BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anayasanın hedefi refah toplumu olmalı

Anayasanın hedefi refah toplumu olmalı

Laiklik, din gibi veya en az 50 sene yapıldığı gibi dinsizlik şeklinde dayatılmamalı. Nihayetinde laiklik, dün denecek kadar yakın bir zamanda 1937’de bu ülkenin hukuk metnine dahil edilmiştir. Halbuki bin yıldır Müslümanız. Laikliği, bir kanun maddesi olmaktan çıkartıp kutsallaştırmak ona pagan kültürü aşılamaya kalkışmaktır.



Laiklik, din gibi veya en az 50 sene yapıldığı gibi dinsizlik şeklinde dayatılmamalı. Nihayetinde laiklik, dün denecek kadar yakın bir zamanda 1937’de bu ülkenin hukuk metnine dahil edilmiştir. Halbuki bin yıldır Müslümanız. Laikliği, bir kanun maddesi olmaktan çıkartıp kutsallaştırmak ona pagan kültürü aşılamaya kalkışmaktır. Aslolan toplumun huzur ve saadetidir. Osmanlı’da Kanun-ı Esasi, ‘devletin dini İslamdır’ diyor ama hemen peşinden de ekliyor: ‘Gayrimüslim bütün anasırın inanç ve ibadet hakkı teminat altındadır.’ İşte hadisenin püf noktası bu ‘teminat’ mefhumudur. Anayasal vatandaşlık bağıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin mensubu olan her ferd bu teminat altında yaşamalıdır. O himayeyi, o şefkati hissetmeli. Bu itibarla esasında anayasada yemin metni olması şart olmadığı gibi illa laiklik maddesi de gerekli değildir. Ancak şu gün için bazılarını buna inandırmak fazlasıyla zordur. Bu sebeple laikliğin ideolojik yaptırımlardan kurtarılıp ilmi, objektif ve gerçekçi bir tercihle teminat unsuru ekseninde tarif edilmesi maksadı temin adına faydalı olur. Din sahibi olan vatandaşlardır. Mensup oldukları inancı yaşama hakkı onlarındır. Devlete düşen tanzim ve teminattır. Onun için çok fazla şeklileşmiş ve çok fazla teferruata boğulmuş anayasanın sadeleşmesi gerekir. Şöyle bir madde gereklidir: -Bu anayasa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının inanç ve ibadetlerini yaşamalarının teminatıdır. Ana fikir, insana saygıya dayanmakta. Anayasanın, devletin, kanunun değil insanın dini olur. Onu dilediği zaman ve zeminde ve şartlarıyla yaşaması mevzubahistir. Her şey insan içindir. Hukuktan önce insanın üstünlüğü esastır. İnsan varsa devlet ve anayasa vardır. Eşref-i mahlukat olan insandır. Bütün gayret, çaba ve niyetler, onun mutluluğu içindir. İnsanları birbirine saygılı, devleti insana saygılı bir cemiyet esas alınmalıdır. Yeni anayasa, bu manevi iklimin eseri olmalı. Nice ülkeler, anayasalarındaki nice parlak maddelerle sözde cumhuriyettir. Sözde demokrattır. Sözde laikliktir. Aslındaysa hepsi geridir, GSMH yerlerde sürünmektedir. Ama nice ülkelerde de bunlar yoktur. Fakat onların müreffeh toplumları vardır. Ne yazık ki bizde 21. Asrın başına kadar laiklik bir projedir, bir dayatmadır. Şimdi normalleşme sürecindeyiz: Dünyaya örnek bir anayasa yapmaktan aciz miyiz? İnanç ve ibadet hürriyeti, ekonomik refah ve hukuk teminatı huzuru temin eder. Şehrin trafik lambaları gibi bunlara işaret eden az maddeli bir anayasa kâfidir. Trafik lambaları yanlış çalışırsa şehirde kargaşa çıkar. Kargaşa zaman kaybıdır. YARIN: ANAYASADA YENİ LAİKLİK ANLAYIŞI
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT