BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Denizin dibindeki hazine Manganez Yumruları

Denizin dibindeki hazine Manganez Yumruları

Karadaki madenler tükendikçe, denizdeki kaynaklar iştah kabartıyor. Bunların en önemlilerinden biri de birçok madeni ihtiva eden ‘Manganez Yumruları...’



Manganez Yumruları çok küçük kütleler hâlindedir. MİLYONLARCA YILDA OLUŞUYOR İlk defa 1873 yılında Challenger araştırma gemisinin çalışmaları sırasında bulunan ve 1 milyon yılda sadece 5 mm. büyüyebilen Manganez Yumruları’nın oluşabilmesi için milyonlarca yıl gerekiyor. Sevgili okurlar, geçen hafta Atlantik Okyanusunun deniz akıntısı olan “Golfstrim”i kaleme almıştım. Bu defa daha derinlere yönelerek, denizlerin maden kaynaklarını size sunmaya çalışacağım. Karalara yakın sığ sularda, nehirlerin sürüklediği çakıl ile karışık maden birikintileri olan ‘Placer’lerin birçok çeşidi vardır... AFRİKA’DA ELMAS, ALASKA’DA ALTIN Güney Asya ve Güney-Batı İngiltere sularında Kalay, Afrika’da Mozambik sahillerinde Titan, Güney-Batı Afrika’da Elmas ve Alaska’da Altın, “Kıta Sahanlığı Tortuları” diye adlandırılan bu cevherlerin en önemlilerinden birkaçıdır.Bu madenler, kayaların deniz tabanından yükseldiği yerlerde damarlar ve tabakalar hâlinde bulunurlar. Kıyıların açıklarında yer alan bir başka maden kaynağı Fosforit olup çoğu kez suyun dibinde biriken tortu içinde yumrular veya tanecikler şeklinde mevcuttur. Bu maden yatakları, değerli bir gübre olan kalsiyumfosfat içerir. MANGANEZ YUMRULARININ?ÖNEMİ Derin denizlerde ekonomik yönden değerli başlıca kaynak Manganez Yumruları’dır. Değerli okurlar, deniz dibi zenginlikleri denince akla ilk sırada Petrol geliyor. Oysa insanlığın yararına kullanılabilecek bu mineral kaynak, denizlerin derinliklerinde işletilmeyi bekliyor. Üzerleri çizik ve pürtüklerle dolu bu cisimlerin laboratuvar tahlilleri, bunların manganez oksidinden oluştuğunu ortaya çıkardı. Oluşumunun %27’si manganez olan bu yumrular, %25 demir, ayrıca nikel, bakır, kurşun ve çinko gibi zengin madenleri içermekteydi. İNCİ ÜRETEN İSTİRİDYE GİBİ Dünyadaki endüstriyel faaliyetlerin her geçen gün artan ihtiyacına karşı bir alternatif teşkil eden bu madenler en çok Kuzey Atlantik’te, Hint Okyanusu’nda ve Pasifik Okyanusu’nda bulunmaktadır. Sadece Pasifik’te 100 milyon ton bir rezerv olduğu saptanmıştır. Manganez yumrularındaki en ekonomik değer taşıyan elementler olan nikel ve bakır, yumrular yavaş yavaş büyürken bu erimiş maden cevherini deniz suyundan çekmek suretiyle gelişirler. Bu, bir istiridyenin içine girmiş kum tanesi gibi yabancı bir cismin etrafında oluşan inciye benzeyen bir gelişmedir. Yumruları oluşturan çekirdekler çok değişik kökenlerden gelebilir. Köpek balığı dişleri, kırık mercan fosilleri veya planktonlar ölüp dibe çökerken yüzey sularında hapsettikleri nikel ve bakırı da dibe aktarmış olurlar. Ancak ne var ki, deniz altı maden tortularını sadece bulmakla işin bitmeyeceği ve asıl problemin onların işletmeciliğinde yattığı ortadadır. Denizin derinliklerinde bulunan bu değerli maden yumrularının çıkartılması oldukça zahmetli bir çalışmayı gerekli kılıyor. Bunların su yüzüne çıkarılmasının güçlüğü yanında, işlenmesi ve pazarlanmasının büyük zorluk doğurmayacağı bilinmektedir. JAPONYA KOVAYI DENİZE SALDI Bugün Japonya’nın Büyük Okyanus’ta Tahiti Adası açıklarında eğik açıyla dibe gönderilen kovaları çeken taraklarla uyguladığı yöntem başarıyla kullanılıyor. Diğer bir yöntem ise yumruları bir hidrolik emici yardımıyla yukarı çekmeye dayanıyor. Bu cevherin işletilmesi, çok önemli ekonomik sonuçlar oluşturacak gibi gözüküyor. Kalkınmış ülkeler bu sayede Üçüncü Dünya Ülkelerine ham madde bağımlılığından kurtulabilecekler. Ancak, bu maden yatakları çoğu kez milli sınırlar dışında derin denizlerde bulunduklarından ortaya bir mülkiyet problemi çıkmaktadır. Her türlü hukuki problem çözülse bile, denizlerin bu olağanüstü zenginliklerinin işletmeye alınması için zamanın henüz erken olduğu vurgulanmaktadır. NİMETLERİ PAYLAŞMAK GEREKİYOR Değerli okurlar gördüğünüz gibi; dünyamızda daha nice insanlığın hizmetinde olabilecek cevher mevcut bulunmaktadır. Bu kaynakları tüketmeden rasyonel bir biçimde kullanabilmenin bilincinde olmalıyız. Size haftanızın güzel geçmesini, her şeyin gönlünüzce gerçekleşmesini diliyorum. 12 bebe panda görücüye çıktı Çin’in Şicuan eyaletindeki Çengdu Panda Araştırma Merkezi’nde kısa süre önce doğan 12 yavru panda, geçtiğimiz gün ilk kez ziyaretçileriyle tanıştı. Çin’de bundan 10 yıl önce yapılan son resmî panda sayımı, çoğu Şicuan eyaletinde olmak üzere, doğada bulunan pandaların sayısının 1600 olduğunu gösteriyor. Ülkenin ulusal mirası olarak kabul edilen pandalar, türlerinin yok olmasından şimdilik kurtarılmış olsa da yasa dışı ağaç kesimi, tarım ve Çin’in artan nüfusu nedeniyle hâlâ tehdit altında bulunuyor. TUZ GÖLÜ yeniden BEMBEYAZ Geçtiğimiz günlerde su kuşlarının besin zincirinde önemli halkayı oluşturan ‘Artemia’ların (eklembacaklı küçük canlılar) ölümü sebebiyle kırmızıya boyanan Tuz Gölü, yeniden beyaz görüntüsüne kavuştu. Aileleriyle birlikte Tuz Gölünü görmeye gelen çocuklar neşeli şekilde beyaz güzelliğin üzerinde koşarak oyun oynadı. Güneş enerjisiyle bölgesini ısıtan Çinli Nobel’i kaptı Alternatif Nobel Onur Ödülü, güneş enerjisi üzerine çalışan Çin’den Huang Ming’e gitti. Ming, güneş enerjisinden yararlanarak, çok geniş bir bölgenin ısınmasını sağlayan dünyaya örnek çalışmasıyla ödüle layık görüldü. Ming, güneş enerjisinin, çevre kirliliği oluşturan fosil ve nükleer enerjinin yerini alabileceğini ve dünyanın sera etkisinden kurtulabileceğini savundu. Kızının doğumundan sonra çevre kirliliği üzerine düşünmeye başlayan Huang Ming, güneş enerjisinden yararlanma yöntemleri üzerine araştırmalarını Petrol Araştırma Enstitüsü’nde çalıştığı sırada gizlice yürütmüş. Palamut yerine karaca yakaladılar Kastamonu’nun Bozkurt ilçesi Yakaören köyünde palamut tutmak için sandalla denize açılan iki balıkçı, denizde buldukları karacayı Orman İşletme Müdürlüğü yetkililerine teslim ettiler. Balıkçılar Mustafa Uyar ve Hüsamettin Gümüş, sahile yaklaşık 100 metrede denizde yüzen bir karaca buldular. Karacayı tekneye almayı başaran balıkçılar, durumu orman işletme müdürlüğü yetkililerine haber verdiler. Yetkililer, karacanın sahilde köpek saldırısından korunmak için denize girmiş olabileceğini tahmin ediyor. YEŞİL PLATFORM Söz kılıçtan keskindir Eskişehir Orman Toprak ve Ekoloji Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü Baş Mühendis Vekili Dr. Nejat Çelik, çevreye olan duyarlılığını yayınladığı 10 kitabıyla taçlandırdı. Büyük çoğunluğu ormancılık olmak üzerine yazdığı kitaplar ile hem meslektaşlarının hem de edebiyatçıların sevgisini kazanan Çelik, herkesin ilgisini doğaya çekmeye çalışıyor. Dr. Çelik’in son yayınlanan kitaplarından olan “Çevre ve Orman (ekoloji) Üzerine Söylenmiş Özlü ve Güzel Sözler” bu manada tam bir başucu eser niteliğini taşıyor. Çevre ve Orman üzerine A’den Z’ye 3 binin üzerinde atasözü, özdeyiş ve güzel sözün derlendiği eser Dede Korkut’un “Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli kaba ağacın kesilmesin. Görklü suyun kurumasın. Kanatlarının ucu kırılmasın” sözleri ile başlıyor. Kitapta dünya üzerinde yaşamış önemli şahısların zaman içinde söylediği önemli sözlerini bulabilirsiniz. Yeşil Sayfa olarak Sayın Çelik’i çevre ve doğaya olan duyarlılığından dolayı kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz. Hadımköy KİPTAŞ sakinleri çok dertli > Sevgi Korkusuz / İSTANBUL Merhabalar, Arrnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Mahallesinde ikamet ediyorum. Ömerli’de yapımı tamamlanan 2100 konutluk Kiptaş konutlarındaki komşularımla sağlıklı bir nefes için 1.5 yıldır mücadele ediyoruz. Bir suni deri fabrikasının kansorejen madde içeren dumanını büyük küçük hepimiz teneffüs ediyoruz. Tüm yetkili kurumlara müracaat ve şikayetlerimizden bir sonuç alamadık. Fabrikanın yanı başında İBB Evliya Çelebi İ.Ö. Okulu öğrencileri zehir teneffüs ediyor. Astım hastası olan çocuğumu 1 haftadır okula gönderemiyorum. Sesimizi “gür” olarak duyurursanız minnettar kalırız. Sultangazi’de naylon poşet yasaklanıyor! > Ersel Gündüz / İSTANBUL 2.5 yıllık geçmişi olmasına rağmen Sultangazi Belediyesi başarılı çalışmalara imza atmaya devam ediyor. 8 Eylül tarihinde toplanan Belediye Meclisi’nin aldığı karar doğrultusunda, ilçe genelinde naylon poşet kullanımına yasak getirilirken, esnaftan bunun yerine file, bez torba ve kese kâğıdı kullanmaları istendi. Piyasaya dağılan naylon poşetlerden sadece yüzde 1’inin geri dönüşümünün sağlandığını vurgulanırken, bunların yüzde 99’unun doğada kaldığı ve büyük çevre kirliliğine yol açtığına dikkat çekildi. 30 Nisan 2012 tarihinden sonra yasağa uymayanlar hakkında 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu çerçevesinde işlem yapılacak. Başbakan Erdoğan’a başsağlığı diliyorum Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın muhterem annelerinin vefatından duyduğum üzüntüyü ifadeyle, merhume TENZİLE Hanımefendiye Allah’tan rahmet diler, aile efradına taziyelerimi sunarım... Hayattaki en değerli varlığımız annelerimizdir. Onlar bizim baş tâcımızdır. Kıymetlerini bilelim, saygı ve sevgide kusur etmeyelim... Ediz HUN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99547
    % 1.59
  • 6.0594
    % -3.21
  • 7.1276
    % -3.1
  • 7.9636
    % -2.83
  • 234.329
    % -3.49
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT