BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güzel konuşmak bir sanattır

Güzel konuşmak bir sanattır

“Konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin tüm duygularının yanı sıra düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkin yoldur.”



“Konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin tüm duygularının yanı sıra düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkin yoldur.” Öyle insanlar vardır ki; onlar konuştukları zaman soluduğunuz havanın bile onların sayesinde olduğunu zannedersiniz. Yani; konuşmaları öylesine etkilidir ki, bulundukları her ortamda, kısa bir sürede insanları etraflarında halka yapmayı başarırlar ve çevreleri üzerinde kıskanılacak bir etkileri vardır. Konuya başka bir açıdan bakacak olursak, bildiğiniz gibi iş görüşmelerinde işveren personelini işe almadan evvel bir mülakattan geçirir. Burada amacı sınırlı bir sürede karşısındakini maksimum ölçüde tanımaya çalışmaktır. Bu görüşmelerin sonunda bazen bir bakarsınız sizden çok daha az özelliklere sahip birisine, o çok istediğiniz işi, kaptırıvermişsiniz, hatta bazen hoşlandığınız kişiye bile... “Bu işin sırrı nedir?” diyecek olursanız bu cevap son derece açık; güzel konuşmayı becerebilmek... Çünkü konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin tüm duyguları yanı sıra tüm düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkin yoldur. Ünlü psikologtan altın öğütler Güzel konuşmak için, gelin Psikolog Jack Marrison Pollack’ın öğütlerini dikkate alın: * Özenle dinlemesini bilin: Birçoğumuz, ne söyleyeceğimizi düşünmekten, başkalarının söylediklerini doğru dürüst dinlemeyiz. Oysa siz onları dikkatle dinlerseniz, onlar da sizi, konuşurken ilgiyle dinlerler. * Başkalarını ilgilendiren konulardan söz edin: Karşınızdakine yetenekli olduğu konuda konuşma imkanı verirseniz, sıkıntılı bir sessizliği önlersiniz ve çoğunlukla karşınızdaki, anlattıklarına o denli dalar ki, iki insanın konuşmasına en çok engel olabilecek olan sıkılganlığı, unutmuş olur. * Sıkıcı ayrıntıdan kaçının: Konuşurken, en küçük ve gereksiz; hiçbir noktayı atlamadan anlatırsanız, karşınızdaki kişi, siz daha ana konuya gelinceye kadar sıkıntıdan patlar ve ilgisi dağılır. * Kesin ifadelerle konuşmaya çalışın: Konuşmaya, başlamadan durup, önce aklınızda sözcükleri seçin. Bir konudan ötekine atlamayın. Konuşurken, konuştuğunuz kişinin yüzüne bakın, elinizle ağzınızı kapayıp, mırıldanmayın. * Sorularınızı yerinde sorun: Bir sorunun akıllıca sorulmasıyla, karşınızdaki kişinin “açılmasına” neden olursunuz. “İşler nasıl?” ya da “ne haber?” gibi sorular gereksizdir. Fakat, “işe nasıl başladınız?” ya da “sizce nasıl” gibi sorular karşınızdaki kişiyi konuşturur ve sizin de gerekenden fazla konuşmanızı önler. * Öfkelendirmeden karşı çıkmayı öğrenin: Çoğu kez, ne konuştuğunuz değil de, nasıl konuştuğunuz önemlidir. Dostça bir tartışma konuşmayı zenginleştirir, fakat sertçe sarfedilen bir söz, iki tarafın da hırsa kapılıp, birbirlerinden uzaklaşmalarına sebep olur. * Kimsenin sözünü kesmeyin: Eğer biri konuşurken konuşmaya girmeniz gerekirse, konuşmayı keserken yumuşak bir cümle kullanmanız yerinde olur. * Hoşgörülü ve anlayışlı olun: Çoğu kez bizi sinirlendiren ve rahatsız eden kişilerle konuşmak zorunda kalırız. Böylesi durumlarda konuşulan konu ile ilgilenmeye çaba harcayın. * Biraz övme, çok zaman işe yarar: İnsanlara kompliman yapmayı öğrendiğiniz an, sohbetiniz de daha zenginleşir. * Kendinizi birçok konuda geliştirin: Kitap okuyun, hobiler geliştirin, araştırıcı olun. Böylece sohbetleriniz zenginlik kazanır. Okuyucu mektubu : İnsanların lafı sözü bitmez Ankara’dan yazan Sevgili, B.P; üniversite sınavında istediğin başarıyı yakalayamamış olmanın ve anne-babanın ayrılmış olmasının seni üzdüğünü, bunda çevrenin de etkisinin olduğunu yazmışsın. Sevgili kardeşim; meslek lisesi mezunu olduğun için yazabileceğin yerler sınırlı. Ancak meslek yüksek okullarını yine alanına uygun öğretmenlikleri yazar ve daha gayretli çalışırsan başarılı olabilirsin. Maddiyata gelince, “sen önce bir kazan, birçok hayırsever ve vakıf, öğrencilere burs veriyor. Sen de bu burslardan yararlanırsın.” Bir işte çalıştığından bahsetmişsin. Genç yaştaki bu çabanı, takdirle karşılıyorum. İleride emeklerinin boşa gitmemesi için sigorta işlemlerini takip et, yani sigortasız çalışma. Sigorta primlerinin ödenip ödenmediğini araştır. Üniversite sınavında bu yıl da bir hayal kırıklığı yaşarsan, Açıköğretim Fakültesine kaydını yaptır. Bankaların, belediyenin, devletin memurluk sınavlarına girip şansını dene. Bu arada anne ve babası ayrılan tek genç sen değilsin, bunu sakın unutma. Küçük bir ilçede oturuyor olmanın bu konu üzerinde, sende hassaslık oluşturmasını anlıyorum, fakat bu durum utanılacak bir şey değildir ki. Düşünsene; anlaşamayan iki insan sırf çevrenin dedikodusu yüzünden bir arada oturursa ne kadar mutlu olabilir? Huzursuzluklar daha fazla artmaz mı? Sonra dediğin gibi; stres birçok hastalığın sebebidir, hayata daha pozitif bakmaya çalış. Kendinin kıymetini bil. Sağlıklı, mutlu günler geçirmen dileğiyle. Her tür soru ve sorunlarınız için Adres: Türkiye Gazetesi, Genç Türkiye Köşesi, 29 Ekim Cad. No. 23 Yenibosna/İstanbul Faks: 0212 454 20 30 E-Mail: Betbay@apexmail.com Bir gün hepimiz yaşlanacağız Geçtiğimiz günlerde bir okuyucumuzdan 18-24 Mart tarihlerinin Yaşlılar Haftası olduğunu hatırlatan bir e-mail aldım. Okuyucumuz vaktiyle bürokrasimizin birçok alanında hizmet vermiş, danışmanlık yapmış ve bugün artık emeklilerin hayat mücadelesine katkıda bulunmayı, bir grup arkadaşıyla birlikte kendisine görev bilmiş olan Sayın Ümit Erdül Beyefendi. Kendisi daha sonra yaptığımız bir telefon konuşmasında, sayfamızdaki sosyal olaylara karşı verilmeye çalışılan duyarlılığı hissettiğinden dolayı bize yazdığını, bu konunun önemini sizlerle ve kendini genç hisseden tüm okuyucularımızla paylaşmak istediğini söyledi. Evet genç arkadaşlarım, aslında daha evvel de yaşlılarımıza hürmet etmemiz hususunda bir yazı yazmış, bu yönde sizlerden gelen olumlu mesajlarla da çok mutlu olmuştum. Ama bu konu o kadar hassas ve ileride istemesek de, (inşallah Allah hepimize uzun ömür verir ve sağlıklı yaşlanmayı nasip eder) hepimizin başından geçecek bir dönem ki, yaşlılığımızn sigortasını şimdiden yapmak mecburiyetindeyiz. Nasıl mı? Etrafımızdaki yaşlıların kıymetini bilerek. Sizleri, hatta ana-babalarımızı yetiştirmek için binbir mücadele veren bu kişileri ihmal etmeyerek. İşte bu bilinçle; sizlere biraz da yukarıda bahsettiğim Beyefendi ve arkadaşlarının kurmuş olduğu Umut Vakfı’nın çalışmalarından bahsetmek istiyorum. Umut Vakfı, eli ayağı tutan ancak gerek kendi isteksizliklerinden, gerekse çevrenin olumsuz etkisi yüzünden hayattan kopmuş, belli bir yaşın üstündeki yaşlılarımızı daha aktif hale getirmek, yaşamlarının bundan sonraki kısmını huzur ve mutluluk içinde, ancak hiçbir şekilde hayattan kopmadan, geçirmelerini sağlamak amacıyla kurulmuş bir vakıf. Haydi! Günlük koşuşturmalarımızın telaşına bir küçük ara verip vakfı arayalım, bu gayretlerinde onları yalnız bırakmayalım. Bir gün yaşlanacağınızı unutmadan çevrenize karşı daha duyarlı, saygılı huzurlu bir hayat geçirmeniz dileğiyle... Sevgiyle kalın. İlgilenenler için: e-mail: umutvakfı@hotmail.com Tel: 0312 282 54 02 - Ankara Haftanın Sözü Bir insanın hayatından değerli bir şeyi yoksa, o insanın hayatının da bir değeri yoktur. Tagore
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT