BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dış politikaya dikkat...

Dış politikaya dikkat...

Ne yazıktır ki, Türkiye’de bir türlü, uzun vadeli, değişik alternatifleri ihtiva eden, dış politika stratejileri tesbit edilmemektedir. Çok uzun yıllardan bu yana, hep “bugünü kurtaralım, yarına Allah Kerimdir” felsefesi hakimdir. Geniş kapsamlı çalışmalar, beyin fırtınaları, yapılmamaktadır.



Ne yazıktır ki, Türkiye’de bir türlü, uzun vadeli, değişik alternatifleri ihtiva eden, dış politika stratejileri tesbit edilmemektedir. Çok uzun yıllardan bu yana, hep “bugünü kurtaralım, yarına Allah Kerimdir” felsefesi hakimdir. Geniş kapsamlı çalışmalar, beyin fırtınaları, yapılmamaktadır. Askeri kurumların ve Dışişlerinin haricinde, sivil beyinlerden aktif olarak yararlanılan bir ortam yoktur. Bu tablonun sonucu olarak da, devamlı dışa bağımlı, tek kutuplu (belirli süredir ABD-İsrail-Türkiye eksenli), sadece AB’ye üye olmaya odaklı bir politika sürdürülmektedir. ABD-Almanya çekişmesi, Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun da gündemini belirlemekte, (süperlerin çıkarı gerektiriyor ise) sun’i gündemler devreye sokulmaktadır. Petrol, silâh ticareti, askeri ve politik çıkarlar, uygulanacak senaryoların belirleyicisi olmaktadır. (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, İtalya, Almanya, vb. ülkelerin en önemli gelirlerinin silâh ticaretinden geldiği göz ardı edilmemelidir. Bugün, dünyanın 60’tan fazla, özellikle çoğu az gelişmiş, ülkesinde sıcak çatışmaların sürdüğü unutulmamalıdır. Türkiye’deki terörün, Keşmir-Orta Doğu, Filistin vb. bölgelerdeki ihtilafların kimin işine yaradığı incelenmelidir. Yunanistan’ın dünyanın 3. sıradaki, Türkiye’nin de 4. sıradaki silâh alıcısı olduğu, bu açıdan ihtilafları kimlerin körüklediği, kime yarar sağladığı etüd edilmelidir. PKK, Asala, Hizbulvahşet, Aczimendi, Ali Kalkancı, AB’nin devamlı kanatmaya gayret ettiği Türk Kürt-ihtilâfı gibi konuların esas menşei incelenmelidir.) (Son günlerde, yabancı basında çıkan, ASALA’yı tekrar hortlatma gayretine matuf, Ermeni ve Ortodoks fundamentalizmine destek veren, yayınlar dikkat çekicidir.) (Rusya, Çin, Hindistan vb. ülkelerdeki gelişmeler, aralarındaki dayanışma çalışmaları gözden kaçırılmamalıdır.) (ABD’nin Kuzey Irak’taki çalışmaları, Barzani ve Talabani’nin davranışları; Suriye-İsrail müzakerelerinde Türkiye’deki akarsular üzerinden tavizler verilmesini; Kıbrıs konusundaki baskıları; Öcalan olayının perde arkasını; kimler tarafından nasıl paketlenip teslim edildiğini, karşılığında hangi tavizlerin alındığını; idam edilmeme gerekçelerini; Rusya’nın sürdürdüğü acımasız politikayı, uyguladığı insanlık dışı soykırımını, Çeçenistan’daki trajediyi, özellikle Putin’in hangi amaçları güttüğünü; iyi incelemek şarttır.) Mavi Akım Projesi nedir? Kimlere çok büyük çıkarlar sağlayacaktır? Niçin Çeçenistan dahil olmak üzere, tüm Türk Dünyası sahipsiz bırakılmaktadır? Almanya’nın sürdürdüğü Büyük Doğu Yürüyüşü stratejisini (Berlin, Belgrad, Boğazlar, Bağdat yolu) ne kadar incelemekteyiz? Gazi olayları vb. provokasyonların köküne ne kadar inebildik? Helikopter, tank, vb. büyük silâh alımları konusunda Türk halkına ne kadar bilgi verilecektir? Bunlarda, hangi faktörler etkili olacaktır? Yargının politize edilmesi gayretleri, daha ne kadar sürecek ve hangi noktalara kadar varacaktır? Medya, banka, holding üçgeninin aynı ellerde toplanmasının sonuçları sağlıklı biçimde ne zaman irdelenebilecektir? Türkiye, ne zaman tam anlamı ile demokrasiye; fikir, ifade, vicdan ve teşebbüs hürriyetine kavuşacaktır? Ekonomideki monopol ve oligopol düzeni ebediyen devam edecek midir? Tam rekabet düzeni, anti-tröst uygulamaları ne zaman gündeme gelecektir? Görüldüğü gibi, iç ve dış politikayı birbirinden ayırmak ve bunu da tam bağımsızlık kavramından soyutlamak mümkün değildir. Önemli olan, megatrend araştırmalara ve fütürolojiye ağırlık verebilmek; geniş kapsamlı araştırma ve istişarelere imkân tanımak; uzun vadeli plânlara öncelik sağlamaktır. En önemlisi, gerçek demokrasiyi, dürüstlük ve şeffaflığı gönülden benimseyebilmektir. Elbette, dünyada tek başına kalmamalıyız. Elbette, ABD ve AB ilişkilerini (şüphesiz eşitlik ve çıkarlar dengesi çerçevesinde) güçlendirmeliyiz. Elbette, Türk Dünyasındaki kardeşlerimizle (Batı Trakya’daki, İran ve Irak’taki kardeşlerimiz dahil) irtibatlarımızı arttırmalıyız. Ancak, başarının bilgiden, bilimden, araştırmalardan ve uzun vadeli sağlıklı hedeflerden geçtiğini de unutmamalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT