BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medyadaki gelişmeler

Medyadaki gelişmeler

Geçen gün Hakkı Devrim de yazdı; aynı basın kuşağına mensup olan ikimiz de yaşıyor ve görüyoruz ki özellikle yazılı veya “basılı” basında, genellikle medyada, teknolojisinden, sahipliğinden, grafik düzeninden muhtevasına ve yazılı yazısız kurallarına kadar...



Geçen gün Hakkı Devrim de yazdı; aynı basın kuşağına mensup olan ikimiz de yaşıyor ve görüyoruz ki özellikle yazılı veya “basılı” basında, genellikle medyada, teknolojisinden, sahipliğinden, grafik düzeninden muhtevasına ve yazılı yazısız kurallarına kadar, büyük değişiklikler oldu ve olmakta! Rotatiften ofsete, linotip ve entertip dizgiden, kurşun satırları çinko masalar üzerinde sayfalar haline getirmekten bugünkü bilgisayarla düzenlemelere kadar, çok muazzam değişiklikler ve ilerlemeler! AİLELER VE KİŞİLER Bizim zamanımızda, gazetelerin sahipleri ve başyazarları ekseriya aynı kişiler ve aynı aile mensupları idi. Mesela Vatan Gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman’la, Cumhuriyet Gazetesi önce Yunus Nadi Bey’le, sonra da oğulları Nadir ve Doğan Nadi ile, Vakit Gazetesi Us kardeşlerle, Dünya Gazetesi Falih Rıfkı Atay ve Bedii Faik Akın’la, Tan Gazetesi Zekeriya Sertel’le, Milliyet de Ali Naci Karacan ve sonra oğlu Ercüment Karacan’la, Yeni Sabah, sahibi Safa Kılıçlıoğlu ile özdeştiler. İzmir’de Yeni Asır, Bilgin ailesinindi. Onların belirli görüşlerini yansıtırlardı. Köşe yazarları da zaman zaman farklı düşünceler ifade etseler bile, çoğunlukla “gazetenin ve patronun” temayüllerine uyarlardı. Bu bence sağlıklı bir durumdu. Kimseyi tenkit etmek maksadıyla söylemiyorum; şimdi olaylar, gelişmeler, bütün dünyada gazeteleri, genellikle medyayı “büyük iş ve işletmeler” haline getirdi ve iletişimdeki gelişmeler sonucu gazeteler, dergiler, radyolar TV’ler ve de son zamanlarda internet hizmetleri, kitap vs. yayınevleri holdinglerde kümeleşir oldular. Tiraj ve satışlarının düşmesi, TV ve şimdi de internet rekabeti karşısında, gazeteler ayakta durabilmek için yeni yeni ve bazan da sıra dışı taktiklere ve gazeteciliğe uymayan promosyonlara girişirken, mali bakımdan daha kuvvetli olmak, sırtlarını bir yere dayamak zorundalar! KAÇINILMAZ FAKAT MAHZURLU Gazete ve dergi çıkarmanın maddi külfetleri ağırlaştıkça rekabet de arttıkça bu gelişmeler de bir bakıma kaçınılmaz oluyor. Ancak değişik kesimlerin farklı fikir ve isteklerini, kamuoyunda küçük, müstakil yayın organları vasıtası ile ifade edebilmeleri ve savunmaları, her türlü düşüncenin kamuoyunda serbestçe ve kolaylıkla ifade edilmesi, demokratik sürecin sağlıklı işlemesi için olmazsa olmaz bir şart... Ne var ki radyolarla gazetelerin, şimdi de internet kuruluşlarının, dağıtım, yayın araç ve imkanlarının aynı ellerde toplanması, bu süreci engelleyebiliyor. Velhasıl, hiç olmazsa nazari olarak, mahzurlu bir olgu. Ama bugünün şartları için de bunun önlenmesi imkansızlaşıyor. Bütün dünyada trend bu yolda. Mesela Amerika’da ve İngiltere’de, Rupert Murdoch’un medya tekeli önlenemedi. Amerika’da TV’lerin ve gazetelerin aynı ellerde toplanmasını önleyen eski kuralların yumuşatılması eğiliminde. DİĞER BASKILAR VE MAHZURLAR Holdingleşmenin veya başka konularla da iştigal eden holdinglerin parçası olmanın, başta medya kuruluşlarına dayanarak ekonomiyi ve siyaseti etkilemek gibi başka potansiyel mahzurları, ama bu oluşumun ne dünyada ne de Türkiye’de kolay önlenemeyeceği de meydanda. Şimdi temayül bu yeni şartlarda, suiistimalleri önlemek ve değişik düşüncelerin ifadesine imkan vermek için otokontrole dayanan bazı yeni kurallar ve müeyyideler geliştirmek. “Otokontrol” diyorum, çünkü neticede, devletin tepeden inme kontrolleri ve müeyyideleri arzu edilemeyeceğine göre, iş kuruluşların ve yöneticilerin iyi niyetine “sütlerine” dayanıyor! İÇ TARTIŞMALAR Otokontrolün bir boyutu da aynı grup hatta aynı yayın organı içinde, karşılıklı sütun ve programlarda değişik, hatta zıt düşüncelere yer vermek. Bu gazeteleri, TV’leri daha da canlı hale getirebilir. Bizde bu yeni oluşumun emareleri mesela, bir köşe yazarının karşı sütundaki köşe yazarı ile tartıştığı görülmeye başlandı. AMERİKA’DAKİ BİR GELİŞME Son zamanlarda Amerika’da çok anlamlı bir birleşme-gelişme oldu. Chicago’daki, bir süredir bir holding olan ve portföyünde yönetimi altında beş gazete, çeşitli yerlerde radyo ve TV istasyonları bir de beyzbol şirketi bulunan Tribune grubu, Los Angeles’ta Chandler ve Otis ailelerinin malı olan Los Angeles Times gazetesini, radyo ve TV’lerini 6 küsur milyar dolarlık bir anlaşma ile imparatorluğuna kattı ve ortaya dev bir mega-medya kuruluşu çıktı. Böylelikle Amerika’da bir aile grubunun daha Chandler ve Otis ailelerinin, gazete medya sahipliği sona ermiş oldu. Hâlâ gazetelere ve medya kuruluşlarına sahip bazı aileler var... Mesela New York Times grubu, aşağı yukarı tamamiyle Sulzberger ailesine, Washington Post grubu da, Graham ailesine ait ve kolay kolay başkalarına satılmaları beklenmiyor. Washington Post’un patronu Bayan Katherine Graham, Wall Street Journal’de yayınlanan “Gazetecilikte Aile Değerleri” başlıklı bir makalesinde gazetelerin aile sahipliğinden kopmasının, holdinglere geçmesinin mahzurlarını belirtiyor. Katherine Graham, gazetelerin dışardan gelme profesyonel yöneticiler ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar, bulundukları ülkenin veya şehirlerin değerlerini ve çıkarlarını, aileler ve kişiler kadar savunamayacaklarını ve kâr dürtülerinin ülkeye ve topluma hizmet kaygılarından daha ağır basacağını söylüyor. Aile gazetelerinin her türlü (devlet ve ekonomik) baskılara daha fazla dayanacağını ilave ediyor. Gazetelerin de nihayet hayır cemiyetleri olmadıklarına göre kâr emellerinin bulunmasına rağmen, aile ve kişi gazetelerinde kâr ve zarar hesaplarının dışında, hizmet ve haber verme amaçlarının daha fazla gözetilebileceğini belirtiyor. Mesela, profesyoneller yabancı ülkelerdeki büroları, zarar endişeleri ile tasfiye ederken, yabancı muhabirlerin ve dünya haberleri vermelerinin, doğrudan para getirmese bile, kamuoyunun her türlü habere ulaşmak “hakları” bakımından zorunlu olduğunu ilave ediyor. Son cümlesi de anlamlı: “Umarım ki ülkemizde her zaman duyarlı, hayati olaylarda gerçekleri çekinmeden yayınlayacak ve doğruları korkmadan savunacak cesur ve özgür gazeteler bulunur... Demokrasi son tahlilde buna bağlıdır!” GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Söz hürriyeti insana kalabalık bir tiyatroda ‘yangın var!’ diye bağırmak hakkını vermez!” Oliver Wendel Holmes-Amerikan Yargıcı 1841-1936 “Gazetecilik Lord Jones’un yaşadığından bile haberdar olmayan insanlara “Lord Jones’un ölüm haberini vermek san’atıdır.” G.K.Chesterton-İngiliz yazarı 1874-1936
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT