BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Molla Ma’rûf Nerkisecârî

Molla Ma’rûf Nerkisecârî

“Kur’ân-ı kerîm okuduktan, duâ ettikten sonra (Sübhâne rabbike) âyet-i kerîmesini okumak, İslâm memleketlerinde yapılagelen bir sünnettir...”



Molla Ma’rûf Nerkisecârî hazretleri, Kuzey Irak evliyâsındandır. 1863 (H.1280) târihinde doğdu. 1912 (H.1331) târihinde Süleymâniye’de vefât etti. Cenâzesi Ahmed Berende’ye getirilip mescidinin civârında defnedildi. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: “Kur’ân-ı kerîm okuduktan, duâ ettikten ve ders ve vaazlardan sonra (Sübhâne rabbike) âyet-i kerîmesini okumak, İslâm memleketlerinde yapılagelen bir sünnettir. Ba’zı kimseler, bu âyet-i kerîmeyi değiştirerek, ‘Sübhâne rabbin⒠şeklinde okumak dahâ iyidir diyor. Bu yanlıştır. Âyet-i kerîmeyi değiştirmemelidir. (Rabbike), senin Rabbin demektir. Âlemlerin, her şeyin üstünü olan Muhammed aleyhisselâmın Rabbi demektir. Ya’nî, (Ey, kıymetli, şerefli Peygamberim! Seni bu kemâle ve şerefe ve bu izzete kavuşturan Rabbin) demektir. (Rabbinâ) ise, bizim Rabbimiz diyerek, kendimizi Onun yerine koymak olup, güneş yerine yıldızları koymak demektir. Allahü teâlâ, sevgili Peygamberini, insanların hepsinden dahâ yüksek tutarak, hepsi yerine Onu söylemiştir. Onun şerefini bu âyet-i kerîme ile de anlatmıştır. Bu kelimeyi değiştirmek, Onun şerefine dokunmak olur. O şerefi Ondan alıp, kendimize vermek olur. (Rabb-il-izzeti) ya’nî izzet, kıymet sâhibinin Rabbi, (Rabbike)nin bedelidir. Allahü teâlâ, izzeti, şerefi, sevgili Peygamberine bedel yapmıştır. Bu şerefi, Onun Peygamberinden ayırarak, kendisine almak, değiştirmek, bir pırlantayı taşa atıp parçalamak gibi oluyor. Kur’ân-ı kerîmin belâgati altüst oluyor. (Sübhâne rabbike) demek, (Bütün insanların üstünde, akılların ermediği kemâlâtın, üstünlüklerin sâhibi olan senin gibi bir Peygamberi yaratan, yetiştiren Rabbin, her ayıptan münezzehtir) demektir. Hâlbuki, (Sübhâne rabbinâ) demek, (Biz günâhı çok, âsî kulların yaratanı, yetiştireni her ayıptan münezzehtir) demektir. İLMİ VE AKLI OLAN!.. Allahü teâlâyı tenzîh etmekte, senâ etmekte günâhkâr kulları araya sokmanın, ne kadar yersiz olduğu, ilmi ve aklı olan kimse için, pek meydândadır. O hâlde (Sübhâne rabbike) makâmı, (Sübhâne rabbinâ) makâmından, edeb, fesâhat ilimleri bakımından, kat kat dahâ yüksektir. Ya’nî (Sübhâne rabbike) demek, (Sübhâne rabbinâ) demekten, tenzîhe ve senâya dahâ ziyâde uygundur... Âyet-i kerîmede Allahü teâlâ, kendi kendini medh ve senâ ediyor. İnsan, bundan dahâ iyi senâ yapabilir mi?”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT