BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KRAMPON....

KRAMPON....

ÜNAL Aysal Türk Telekom Arena’nın çatısı ile ilgili yüreklere su serpti: “Korkulacak bir durum yok çatıyı alüminyum folyo ile kapatacağız, mis.”



KRAMPON.... ÜNAL Aysal Türk Telekom Arena’nın çatısı ile ilgili yüreklere su serpti: “Korkulacak bir durum yok çatıyı alüminyum folyo ile kapatacağız, mis.” “tragut” ... BURAK Yılmaz’a hocası Şenol Güneş’ten tepki var: “Hep sen atıyorsun ama bırak biraz da kardeşler gol atsın yavrum!” “lizarazu” ... “AVRUPA‘da oynayan tek takımımız Beşiktaş kaldı” sözleri Trabzon’un tepkisini çeken Rıdvan Dilmen gönül aldı: “Ama size her yer Trabzon. Ehe...” “bugrahanturker” ... BASININ, Süperman kostümü giydirdiği Burak Yılmaz dertli: “Trabzon’da yeterince telefon kulübesi yok...” “Sabribo” ... CANER Erkin: “Hedefim Beşiktaş’a transfer olup İbrahim Toraman ile antrenmanda kapışmak” “bütün maykıllar” BİZİMKİLER (...Talip ileti yazıyor) Bu sabah minibüsle geliyorum... En arkadayım, biraz dalgınım... Ayaktaki yolculardan birine “Düğmeye basar mısınız beyefendi” dedim... Adam önce düğmeyi aradı sonra dönüp, “Düğmenin üstünde oturuyorsun, kalk açılır kapı” diye espri yaptı... Utandım tabii... ... Geçen de bir arkadaşın başına gelmiş... Yine en arkadan, şoföre bağırmış, “Işıklarda indirir misin kaptan” diye... Şoför de ona espri yapmış; “-Niye?... Karanlıktan korkuyor musun?...” ... Yenibosna/Cevizlibağ minibüs hattı... Bir kişinin ücreti 80 kuruş... Ben 1 lira vermiştim, üstü gelmedi... Bunu hatırlattım şoföre; “Paranın üstü gelmedi” diye... Adam yüksek sesle cevap vererek parayı uzattı, “-Aman kalmasın...” TUZAKTAN?KUMANDA... (...KANALTÜRK / Telegol) ERMAN TOROĞLU: Bir çay kaşığına kaç pirinç tanesi sığar?... GÖKMEN ÖZDENAK: İlkokulda yapıyorduk onu, sen yeni mi duydun?... *** SERHAT ULUEREN: Peki ne olacak bu şike davasının sonu?... ERMAN TOROĞLU: Ne olacak, cezayı azaltmaya çalışıyorlar, üste para vererek bitirebilirler... itiraf reyonu (...isim: furkan bayram ...yer: samsun ...yaş : on dokuz) Telefonu malum yeni almıştım. Üstünde jelatinleriyle falan inceliyordum... Ayrıca bir gözüm de telefonun kutusunda, merak içinde “Acaba bir eksik var mı?” vb. sorularla doluydu... Telefonu incelemeyi bıraktıktan sonra annem mutfaktan çağırdı. Evin en küçüğünün görevi ekmek almaktır bu bilinir... Telefonumu ortada bırakmıştım, abim de beni bildiği için kendi şarj aletini yeni telefonumun kutusuna koymuş!... Eve geldim telefonun şarjını bitirdim ki her telefon için ilk önce şarj bitirilir batarya ardından şarja takılır. Kutudan şarj aletini çıkarttıktan sonra baktım olmuyor, ters sokuyorum olmuyor, düz sokuyorum olmuyor, çapraz deniyorum olmuyor. Gerçeği telefonumu aldığım “Hat Servisi”nde yüzüm kızararak öğrenmiştim... Ve o an hâlâ gözümün önünde... Yüzüm kıpkırmızı... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) söz der ki; “-Yarın, elimizde olmayandır, hiçtir... Yarın yapacağım, ‘hiçbir zaman yapmayacağım’ demektir...” (...Müthiş S.Ö.Z.leri) TEMEL’iN YERi Temel, Nil Nehrinde yüzerken boğulma tehlikesi geçirmiş... ...Ve tam o sırada etrafında beliren timsahları görmüş... “Ula” demiş; “-Bir de Afrika için fakir diyorlar... Şunlara bak; cankurtaranları bile lacoste...” *** Temel’i karnından girip sırtından çıkan bir kılıçla acil servise getirmişler... Doktor Temel’in sakin haline bakıp, sormuş: -Yahu acımıyor mu hiç?... “Yok” demiş; “-Sadece gülünce çok acıyor, doktor bey...” HAYATA DAİR Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil... Kendinden hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarını kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlarlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar... Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir... (...Nietzsche) BİR FİLM DİYALOĞU (...Vanilla Sky filminden) -Neden yüksekten korkuyorsun?... “-Beni rahatsız eden yüksekten düşmek değil... Yere düşünce olacak şeyler...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT