BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bugün “Terviye”, yarın da “Arefe” günüdür

Bugün “Terviye”, yarın da “Arefe” günüdür

Terviye gününde hacılar Mekke’den Minâ’ya çıkarlar. “Terviye” denmesinin sebebi, hacıların o gün “Zemzem suyu”ndan çok içip kanmalarındandır...



Takvimlere göre, 28 Ekim 2011 Cuma günü, “el-Eşhüru’l-hurum” denilen “harâm aylar”ın [Receb, Zil-ka’de, Zil-hicce ve Muharrem] üçüncüsü, “eşhüru’l-hac” denilen “hac ayları”nın da üçüncüsü ve sonuncusu olan Zil-hicce ayı (1 Zil-hicce 1432) girdi. Bilindiği gibi, bazı zamanlar benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir. Allahü teâlâ, kullarına çok merhamet-şefkat ettiği, acıdığı için, bazı gecelere, günlere ve aylara husûsî kıymet vermiş; bu gece, gün ve aylardaki, duâ, tevbe, namaz, oruç, sadaka, kurbân, hac ve umre gibi ibâdetleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve ayları birer sebep kılmıştır. [Böyle gün ve geceleri ihyâ etmeli ve bunlara saygı göstermelidir. Saygı göstermek ise, harâm işlememekle olur.] Bilindiği üzere, Zilhicce ayının 8. gününe “Terviye günü” denir. Terviye gününde hacılar Mekke’den Minâ’ya çıkarlar. “Terviye” denmesinin sebebi, hacıların o gün “Zemzem suyu”ndan çok içip kanmalarındandır. “Terviye”, tefekkür mânâsında da kullanılmaktadır. İbrâhîm aleyhisselâm, Zilhicce ayının 8. gecesi, rüyâsında “Kendi oğlunu keser hâlde” gördü. Sabâh olunca, “Rüyâ şeytânî midir, Allah tarafından mıdır?” diye terviyeye ya’nî tefekküre dalıp, o günü tefekkürle geçirdi. “Arefe gecesi” olduğunda kendisine; “Emrolunduğun şeyi yerine getir!” buyurulunca, Allahü teâlâ tarafından olduğunu bildi. Bildiği için o güne, “bilmek” anlamına gelen “Arefe günü” dendi. “Arefe günü”, Zilhicce’nin 9. günü olup başka günlere “Arefe” denmez. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Bir Müslümân, Terviye günü (Arefe gününden bir önceki gün, ya’nî bugün) oruç tutarsa ve günâh söz söylemez [ve günâh olan iş yapmazsa], Allahü teâlâ, onu elbette Cennete sokar.” “Rahmet kapıları, 4 gecede açılır. O gecelerde yapılan duâ, tevbe reddolmaz. Fıtr (ya’nî Ramazân) Bayramının birinci gecesi ile Kurbân Bayramının birinci gecesi [önümüzdeki 6 Kasım Pazarı 7 Kasım Pazartesiye bağlıyan gece], Şâban ayının on beşinci (ya’nî Berât) gecesi ve Arefe gecesidir.” [Kadir gecesi, birçok hadîs-i şerîfte bildirildiği için burada da bildirilmeye lüzûm görülmemiştir. Meselâ diğer bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Allah, Kadir gecesini, ümmetime hediye etmiş, ondan önce kimselere vermemiştir.” (Deylemî)] Dînî bayramlarımızdan ikincisi olan Kurbân bayramını 6-7-8 ve 9 Kasım 2011 Pazar-Pazartesi-Salı-Çarşamba günlerinde idrâkle şerefleneceğiz. Bilindiği üzere, bayram günleri, günâhların affedildiği, birlik ve berâberlik duygularının pekiştirildiği, ihtiyaç sahiplerinin sevindirildiği günlerdir. Burada ifâde edelim ki, Müslümânlar, her yıl, “Ramazân ayı”nda ve “Arefe günü”nde günâhları afv edildiği için sevinirler, sürûrları avdet eder. Bundan dolayı Arapça’da bayrama “îd” denilmiştir. SEVİNÇ VE NEŞ’E GÜNLERİ... Bilindiği gibi, hicretin ikinci yılında, müdâfaa için cihâda izin verildi; Müslümanların kıblesi Kâ’be-i şerîfe oldu. Yine hicretin 2. senesinde, oruç farz oldu; Ramazân ayında, terâvîh namâzı kılınmaya başlandı ve sadaka-i fıtır vermek vâcip oldu; zekât vermek de farz oldu. Yine o senenin Zilhicce ayında, Kurban kesmek ve bayram namazı kılmak vâcip oldu. Peygamber Efendimiz, Mekke-i mükerreme’den Medîne-i münevvere’ye hicret edince, Medînelilerin Câhiliye âdetlerinden kalma bayramları kutladıklarını gördü ve onları ikaz etti; “Allahü teâlâ, size onlardan daha hayırlı iki bayramı (Ramazân ve Kurbân Bayramlarını) ihsân etti” buyurdu. Dînimize göre, bayram ikidir. Birincisi, Arabî aylardan Şevvâl ayının birinci günü “Ramazân bayramı”; ikincisi, Zilhicce ayının onuncu günü [ya’nî 6 Kasım Pazar günü] “Kurbân bayramı”dır. Bildiğimiz gibi, Ramazan Bayramı üç gün, Kurban Bayramı ise dört gündür. Müslümânlar, bayram günlerine ayrı bir önem verirler. Zîrâ bu günler, az evvel de ifâde ettiğimiz gibi, günâhların affedildiği, rahmet kapılarının açıldığı, birlik ve berâberlik duygularının pekiştirildiği, yoksulların sevindirildiği günler olması bakımından sevinç ve neş’e kaynağıdırlar...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT