BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devletin şekli, insanın saadeti

Devletin şekli, insanın saadeti

Aslolan vatandaşın cebindeki paranın gücü, dilediği yerden ev alabilmesi, çocuklarına istediği tahsili yaptırabilmesi, oğlunu-kızını vaktinde evlendirebilmesi, tatmin edici bir gelire sahip olması, sağlık hizmetlerini insanca alması, yeterince gezip dünyayı tanıyabilmesi, tasarruf edebilmesi, inancını yaşayabilme, fikrini söyleyebilme hürriyetine sahip olması, kendini baskı altında hissetmemesi, yarın endişesinin olmaması, kalkınmış dünyalılarla aynı seviyede bulunmasıdır.



Aslolan vatandaşın cebindeki paranın gücü, dilediği yerden ev alabilmesi, çocuklarına istediği tahsili yaptırabilmesi, oğlunu-kızını vaktinde evlendirebilmesi, tatmin edici bir gelire sahip olması, sağlık hizmetlerini insanca alması, yeterince gezip dünyayı tanıyabilmesi, tasarruf edebilmesi, inancını yaşayabilme, fikrini söyleyebilme hürriyetine sahip olması, kendini baskı altında hissetmemesi, yarın endişesinin olmaması, kalkınmış dünyalılarla aynı seviyede bulunmasıdır. Devlet adlı teşkilat, vatandaşa bunları temin için vardır. Bunların toplamı insanca yaşamadır. Huzurdur, mes’ut olmaktır, saadettir. Devlet, çocuğu ideolojik malzeme, genci askerlik techizatı, yetişkini vergi kaynağı, yaşlıyı yük olarak görürse orada ne huzur olur, ne saadet. Dünyanın ekseni insandır. Şu hayat, insan üzerinedir. Bu sebeple devrine ve yerine göre ne icap ederse devlet, o yönetim şeklini alır. İnsana hangisi daha çok hizmet edecekse o kıymetlidir. Devlet şeklimiz İslam öncesinde hakanlıktı. İslam sonrasında sultanlık. 88 yıldır cumhuriyet. Belki beş sene sonra başkanlığa geçilir, yüz sene sonra başka bir şekil tercih edilir. Bugün bile cumhuriyete dair yapılan konuşmalar, atılan manşetler izahı mümkün olmayan tuhaflıklar şeklinde ortaya çıkmakta. Uzun seneler cumhuriyet yani devlet şekli ile demokrasi yani hükümet şekli birbirine karıştırıldı. Daha doğrusu cumhuriyet aynı zamanda demokrasi gibi öğretildi. Halbuki 1923-46 arasında demokrasi yoktur. 1946-50 arasında ise ayıplı bir demokrasi vardır. 1960’tan sonra beş kere süngü ile yaralanmış bir demokrasi mevzubahistir. Japonya, İngiltere, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka cumhuriyet değildir. Bu krallık veya imparatorluklar, dünyanın kişi başına en yüksek gelire sahip devletlerindendir. İspanya, bir dönem cumhuriyete geçmişken referandum yaparak tekrar krallığa döndü. Kanada ve Avustralya, İngiltere’ye bağlı genel valiliktir. Bunlar, dünya nüfusunun da önemli bir kısmı. Hepsi hükümdarlık fakat hepsi ileri demokrasilere sahip. Vatandaş, başta devletin birliğini temsil eden bir sima tutmakta fakat kendisi serbest iradesiyle hükümetini seçmektedir. Devleti işleten halkın seçtiği hükümetlerdir. Hükümetler gerçek demokratik yollarla gelip gidiyorsa, halka tarafsız ve eşit hizmetler veriliyorsa, herkes kendini memnun hissediyorsa orada demokrasi vardır. Değilse ister meşrutiyet olsun, isterse cumhuriyet. Irak, cumhuriyet, Hollanda krallıktır. Japonya İmparatorluk, Mısır Cumhuriyettir. Suriye Cumhuriyet, Kanada valiliktir. Acaba kim kiminle yer değiştirir? Diğer taraftan Afrika ve Orta Doğu’da ise her kabile bir krallık. Aynı deprem, sende şehirleri yıkıyor, başkalarında sıyrıklarla atlatılıyorsa kuru övünmek boşunadır. Artık yeter şu üslup bitsin. Asra yaklaşan cumhuriyet rejimini hâlâ kavga konusu yapmak neyin nesi? Kavgayı bir tarafa bırakıp çağdaş bir anayasa inşa ederek yüksek kalitede bir demokrasiyi yakalamalıyız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96604
    % 1.81
  • 6.2586
    % -1.43
  • 7.3135
    % -1.24
  • 8.2415
    % -1.84
  • 242.305
    % -1.51
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT