BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lâf çok, iş yok!

Lâf çok, iş yok!

Evdeki hesap, çarşıya uymadı. Euro Bölgesini dizayn edenler, parasal birliğin bir borç krizine geçit vermeyeceğini söylemişlerdi, ama öyle olmadı.



Evdeki hesap, çarşıya uymadı. Euro Bölgesini dizayn edenler, parasal birliğin bir borç krizine geçit vermeyeceğini söylemişlerdi, ama öyle olmadı. Maliye politikalarını kurala bağlayan Maastricht Kriterlerine rağmen, başta Yunanistan olmak üzere bazı AB ülkeleri, sadece kamu borçlanması rayından çıkarmakla kalmadı, bankacılık krizine de zemin hazırladı. İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Euro Bölgesini, “halen yanmakta olan, fakat çıkışı olmayan bir binaya” benzetiyor. Anlaşıldığı kadarıyla.. -AB’nin âkil adamları, inşa ettikleri binaya “yangın merdiveni” koymayı unutmuşlar! *** Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş. Mesela.. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet, “Euro Bölgesi’nde krize giren bir ülkenin, blokun geri kalanını istikrarsızlaştırmasını önlemek için AB anlaşmasının değiştirilmesi” gerektiğini söylüyor. Özetle şunu vurguluyor: Öyle bir düzenleme yapalım ki.. -Kuyruk, köpeği sallamasın. Çürük patates, sağlam patatesleri çürütmesin. Mümkün mü? Bu aşamadan sonra çok zor. Kuyruk, köpeği sallamaya devam ediyor. Dünkü zirvenin de ortaya koyduğu gibi, Sarkozy ve Merkel, “Büyük Paket”in içeriğinde bir türlü anlaşamıyor. Kasım ayında yapılacak G-20 toplantısı, şimdiden karizmayı çizdirmişe benziyor. Ne demişler? -Lâf çok, iş yok! *** Aslında, tarih tekerrür ediyor. Şablon değişmiyor: Krizlerden önce, bir dizi kanıksanmış uyarı gündeme geliyor. Ne yazık ki, bunların tamamı, davulcu yellenmesine benziyor; genellikle dikkate alınmıyor. - “Sistematik hatalar” krizlerin tohumlarını ekiyor, besliyor ve patlayacak hale getiriyor. Sonra mı? -Sonra, “ârızi hatalar” krizin fünyesini çekiyor. Kriz patladığında, insanların geçmişe ve geleceğe olan bakışı değişiveriyor. Kriz, geçmişin doğrularının iflas ettiğini ve egemen olan saadet zincirinin çöktüğünü tescil ediyor. Kriz ortamı, yerleşik çıkarlarla, yeni arayışlar arasında gerginlik doğuruyor. Dolayısıyla, “Böyle gelmiş, ama böyle gitmez!” diye özetlenebilecek bir mesaj, statükonun temsilcilerine ulaşıyor. Kabul etmek gerekir ki, bu mesajın deşifre edilmesi pek kolay olmuyor. *** Netice itibariyle... -Kriz, zalim bir öğretmen; önce not veriyor, sonra öğretiyor!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT