BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kemâl erbâbı, yüksek mertebelere nasıl ulaştılar?

Kemâl erbâbı, yüksek mertebelere nasıl ulaştılar?

Abdülkâdir Geylânî hazretleri buyurdu ki: “Temeli doğruluk üzerine attım. Hiç yalan söylemedim. İçim ile dışım bir oldu. Bunun için işlerim hep rast gitti.”



Dün, bir nebze, kemâle ermiş kimselerin, o yüksek mertebelere nasıl eriştikleri hakkındaki bazı sözlerini nakletmiştik. Bugünkü makâlemizde de, kemâl erbâbından bazı nakiller yapmak istiyoruz... İyi bir insan olmak için, kâmil ya’nî olgun bir Müslümân olmak gerekir. Zâten “Müslümân”, “iyi insan” demektir. Allah indinde mü’min çok kıymetlidir. Kur’ân-ı kerîmde mü’minler hakkında birçok âyet-i kerîme vardır: “Mü’minler, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman onların kalpleri titrer, Allah’ın âyetleri okununca, îmânları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler, namazı dosdoğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden [Allah’ın râzı olduğu yerlere] harcarlar.” [Enfâl, 2-3] “Mü’minler, muhakkak kurtuluşa ermişlerdir. Onlar, namazlarını huşû’ içinde kılar, boş ve lüzûmsuz şeylerden yüz çevirir, zekâtlarını verir, iffetlerini korurlar... Emânet ve ahidlerine riâyet ederler...” [Mü’minûn, 1-8] “İnanıp hayırlı iş işleyen [mü’min]lerin kötülüklerini, and olsun örteriz; onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfâtlandırırız.” [Ankebût, 7] YÜKSEK DERECELERE KAVUŞTULAR Büyük fıkıh âlimlerinden Süfyân-ı Sevrî hazretleri, harâmlardan ve şüpheli şeylerden kaçanların başında gelirdi. Edep ve tevâzuda benzeri azdı. Dostlarından biri kendisini rüyâda, Cennet’te nûrdan kanatlarla uçtuğunu gördü. “Bu dereceye nasıl kavuştun?” dedi. “Dîne uymakta çok hassâs davranmakla” buyurdu. Evliyânın büyüklerinden Bişr-i Hâfî hazretleri anlatır: Rüyâmda Resûlullah’ı gördüm, bana: “Allahü teâlânın, seni neden üstün kıldığını biliyor musun?” buyurdu. Ben “hayır” deyince, “Sünnetime tâbi olman, salihlere hizmet etmen, dîn kardeşlerine nasîhat etmen, Ehl-i beytimi ve Eshâbımı sevmen sebebiyle bu dereceye kavuştun” buyurdu. İmâm Ebû Yûsuf‘un oğlu ölünce, talebesine, “Defin işini siz yapın. Ben hocamın [İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin] dersine gidiyorum” dedi. Kendisini, vefâtından sonra, rüyâda, Cennet’te muhteşem bir hayât sürerken gördüler. “Bu ne ihtişâm, nasıl kavuştun?” dediler. O da, “İlme, ilim öğrenmeye ve öğretmeye olan sevgim ile” buyurdu. Gavs-ı A’zam Seyyid Abdülkâdir Geylânî hazretleri, “Bu işe başladığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esâs aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye kendisine soranlara cevâben buyurdu ki: “Temeli doğruluk üzerine attım. Hiç yalan söylemedim. İçim ile dışım bir oldu. Bunun için işlerim hep rast gitti.” Silsile-i aliyye büyüklerinden Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri de, “Her yerde Allahü teâlânın gördüğünü ve bildiğini düşünüp, edebe riâyet etmekle bu dereceye kavuştum” buyurdu. Seyyid Muhammed Bahâeddîn-i Buhârî Şâh-ı Nakşibend hazretlerine, “bu dereceye nasıl kavuştun?” diye sordular. “Resûlullah efendimize tâbi olmakla” buyurdu. Şâh-ı Nakşibend’in dâmâdı ve talebesi Alâeddîn-i Attâr hazretleri de buyurdu ki: “Hocam Bahâeddin-i Buhârî’nin bana tek nasîhati vardı: ‘Alâeddîn, beni taklit et’ buyurmuştu. Bunu yaptım. Onu taklit ettiğim her husûsta onun aslına kavuştum.” NAKİLSİZ KONUŞAN REZİL OLUR! Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî hazretleri sohbetlerinde hep; “Hocam Ebül-Hasan-ı Şâzilî buyurdu ki, Hocam şöyle anlattı” şeklinde söze başlar, hep hocasından nakiller yapardı. Bir gün biri; “Hep hocanızdan nakil yapıyorsunuz. Hiç kendinizden bir şey söylemiyorsunuz” demesi üzerine buyurdu ki: “Ben kendi evimden buraya hiçbir şey getirmedim. Ne kazanmışsam, dergâhta kazandım. Hocamdan öğrendiklerimi, ‘Allahü teâlâ buyurdu ki, Resulü buyurdu ki’ veya ‘Ben diyorum ki’ diyerek pek çok şey anlatabilirdim. Ama bütün bunları öğrenmeme, bu dereceye yükselmeme vesîle olan hocama karşı edebe riâyet ederek, hep hocamdan naklederek konuşuyorum. Uygun olan da budur. Hocasından bahsetmeyen, hep ben diye konuşan kimsede hayır yoktur. En iyi âlim, kendinden söyleyen ve kendine bağlayan değil, nakleden, vâsıta olandır. Dînimiz nakil dînidir. Îmân, ibâdet bilgileri kıyâmete kadar aynıdır, değişmez. Nakleden azîz, nakilsiz konuşan rezîl olur.” [Bugün de bu nakillerle yetinelim.]
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96604
    % 1.81
  • 6.2586
    % -1.43
  • 7.3135
    % -1.24
  • 8.2415
    % -1.84
  • 242.305
    % -1.51
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT