BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk’ün büyük çilesi

Türk’ün büyük çilesi

Struga Şiir Akşamlarına katılmak üzere 1977 yılında Yugoslavya’ya gittim. Önce, Üsküp’te yapılan şiir akşamına katıldım. Sonra Makedon idareciler, beni Türklerin yaşamış olduğu Kalkandelen şehrine götürdüler.



Struga Şiir Akşamlarına katılmak üzere 1977 yılında Yugoslavya’ya gittim. Önce, Üsküp’te yapılan şiir akşamına katıldım. Sonra Makedon idareciler, beni Türklerin yaşamış olduğu Kalkandelen şehrine götürdüler. Yanımda, Türkçe okuduğum şiirleri Makedonca’ya çevirerek okuyan Makedon asıllı bir tiyatro sanatçısı vardı. Çocukluğu Türk mahallesinde geçmişti. Türk asıllı arkadaşlarından Türkçemizi iyi öğrenmişti. Akşam sofrasında bana sormuştu: -”Biliyor musunuz demişti. Hitler, İkinci Dünya Savaşı’nda, kazanmış olduğu bu Balkan topraklarında kaç yıl kalabildi?” -Hitler’i sevmiyorum. Onu okumak içimden gelmedi. Bu topraklarda kaç yıl hüküm sürdüğünü bilmiyorum! diye cevap vermiştim. Makeden tiyatro sanatçısının verdiği cevabı, bence bütün tarih ve edebiyat kitaplarımızın başına koymalıyız: -”Hitler, bu Balkan topraklarında 5 yıl bile kalamadı. Halbuki Türkler, Balkan yarımadasında, tam 550 yıl hüküm sürdüler. Bu ne demektir? Bu, Türklerin bu topraklarda, son derecede âdil bir idare kurduklarına işarettir. Çünkü hiçbir idare, zulüm üzerinde, değil 550 yıl, doğru dürüst 50 yıl bile ayakta kalamaz. Türler, bu Balkan Yarımadasını fethettikten sonra her gün fazla değil, bir Yunan, bir Bulgar, bir Makedon... ailesini yok etselerdi, 550 yıl içinde buralarda Türk ve Müslüman olmayan bir tek kişi kalmazdı. Ama sizin soyunuz, bu katliamı yapacak güçte olmasına rağmen, kat’iyyen bu yola girmedi. Buralarda Türk ve Müslüman olmayanlara dokunmadı. Siz, böyle bir millete mensub olmakla, ne kadar övünseniz bu sizin hakkınızdır. Biz de bu topraklarda, Türklerle 550 yıl, birlikte yaşadığımız için üzgün değiliz!” Makedon asıllı tiyatro sanatçısı böyle söyledi. Ben ayrıca, belki 30 padişah fermanında gördüm. Fethettiğimiz ülkelerin Hristiyan halkına, kat’iyyen bir haksızlık yapılmaması için, Hristiyan halkın, can, mal, ibadet ve ticaret haklarının titizlikle korunması için padişahlarımız, kadıların ve beylebeyilerin dikkatini çekiyorlardı.. Açın, okuyun İsmail Hâmi Danişmend’in tespitlerini: Bizim 624 yıllık imparatorluk devrimizde, 288 sadrazamımızın sadece 88’i Türk’tür. 200 sadrazamımız Türk asıllı değildir. Cumhuriyetimizin ilanından sonra da uygulamalarda bir farklılık olmadı. Dün, Ermeniler, kendilerini kestiğimizi yok ettiğimizi iddia ediyorlardı. Peki biz, yok edeceğimiz bir kavmin mensuplarına, neden 29 sivil paşalık, 12 bakanlık, 30 civarında milletvekilliği, büyükelçilik, müsteşarlık vs. gibi vazifeler verdikti?!. Bugün de bazı Kürtçü milletvekilleri, Kürt halkını yok ettiğimizi ileri sürüyorlar. Ayıptır! Ayıptır! Ayıptır! İmparatorluk ve Cumhuriyet dönemlerinde 30 civarında kürt ayaklanması oldu. Devlet, nerede olursa olsun isyancıları bastırmak, yok etmek hakkına sahiptir. Dünyanın her yerinde bu böyle. Hangi ülkede, devlet isyancıların karşısına bir deste gülle gidiyor? Ağızlarını kinle, yalanla-dolanla açanlar Kürt asıllı dört cumhurbaşkanımızın, en az kırk bakanımızın, nasıl o makamlara geldiklerini de namusluca açıklamalıdırlar. Kürt kardeşlerimize en büyük ihâneti, bu solcu düzenbaz adamlar yapmaktadırlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT