BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hem destan hem tarih

Hem destan hem tarih

Türk Dil Kurumu, son on yıldır ilmî çalışmaların kitaplaşması konusunda verimli bir faaliyet içindedir. Yayın sayısı 750’leri bulan TDK, ayrıca yurt içi ve dışında kongre, kurultay, seminer ve konferanslarla Türk dili ve edebiyatının meselelerini gündemde tutmaktadır.



Türk Dil Kurumu, son on yıldır ilmî çalışmaların kitaplaşması konusunda verimli bir faaliyet içindedir. Yayın sayısı 750’leri bulan TDK, ayrıca yurt içi ve dışında kongre, kurultay, seminer ve konferanslarla Türk dili ve edebiyatının meselelerini gündemde tutmaktadır. Bu kitapların çoğu ayrıca ders aracı olup Türkçe ve edebiyat öğretmeni yetiştiren üniversitelerimizin öğrenci ve öğretim üyelerine de belli seviyelerde hitap etmektedir. Kurumun yayınları arasında tarihi metinler ve bunların sözlük ve gramerleri de sıkça yer alıyor. Göktürkçe ve Uygurca’dan Eski Anadolu Türkçesi’ne ve zamanımız Türk şivelerine; Gagavuz, Kırgız, Özbek.. Türkçelerine kadar muhtelif dönemlere ait çalışmalar, seçkin hocaların mahsulü eserler, güzel baskılı kitaplar halinde aydınlığa ulaşmaktadır. Bunlardan son bir örnek de Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’ndan öğrencim Yrd. Doç. Dr. M. Mehdi Ergüzel’in doktora çalışması olan XV. asra ait bir tarihtir. Metin, gramer incelemesi ve sözlüğünden oluşan bu eser, Fatih’in babası II. Murad’ın emriyle Şirvanlı Mahmud’a tercüme ettirilmiştir. Ünlü Arap Tarihçisi İbni Kesir’den çevrilen bu eserin asıl adı Tarih-i İbn-i Kesir’dir. Dr. Ergüzel’in, Prof. Dr. M. Tulum danışmanlığında hazırladığı Prof. Dr. K. Eraslan’la Prof. Dr. Halil Ersoylu’nun tetkiklerinden geçen bu çalışmasının önsözünde: “Türk Dilinin belgelerle bilinen başlangıcından bu güne, özelliklerinin ortaya konulması, millî kültürümüz ve geleceğimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Son asır içinde bu sahada yapılan çalışmalar, ortaya konulan eserler; tarih içinde Türkçe’yi aramak, bulmak ve günümüze ilmî veriler halinde taşımak gayesine lâyıkıyla hizmet etmiş, yeni yetişenlere yol gösterici olmuştur. Dilimizin elde mevcut bütün yazmaları en son ve gelişmiş metotlarla incelenip ortaya konulduğunda daha ufuklu yorumlar yapılabilecektir” diyor. Kendi çalışmasını “hem eski Türkçe’nin izlerini taşıması hem de Osmanlı Türkçesi’nin temellerini ihtiva etmesi” bakımından Eski Anadolu Türkçesi’ne ait bir tarihî tercüme metnine dayandırdığını belirtiyor. Dr. Ergüzel’in, 600 yıl öncesinin Türkçesine hem de o zamanın tercüme gücünü ifade etmesi bakımından örnek gösterdiği şu bölüm Dede Korkut şiiriyetinde ve destan güzelliğindedir. “...Rivayet olundu ki: Arab-ı arba ortasında eyle bahadur kimse idi ki ömrinde atduğı ok yire düşmezdi. Her nireye ki kasd itse elbetde ururdı. Bir gice ay aydınında avlayu çıkdı. Bir nice geyiklere tuş olup, kavs-ı kuzah gibi yayın eline alup tirkeşinden bir ok çıkardı, gez kirişde koyup çekdi. Gez kulaga irişüp demren evce girdi. Ol geyiklere atup, içinde ok birine tokınup Dımuşki İgne ter atlasdan geçer gibi bir yanından çıkup, bir taşa tokınup ol taşdan odlar saçıldı. Kes’ay, taşdan ol vechile od saçılduğın görüp, geyiklerden birine tokınmadı sanup ‘Bunca yıl Arap ortasında ok atarın yire düşdüğün görmedim’ diyü galata varup ol gazabıla gendü elin kesdi. Vakta ki sabah olup güneş kaf kullasından baş kaldurdı, nazar idüp ol geyiklerin birin düşmiş ve atdugı ok yanunda yatur görüp elin kesdügine peşiman oldı.” (225, b/6-17) YENİ ÜMİT DERGİSİ Yeni Ümit adlı derginin 47. sayısını da zevkle okudum. Onun “Kültürel kaynaklarımıza yeniden bakış” adlı tanıtma yazısında: “Bir fidanın kendine has koku ve tatlara sahip meyve vermesi için, kendi toprağında büyümesi gerekiyor. Yaban topraklara bırakılan fidan ekilse de meyve vermez. Kültürel mirasına kem gözle bakan, ona yabancılaşan; dirilişini başka kültürlerde arayan milletler de işte o tohum gibidir.” diyor. Adını andığım Yeni Ümit Drgisi’nin (Ocak-Şubat-Mart) başyazısında (Kültür mirasımızın temel kaynakları) özellikle düşünce, akıl, mantık ve muhakeme yörüngesiyle bir fıkıh medeniyetine yaslanan kültürümüzün temel kaynakları işleniyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT