BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şeyh Mahmûd hazretleri

Şeyh Mahmûd hazretleri

Buyurdu ki: “Ehlinin ve ıyâlinin nafakalarını ve borçlarını ödemek için çalışıp, helâl kazanmak, nâfile ibâdetleri yapmaktan kat kat daha sevâbdır...”



Şeyh Mahmûd hazretleri, Horasan’dan Anadolu’ya İslâmiyeti yaymak için gelen velîlerdendir. Kabri Tokat’ın Pazar ilçesinin, Erkilet Mahallesinde Tekke Câmii bahçesinde olup ziyâret edilmektedir. Şeyh Mahmûd hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: Kesb, yaşamak için lâzım olan malları helâlden kazanmaya çalışmak demektir. Kendine, evlâdına ve ıyâline ve borçlarını ödemeye lâzım olanları kesb etmek farzdır. Bunun için çalışan sevâb kazanır. Özürsüz terk edene azâb yapılacaktır. Kendilerine nafaka verilmesi vâcib olanlara (ıyâl) denir. Borç ödemek farzdır. Ödeyemeden vefât edenin, ödemek niyyeti varsa, günâhlı olmaz. Hadîs-i şerîfte, (Beş vakit namâzı kıldıktan sonra, çalışıp helâl kazanmak, her Müslümâna farzdır) buyuruldu. Peygamberlerin “aleyhimüsselâm” hepsi, çalışıp kazanmışlardır. Çalışmayıp, câmide oturarak, Allaha tevekkül ediyorum diyene inanmamalıdır. Bu, çalışmayı terk ettiği için, günâh işlemektedir. Sâlih değil, fâsıktır. Bunun kalbi, Allahü teâlâya değil, kulların mallarına bağlıdır. Önce sebebe yapışmak, sonra bu sebebin te’sîrini Allahü teâlâdan beklemek emrolundu. Muhtâc olduğu malı kazandıktan sonra, fazla çalışmayıp, ibâdet etmek câizdir. Bunun için, çalışmayıp ibâdet edene sû-i zan ve tecessüs etmemelidir. İkisi de harâmdır. İhtiyâçtan fazla çalışıp, kazandıklarını, senelerce saklamak mubâhdır. Saklamayıp hayra, hasenâta sarf etmek müstehabdır... Görülüyor ki, ehlinin ve ıyâlinin nafakalarını ve borçlarını ödemek için çalışıp, helâl kazanmak, nâfile ibâdetleri yapmaktan kat kat dahâ sevâbdır. Hadîs-i şerîfte, (Eshâbım için fakîrlik saâdettir. Âhır zemândaki ümmetim için, zenginlik saâdettir) buyuruldu. ZENGİNLİK Nİ’METİ... Çoluk çocuğunun ihtiyâçlarını te’min için ve fukarâya yardım ve İslâmiyyete hizmet için, çalışıp helâl mal kazanmak, çok iyidir. Süleymân aleyhisselâm ve emîr-ül-mü’minîn Osmân ve Abdürrahmân bin Avf ve Eshâb-ı kirâmdan ba’zıları çok zengin idiler. Bu zenginlikleri, Allahü teâlâ indindeki derecelerinin azalmasına sebep olmadı. Fukarâ-yı sâbirîn ve agniyâyı şâkirînden hangisinin efdal olduğu ihtilâflıdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” fakîrliği ihtiyâr etmişti. Fakîrlik, ibâdete ve hizmete mâni olursa, tâ’at yapmaya kuvvet hâsıl etmek için, zengin olmak efdaldir. Böyle zenginlik büyük ni’mettir...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT