BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başarılı olanlar okumayabilir!

Başarılı olanlar okumayabilir!

Nerden bileyim?.. Yakup usta gibi sıkıntıda olan nice iş sahibi varmış. Telefon ve fakslar gelmeye başladı: “Abdullah usta, Yakup Korkmaz’a ne demiş. Yazsanız da biz de öğrensek. ” Siz istersiniz de biz yayınlamaz mıyız? Buyurun, işte size Yakup Korkmaz ile Abdullah ustanın görüşmesi.



Geçtiğimiz gün, sizlerden gelen teşekkür mektuplarını kaleme almıştım. Bunlardan biri de İnegöl’den mobilyacı Yakup Korkmaz’ın teşekkürüydü. Diyordu ki okuyucumuz: “Askerden geldikten sonra 33 yaşıma kadar on sene babamla birlikte mobilya işleriyle meşgul oldum. Babamın vefatından sonra atölye de benim üzerime geçti. Kısa bir süre sonra annem de vefat etmişti. Bu arada benim işlerimde bir gelişme olmadığı gibi gerileme başladı. Sıkıntılı günler geçirdim. Bu arada 20 senedir abone olduğumuz gazetenizin 05.07.1999 tarihli Hayatım Roman köşesinde yayınladığınız Abdullah ustanın hayatta nasıl başarılı olduğuna dair yazısını okuyunca onu ziyaret edip, tecrübelerinden istifade etmek istedim. Telefonunu bulup maksadımı arz edince beni kabul etti. Çok samimi bir şekilde karşıladı. Kendisine sıkıntılarımı sıraladım. Beni sakin sakin dinledi. Nasihatlerini tecrübeleriyle birlikte bir bir sıraladı. Ardından dedi ki, “Bu dediklerimi uygularsan, altı ay sonra ben seni değil, sen beni arayacaksın.” Böyle güzel kimselerin, böyle hoş ve faydalı tecrübelerine yer verdiğiniz için sizlere teşekkür, aldığım taktikler sayesinde de işimde başarılı olacağımı ümit ediyorum.” * * * Nereden bileyim?.. Yakup usta gibi sıkıntıda olan nice iş sahibi varmış. Telefon ve fakslar gelmeye başladı: -Abdullah usta, Yakup Korkmaz’a ne demiş. Yazsanız da biz de öğrensek. Biz de işimizi ona göre düzenleyip rahata erişsek. Siz istersiniz de biz yayınlamaz mıyız? Buyurun, işte size Yakup Korkmaz ile Abdullah ustanın görüşmesi. Yakup Korkmaz anlatıyor: “Abdullah ustanın telefonunu bulup aradım kendisini. Dedim ki: -Beyefendi, sizi ziyaret etmek istiyorum. Teklifimi kabul etti. Randevulaştık. Anlaştığımız gün de atölyesine gittim. Babam yaşında olan Abdullah usta, beni çok samimi bir şekilde karşıladı. Hoş beşten sonra maksadımı söyledim. -Efendim, benim bir sıkıntım var. -Buyur anlat bakalım. Ben anlattım o dinledi. Sıkıntılarımı bir bir sıraladım. Şimdi söz ona geçmişti. Bana sorular sormaya başladı. Ben de her sorduğuna içtenlikle cevap verdim. Çünkü oraya çare aramaya gittiğime göre, derdimi de bilmeliydi. Daha sonra işçilerle birlikte öğlen yemeğini yedik. Sıra gelmişti bana anlatacağı tecrübelere. Abdullah usta kendi çalışmalarını, iş hayatını başlangıçtan bu güne kadar detayları ile anlattıktan sonra nasihat ve tecrübelerini bir bir sıraladı: “Bak kardeşim, işçilerinin küçük olanlarını kardeşin, senden büyük olanlarını ağabeyin olarak bilecek ve öyle hitab edeceksin. Bayram arefesi, kandil geceleri gibi bazı özel günlerde, işi ikindide paydos edip, onların çoluk çocuğu, konu komşusu, hısım akrabaları ile görüşüp kaynaşmasına imkan sağlayacaksın. Lokantada, berberde çalışan çırakların bahşişlerinde patronların gözü olmayacak. Sen de her hafta sonu biriken hızar talaşlarını sırayla, hem de kendi arabanla işçilerin evlerine götürüp vereceksin. Mağazanda bir takım mobilya satılınca, onun bir miktarını işçilerine taksim edeceksin. Aksi halde “Vay be! Patron 700-800 milyonluk takımı sattı. Bize üstüne soğuk su içmek kaldı” diye parada gözleri kalabilir. Yok eğer böyle yaparsan hem kazancında gözleri kalmayacak, hem sana dua edeceklerdir. Satılan mobilyayı müşterinin evine teslim edip, istenilen şekilde yerleştirince, verilen bahşişi ustalar gelip diğer işçilere taksim edecekler. Bir iki ayda bir, işçilerinle piknik gibi şöyle birlikte olacağın gezilere çıkacak, onlara moral vereceksin. İşte benim atölyemde gördüğün gibi, öğlen ve akşam üstü dinlenme çayı vereceksin. Atölyende imkanın ölçüsünde ecza dolabı, soyunma odası, duş almak için yerlerin olacak. Her sene veya iki senede bir iş elbisesi vereceksin. Düğün, doğum, hastalık gibi hallerde maaşına falan bakmadan maddi yardım ve avans verip, onu başkalarına boyun büktürtmeyeceksin. Her zaman onların dert ve sıkıntıları için baş vuracakları kimse, sen olacaksın. Bunun haricinde ayrıca kendi durumun ve işçinin miktarına göre kendin lüzumlu gördüklerini yaparsın. Neticede, hepsinin dualarını almak hedefin olacak. Böylece o işçiler işyerini kendi iş yeri bilecek, seni de patron değil bir ağabey, bir baba, bir kardeş göreceklerdir. Bunları yaptığın zaman, 6 ay sonra ben seni değil, sen beni arayacaksın. İşlerinde bereketli ve helal kazançlar dilerim, güle güle Yakup kardeşim.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT