BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anayasada yeni laiklik anlayışı

Anayasada yeni laiklik anlayışı

Çatı katı kavgaları, bizde Batıdan farklıdır. Onlarda aydının kavgası kiliseyle. Avrupa’nın aydını dinsizleşirken absürd dayatmaya karşı çıkar. Bizdeki yarım aydının tavrı özentidir, kendine, yaşadığı toprakların değerlerine yabancılaşmıştır, din, manevi değerler ve tarihle didişir. Bu yarım aydında çok kere reddiyecilik esastır.



Çatı katı kavgaları, bizde Batıdan farklıdır. Onlarda aydının kavgası kiliseyle. Avrupa’nın aydını dinsizleşirken absürd dayatmaya karşı çıkar. Bizdeki yarım aydının tavrı özentidir, kendine, yaşadığı toprakların değerlerine yabancılaşmıştır, din, manevi değerler ve tarihle didişir. Bu yarım aydında çok kere reddiyecilik esastır. İttihad ve Terakki’nin kurucularından Arapgirli Dr. Abdullah Cevdet, imparatorluk hayatında Türk ırkının bozulduğu iddasıyla ortaya o yüz kızartıcı teklifi attığı gibi cumhuriyetten sonra da din değiştirip Hrıstiyan olma teklifini yapanlar da çıkmıştır. Tevfik Fikret’in oğlu Haluk’un İngiltere’de papaz olmasında, muhakkak ki pozitivist bir babanın telkinlerinin payı vardır. Anayasa Profesörümüz Selçuk Özçelik 1924 Anayasasına ‘Türkiye’nin dini Hristiyanlıktır’ diye yazmak isteyenler oldu fakat halktan çekindiler diye derste anlatmıştı. Devir, Mahmut Kemal Bozkurt gibilerin etkili olduğu ödünç fikirler devridir. Nitekim laiklik maddesi de asli anlamından çok kendi muratlarını ifa niyetine dönük olarak anayasaya enjekte edilir. Öbür taraftan ikinci dünya savaşı öncesidir. Almanya, İtalya, Portekiz gibi devletlerde Nazi ve faşist, Rusya’da komünist diktalar vardır. Führerler çağıdır. Bu führerlik bizde göksel anlam yüklenen ebedi ve yersel anlam yüklenen milli şeflikler olarak ifade edilir. 1960’lı yıllara gelindiğinde bile TDK sözlüğünde ‘Kemalizm: Türk’ün dini’ diye yazar. Fransız ihtilalinin giyotini, fiilen İstiklal Mahkemesi diye tercüme edilir. Annesinin cenaze namazına gitmeyen sadece Kemahlı Fahri Sabit Korutürk değildir. Ondan çok seneler evvel Mustafa Kemal Atatürk de gitmez. Balıkesir’de camide hutbeye çıkmış bir insan, ne olmuştur da bu değişimi tercih etmiştir? Nitekim 1980 Darbesinden sonra Kenan Evren, İKT’nin AKM’deki toplantısına toplantı başlayıp açılış yapıldıktan sonra katılırdı. Bugün başkanlığı bir Türk’te olan ve merkezi İstanbul’a taşınsın dediğimiz İslam İşbirliği Teşkilatı, Kur’an-ı kerim okunarak açılıyor diye devrin Türkiye devlet başkanı, ev sahibi olduğu halde laiklik telakkisiyle toplantıya geç girerdi. Daha evvelinde Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı seçilip de meclis kürsüsünde yerine otururken kendi duyacağı kadar okuduğu Besmele, mikrofona aksedince yer yerinden oynamıştı. Fahri Korutürk de İran gezisinde Hafız’ın kabrine gidildiğinde laik devlet olmamız gerekçesiyle Fatiha okumasına müsaade etmediğini büyükelçi Oğuz Gökmen bize anlatmıştı. O devirlerde devlet laikse kişi de laiktir. Eski anlayışta laiklik, bir ikame değerdi. Eğer Laiklik, politikanın camiye, okula kışlaya girmemesi ise buna kimse hayır demez. Ama yakın tarihte bu iddia dilden düşmediği halde cami hariç aksi oldu. Üniversiteler şer politikası üretti, cuntalar tankları yürüttü, adliye kılıf buldu. Bir yerli ve rahatsız etmeyen anlayışta buluşabilmeli. PAZARTESİ: HERKESİN BENİMSEDİĞİ ANAYASA
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT