BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gece o Kadar Kirliydi ki...

Gece o Kadar Kirliydi ki...

Büyük bir kentin varoşlarında, insanca yaşanılan yerlerin bir hayli uzağında, küçük bir dünya. Sadece tek bir oda ve dikey konulmuş peykeden iki yatak. Odada başka eşya yok. Sadece iki gaz tenekesi. Biri önde, yüz yıkamak için, diğeri nihayette, ihtiyaç karşılamak için.



Büyük bir kentin varoşlarında, insanca yaşanılan yerlerin bir hayli uzağında, küçük bir dünya. Sadece tek bir oda ve dikey konulmuş peykeden iki yatak. Odada başka eşya yok. Sadece iki gaz tenekesi. Biri önde, yüz yıkamak için, diğeri nihayette, ihtiyaç karşılamak için. Oyunda yalnız, iki kişi var. Bunlardan biri, teslimiyetçi ruh yapısı olan bir genç. Küçücük, kozalak kadar bir evreni olan bir genç. Yatağının ayak ucunda, dergilerden kesilmiş “çıplak” fotoğraflar duvara iğneyle tutturulmuş. Gencin hayatta hiçbir beklentisi yoktur. Kurulu bir robot misali, eve dönünce yatağına uzanır, fotoğraflara bakarak kendini tatmine çalışır. Belki de, hayal dünyasında ulaştığı tatminle, rahatlar, uyur. Belki de, rüyasında, yaşamadığı bir dünyanın renklerini görür. Hayatta, tek tutkusu, elinden düşmeyen ağız mızıkasıdır. Bir “şeyler çaldığını” zanneder, kakofonik sesler çıkarır, zaman zaman aynı inançla ayaklarıyla tempo tutar. İkinci genç de, alt kültürden gelen biridir. Tek farkı, yaşadığı hayatın tekdüzeliğinin farkında olması. Bir gün, çok daha iyi bir iş bulacağına inanmıştır. Tek saplantısı, eski, yıpranmış, altları delik ayakkabılarıdır. Ve bir gün, sağlam bir ayakkabı giyerse, özlediği işi bulacaktır. Oda arkadaşı kendi ayakkabasını -bir gün için olsa da- vermez. Belki kıskançlık belki de yalnız kalmak korkusudur. Ve bir gün, ikisi de ayrı amaçlarla da olsa bir soygun yapar. Birinci genç, parklarda gördüğü genç kızlardan biriyle zoraki de olsa, bir aşk yaşamak. Diğeri sadece sağlam bir pabuç alabilmek. Ne yazık ki, ikisi de umduklarını bulamaz. İlk genç aşk yapamaz. Diğerinin, aldığı pabuçlar ayağına uymaz. İlk genç umursamaz, ikinci genç bir çöküş, bir yıkılış içindedir. Dengesini kaybetmek üzeredir.. Tartışmalar uzar. Finali yazmayacağız. OYNAYANLAR VE REJİ Hakkı Ergök ve Kemâl Topal, son derece başarılı birer portre çizdi. Yalnız yaşadıkları kirlilik, tek bir geceye değil, bütün hayatlarına da bulaşmıştır. İki genç sanatçıyı ve yönetmeni de yürekten kutlarız. Bizim, hayâl ettiğimiz bir dünyayı oluşturdular. Yönetmenin, oyunun bütünündeki başarısına rağmen, bir noktayı yadırgadık. Odanın dip tarafında konuşulan ve bir işe yaramayan tenekeye gelelim. Bu yaşantı içinde gençlerden birinin tenekeye yaklaşmasıyla oyunun şiiriyeti kayboluyor. Sıkıntısını gidermek üzere tenekenin önüne gelir; salona sırtını döner ve bilinen hareketleri yapar. Oyun bir “pandomim” değildir. Çirkin olan, idrarın tenekeye düşerken çıkaracağı -muhayyel- ses değildir. Sadece görüntü çirkindir. Tenekenin bulunduğu köşeye, bir kap dekoru yapılsaydı, çok daha iyi olurdu kanısındayız. İki bedbaht gencin yaşadıkları dram böyle kusurla sarsılmasaydı. Tiyatro için “gibi yapmak” sanatıdır derler. Kimse, sahnede ölmez, ölmüş “gibi yapar”, kimse birini öldürmez, sadece öldürmüş “gibi yapar.” Ama bütün bunlar sadece oynayanlar içinde, teneke bu yoruma girmez. ANKARA DEVLET TİYATROSU (AKM ODA TİYATROSU) Yazan: Pilino Marcos, Sahneye Koyan: Kâzım Akşar, Oynayanlar: Hakkı Ergök, Kemal Topal.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT