BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Cezalı oyuncular

Cezalı oyuncular

Fenerbahçe’dekileri kastetmiyorum. Onları yönetim affetmemiş. Sporda kırmızı kart yiyenlere paralel olarak siyaseten saha dışı bırakılmışlar ve maç yasağı yiyenlere ilişkin tartışmalar birinci sayfaların gündemi.



Fenerbahçe’dekileri kastetmiyorum. Onları yönetim affetmemiş. Sporda kırmızı kart yiyenlere paralel olarak siyaseten saha dışı bırakılmışlar ve maç yasağı yiyenlere ilişkin tartışmalar birinci sayfaların gündemi. Baştan sona “cezalılarla” doluyuz. Ben demokraside yasaklara karşıyım. 312’nin kaldırılmasını da Tayyip bey için istiyorum. Ancak, Türkiye’de siyasete “giriş ve çıkış” kanallarını hep tıkadığımız ve akışkanlığı sağlayamadığımız için hep zaman zaman birileri düdük çalıp, oyunu tatil etmiştir. Siyasete girmek zor. Çıkmak başka zor. Bir ihtimâl daha var, o da ölmek mi desem!.. Hak vaki olmadıkça siyasetteki mevzilerini boşaltanlar yok. Siyaseti bırakış istifa ile olur. Sağolsunlar, “Bu akşam istifa ederim, beni kimse tutamaz” deyip şerefiyle arenayı bırakan yok, aramızda. Kimse de çekilin demiyor. O kadar alicenabız ki, oyuna girmek isteyen de, oyunda kalmak isteyen de bu işi “milletim istedi” diye yapıyor. Bu millet de hiç “git” demiyor, herhalde! Kalan kalana. Sandık sonuçlarını okumaya gelince hemen siyaseten miyopizm başlıyor. Kulak iltihabı olup, dıştan gelen sesler duyulmuyor. Bu oyunun adı da demokrasi oluyor. Halkın git demesi sonuç vermeyince, başka birileri git diyor. O da kime diyor, kime denmeli-karışıklıklara neden oluyor. Üstelik, böyle demokrasiye işlerlik de kazandırılamıyor! Cezalı oyuncuları, halk ceza verip saha dışı bırakamayınca, başkaları kırmızı kartı gösteriyor; ama o zaman da yıpranmanın eşiğine gelenler bir anda ya mağdurlaşıyor, ya kahramanlaşıyor. Bu defa millet, duyguları ile hareket edip, onları yeniden baştacı ediyor. Tam aksine bir sonuç çıkıyor. Ne ilginç şu Türkiye: İki eski dost ve siyaseten koalisyon ortağından birinin siyaseten ömrünü uzatmak, diğerinin bitirmek için uğraşıyoruz. İkisini de birbirine bağlıyoruz! Bu çerçevede, bence Bahçeli doğru ve makûl konuştu: Birilerini fiştikleyip, şu 312 size de çıkabilir zihniyeti yanlıştır. Şantajcılıktır-her iki boyutu ile birlikte. Kendimize gelelim. NEVRUZ Neyse o da geçti. Nevruzlar yarıştı bu yıl. İlginç; bu yıl “Kürtçü” Nevruz ile “Türkçü” Nevruz birbirlerine paralel kutlandı. Barış içinde birarada yaşama, buna mı deniyor, acaba? Bu arada KDP, Ankara’da resepsiyon vermiş. Nevruz bahanesiyle adeta bir devlet gibi yabancı misyonları kabul etmiş. Kuzey Irak’taki Nevruz, Türkiye’deki Nevruz!.. Bir de Demirel’in tabiata bağladığı Nevruz vardı. Laik ve tarafsız Nevruz!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT