BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı âlimlerinden Hocazâde

Osmanlı âlimlerinden Hocazâde

Hocazâde, Fâtih Sultan Mehmed devri Osmanlı âlimlerinin en büyüklerinden. İsmi Mustafa olup, “Hocazâde” ismiyle meşhurdur. Bursa’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir.



Hocazâde, Fâtih Sultan Mehmed devri Osmanlı âlimlerinin en büyüklerinden. İsmi Mustafa olup, “Hocazâde” ismiyle meşhurdur. Bursa’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra Fâtih Sultan Mehmed tarafından Bursa Sultaniye Medresesine, daha sonra da İstanbul’daki Sahn-ı Semân Medresesine müderris tâyin edildi. İstanbul’da Fâtih Sultan Mehmed’in emriyle Tehâfüt-ül-Felâsife adlı eseri yazdı. Sonra Edirne kâdılığı ve İstanbul müftîliği yaptı. İznik müftîliğine ve müderrisliğine tâyin edildi. Fâtih Sultan Mehmed vefât edinceye kadar İznik’te kaldı. Sultan İkinci Bâyezîd tahta geçince, İstanbul’a geldi. Bursa Sultâniye Medresesine müderris tâyin edildi. Orada iki ayağı ve sağ eli felç oldu. Sol eliyle yazı yazabiliyordu. Bu halde, Sultan İkinci Bâyezîd’in emriyle Şerh-i Mevâkıf adlı esere bir hâşiye yazdı. 1488 (H.893) senesinde vefât eden Hocazâde, Bursa’da Emir Sultan Medreseleri karşısına defnedildi. Hocazâde hazretleri (Şerh-i Mevâkıf), beşyüzkırkbirinci sahîfesinde diyor ki: (Kâdî Ebû Bekr “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyurdu ki: Allahü teâlâya yakışmaz ma’nâ çıkmayan, Ona yakışan isim söylenebilir. Çoğunluk ise, belli doksandokuz isimden başkası söylenemez dedi). Bundan anlaşılıyor ki, Allahü teâlâya (Tanrı) demeğe izin yoktur. Ya’nî tanrı demek günâh olur. Allah ismini kullanmak istemeyip, bunun yerine, tanrı demek veyâ doksandokuz isimden birini bile kullanmak istemek, çok büyük ve çirkin suç olur. DÜŞMANLIĞA SEBEP OLUR!.. Kur’ân-ı kerîmde, (Benim ismim Allah’tır. Beni Allah diye çağırınız. Allah diye ibâdet ediniz. Allah diye yalvarınız!) meâlinde müteaddid âyet-i kerîmeler vardır. Ona, Onun istediği ismi söylemeyip de, kâfirlerin, Onun en sevmediği ma’bûdlarına koydukları tanrı ismi ile Onu çağırmak, ne kadar yanlış ve ne büyük inâd olduğu meydândadır. Meselâ, bir hükümdâr, emri altında bulunan kimselere: (Benim ismim Ahmed’dir. Beni, Ahmed diye çağırınız!) dese, onlar da, (Hayır efendim. Bizim canımız sana Ahmed demek istemiyor. Taş veyâ kurd, köpek veyâhud en aşağı, büyük düşmânının ismi ile çağırmak istiyoruz) deseler ve öyle çağırsalar, nasıl çok kızarsa, Allah ismi yerine, Onun emretmediği, hattâ düşmanı olduğu tanrı ismini söyleyerek ezân okumak ve ibâdet etmek, Allahü teâlâyı gadaba getirir, düşmanlığa sebeb olur...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT