BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ünlü aşk mektupları

Ünlü aşk mektupları

“Venedik 18 Ekim 1503 Sekiz gün geçti f.f’den ayrılalı ve daha şimdiden ondan sekiz yıldır uzak kalmışım gibi geliyor bana;



“Venedik 18 Ekim 1503 Sekiz gün geçti f.f’den ayrılalı ve daha şimdiden ondan sekiz yıldır uzak kalmışım gibi geliyor bana; oysa şu anda her zamankinden daha fazla ruhumun gıdası ve varlık nedeni olan, düşüncelerimin böylesine ayrılmaz bir parçası haline gelen anıları olmaksızın, tek bir saatimin bile geçmediğini rahatlıkla söyleyebilirim; bu birkaç gün daha böyle sürerse, ki bu kaçınılmaz görünüyor, ruhumun bütün işlevleri bu anıların emrinde olacak, diğer insanlar nasıl kendi ruhlarıyla varlıklarını sürdürüp zenginleşiyorlarsa ben de salt onun anılarıyla ruhumu besleyeceğim, onlarla yaşayacağım ve bu tek düşünce olmaksızın asla yaşayamayacağım. Takdiri ilahi ne ise o olsun, yeter ki ben beraberliğimizin kutsal müjdesinin gerçek yazgımız olduğunu kanıtlamaya yetecek kadar parçası olayım onun. Kimi gökteki ayın tanıklığında, balkonda, kimi narin hanımefendimin sevgi dolu, mültefit ve lütufkar pek çok davranışına sahne olan ve sonsuza dek mutlulukla bakacağım pencerede şahsıma söylenen sözler, sık sık ve hiç çaba harcamaksızın aklıma geliyor. Bütün o sözler yüreğimin etrafında öylesine harikulade bir sevecenlikle dans ediyor ki, beni ayaklarına kapanıp, aşkımın enginliğini sınaması için ona yalvarma arzusuyla tutuşturuyor. Onun içimde neler uyandırmaya muktedir olduğunu, değerli varlığının bağrımda tutuşturduğu ateşin ne denli güçlü olduğunu bildiğinden emin olmadan asla huzur bulamayacağım. Gerçek aşkın ateşi, çok büyük bir güçtür; hele coşkuyla dolup taşmakta olan iki zihin hangi tarafın sevgisinin daha büyük olduğunu anlamak arzusuyla tutuşuyorsa, ikisi de birbirinden daha canlı, daha önemli kanıtlar sunmak için yarışıyorsa, alevler iyice yükselmiş demektir... Onun, f.f’nin elleriyle yazılmış iki satırcık görmek benim için dünyanın en büyük mutluluğu...ama bu kadar fazla şey istemeye cesaret edemiyorum. Hanımefendi benim için neyi uygun görüyorsa onu yapmasını istesin sevdiğimden. Siz saygıdeğer hanımefendinin elini, dudaklarımla öpmediğimden bütün kalbimle öpüyorum.” * * * Bu mektup Rönesans İtalya’sının en başarılı bilim adamlarından olan Venedikli ozan Pietro Bembo tarafından kaleme alınmış. Aşık olduğu kadın ise dönemin en önemli ailelerinden birisinin tek kızı Lucrezia Borgia imiş. Üstelik Borgia, evli ve saraya mensup bir hanımefendiymiş. Bu olumsuzluklar sebebiyle ömürleri boyunca asla bir araya gelmemişler. Asla elleri birbirine değmemiş ve Bembo asla bir başkasıyla evlenmemiş. Tek paylaştıkları uzun yıllar boyunca birbirlerine yazdıkları aşk mektupları olmuş. Ben bu mektubu Doğan Kitapçılık’ın Ünlü Aşk Mektupları isimli kitabından aldım ve sizlerle paylaşmak istedim. Zaman zaman bu mektuplara birlikte göz atarız diye düşünüyorum. Belki bu sayede sıkça irdelemeye çalıştığımız aşk denen duyguyu daha kolay anlayabiliriz. Ya da dünyaca ünlü kişileri bile nasıl perişan ettiğini hatırlayıp aşktan iyice korkarız, kimbilir... Sözün Özü Konuşmak ihtiyaç olabilir fakat susmak bir sanattır. LEVHA Durgun sular derin akar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT