları, katiyyen bir hayal mahsulü değildi. Cengiz Dağcı, yukarıda isimlerini sıraladığım beş roman yazmakla kalmadı. Daha sonra: Dönüş, Ölüm ve Korku Günleri, Genç Timuçin, Üşüyen Sokak, Anneme Mektuplar, Benim Gibi Biri, Yansılar (4 cilt) Yoldaşlar, Ben ve İçimdeki Ben, Biz Beraber Geçtik Bu Yolu, Halûk’un Defterinden ve Londra Mektupları, Bay Markus Burton’un Köpeği, Hatıralarda Cengiz Dağcı, Bay John Marple’nin Son Yolculuğu, Regina, Oy Markus Oy, Rüyalarda Ana ve Küçük Alimcan isimli roman ve hikâye kitaplarıyla da edebiyatımıza ayrı bir renk kattı. Cengiz Dağcı 30 yaşında yurdundan ayrıldı. Ömrünün kalan 61 yılı, doğduğu topraklara hasretle geçti, Kırım’a dönülmesine izin verilmedi. Çileli ömrünün 50 yılı Londra’da geçti. Karısı Regina Polonyalıydı. Gerçi 25 roman ve hikâye kitabı üzerinde imzası vardı ama bunlardan aldığı telif ücretleri yüz bin lirayı bulmadı. Geçimini, eşi Regina’yla birlikte, Londra’da açtıkları küçük bir aşçı dükkanının geliriyle sağlıyordu. Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 tarihinde vefat etti. Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, Cengiz Aytmatov’un memleketi olan Kırgızistan’da, durumdan haberdar oldu. Cengiz Dağcı’yı Londra’da toprağa vereceklerdi. Konuyu çok büyük bir dikkatle, hassasiyetle ele aldı ve büyük yazarımızın Kırım’da toprağa verilmesini sağladı. Cengiz Dağcı, sağlığında giremediği vatan toprağına vefat ettikten sonra katıldı. Cenaze namazı 2 Ekimde, Bahçesaray’ın Kebir Camii’nde kılındı. Törene Türkiye’den Dışişleri ve Kültür Bakanlarımız, Meclis Başkan Yardımcılarımız, milletvekillerimiz, fikir ve sanat dünyamızdan bazı kişilerimiz katıldılar. Dışişleri Bakanlığımızın davet ettiği yazarlarımız arasında ben de vardım. Romanlarını büyük hayranlıklarla okuduğum Cengiz Dağcı’nın tabutu altında yürüyeceğimi ve mezarına toprak atacağımı hiç düşünmemiştim. Mekânı cennet olsun. Onu mutlaka siz de okuyun. Seveceksiniz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT