BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2 kıta 9 ülkede 12 türbeli alperen Sarı Saltuk

2 kıta 9 ülkede 12 türbeli alperen Sarı Saltuk

Sekiz asır önce yaşayan Türk büyüğü Sarı Saltuk’un Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Bosna-Hersek ve Polonya’da türbesi bulunuyor.



> Sarı Saltuk’un İznik’teki türbesi. ARAŞTIRMA HALİL DELİCE halil.delice@tg.com.tr Bizim efsane kahramanlarımız vardır, birden fazla yerde kabri, makamı olan. Şehirler, onları paylaşamaz. Yunus Emre, Somuncu Baba hazretleri, Battalgazi, Eshab-ı Kehf gibi... Ama biri var ki onun iki kıta, dokuz ülkede onlarca kabir ve makamı bulunuyor. Asya ve Avrupa’da herkes onu, “Sarı Saltuk” diye tanıyor. Hristiyanlar tarafından da aziz olarak görülüyor. Nitekim, Noel Baba figürünün Sarı Saltuk’un “Esved Nikola” kimliğiyle Kuzey Avrupa ülkelerinde görülmesinden sonra, 15. yüzyılda doğduğu belirtiliyor. Kırkpınar yazılarımız sebebiyle yirmi yıldır Sarı Saltuk’tan bahsetmekteyiz. Zira, Evliya Çelebi ve Ebul Hayri Rumi hazretleri Kırkpınar güreşlerinin 1264’te Sarı Saltuk’la başladığını ifade eder. Bu sebepten yolumuz İznik tarafına düşünce, Sarı Saltuk’un türbesine gittik, ruhuna fatihalar okuduk. Dört direk üzerinde kubbeli ve çevresi açık kabrinden çok etkilendik. 2007’de de Ayvaz Dede Şenliklerine gittiğimiz Bosna’da, Sarı Saltuk Hazretlerinin kabrinin bulunduğu Blagay’ı gördük. YESEVİ’NİN ALPERENİ Sarı Saltuk, Türk insanına Anadolu’yu ve Avrupa’yı hedef gösteren Türkistan’ın büyük evliyası Ahmet Yesevi hazretlerinin talebesinin talebesi bir alperendir. Bazı tarihçiler, Sarı Saltuk’un seyyid ve Saltuklular Beyliği prensi olduğu, oğul ve torunlarının kabirlerinin de onun kabri kabul edildiği için birden fazla yerde türbesinin bulunduğunu söyler. Joseph Von Hammer, 1263’te Paleolog, Bizans’ta iş başına geçtiği zaman, Saltuk Dede (Sarı Saltuk) yönetimindeki on onikibin civarında Türkmenin Karadeniz’in batı tarafındaki Dobruca’ya iskan edildiğini belirtir. Yazıcıoğlu Ali’nin Tevârih-i Al-i Selçuk adlı eserinde, Kemâl Paşazade’nin Tevârih-i Al-i Osman’ında ve Seyyid Lokman’ın Oğuz-nâme’sinde, II. İzzeddin Keykâvus’un maiyetindeki Sarı Saltuk’un Anadolu’daki Türk aileleri ile birlikte önce İznik’e oradan Üsküdar’a giderek Dobruca’ya geçişi benzer şekilde anlatılır. KUTLU RÜYA VE FETİH MÜJDESİ Sarı Saltuk, hocasının işaretiyle Türk oğluna Avrupa’yı vatan kılmak üzere, arkadaşlarıyla birlikte Anadolu’ya gelir. Burada Peygamber Efendimizi rüyasında görür. Peygamberimiz, “Edirne’yi fethet. Bu diyar, darünnasırdır (yardım diyarıdır), burasını küffar elinde komayın” buyurur. Bu işaret üzerine Sarı Saltuk ve beraberindekiler Çanakkale Boğazı’na ulaşırlar ve Trakya’ya, (Rumeli’ne, Avrupa’ya) ayak basar. Bu muhteşem hadiseyi Seyyid Lokman, Oğuznamesi’nde, “Sarı Saltuk, ubur etti (geçti) Urumeli’ne/Altıyüzaltmışiki idi heman” şeklinde ifade eder. Tarihi hicri 662, miladi 1263’tür. Yani Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Süleyman’ın Rumeli’ye geçişinden 91 yıl önce, Sarı Saltuk ve arkadaşları Rumeli’ne geçer. Yollarına devam ederek, Edirne’ye gelir ve 1264’te şehri fethederler. Edirne’nin alınmasıyla birlikte Kırkpınar güreşleri başlatılır. Müsabakalar Edirne’yi terk ettikleri 1304 yılına kadar devam eder. Demek ki, Kırkpınar’ın başlangıç tarihi, bugün kabul edilenden 98 yıl öncedir. Sarı Saltuk, kendisi bir cihan pehlivanıdır. Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Şehzade Cem, Edirne Valiliği sırasında gittiği her yerde Sarı Saltuk’un ismini işitince Ebul Hayr-i Rumi’ye hayatını araştırmasını ister ve böylece Saltukname isimli üç ciltlik kitap meydana gelir. Bu kitapta, Sarı Saltuk’un düşmanlarıyla karşılaştığında, “Ben ki cihan pehlivanı Sarı Saltuk’am” diye nara attığı, Hristiyanların başpehlivanı Elyon-i Rumi yerden yere çaldığı, ardından rakibinin Müslüman olarak “İlyas-i Rumi” ismini aldığı yazar. Evliya Çelebi, Seyahatnâmesi’nde, Sultan Dördüncü Murat’ın vezirleriyle yaptığı güreşte, kendisinin de cazgırlık ettiğini ve bu güreşte; “Ankara’da er yatar/ Rum’da Sarı Saltuk Mehmet Buhari /Ton giyer, tuman çeker” duasını okuduğunu yazar. ON İKİ TABUT HAZIRLATIR Sarı Saltuk’un asıl kabri, Romanya-Dobruca’daki Babadağ şehrindedir. Yakın zamanda Türkiye tarafından tamir ettirilen türbe ve dergahı ilk olarak II. Beyazıt Han yaptırır. Sarı Saltuk, Müslümanlar kadar, Hıristiyanlar tarafından da çok sevilir. Çünkü kendisi, din, milliyet ayırt etmeden herkesin yardımına koşar. Saltukname’de yazdığına göre Sarı Saltuk, ölüm döşeğinde talebelerine; “Evlatlarım, ben öldüğümde oniki tane tabut hazırlayın. Yedi millet, benim kendilerinden olduğumu söyleyerek cesedimi isterler, her isteyene verirsiniz” diye vasiyet eder. Hakikaten de, vefat ettiğinde oniki millet gelir, kendilerine yedi tabut verilir. Her tabutun içinde Sarı Saltuk’un cesedi vardır. Onun tabutunu alarak ülkesine götüren krallar ve beyler şunlardır: Tatar Hanı, Eflâk, Boğdan, Rus, Üngürûs (Macar), Leh (Polonya), Çeh (Çek), Bosin (Bosna), Beravati (Hırvat), Karnata. BOSNA’DAKİ TÜRBESİNİN YANINDAN NEHİR DOĞUYOR Bosna Hersek’teki Leva Nehri’nin çıktığı yer, anlatılmaz güzellikte. Dik bir tepenin altındaki mağaradan saniyede metreküplerce su kaynıyor. Lokanta çalışanları sürahileri nehre salarak dolduruyor. Bosnalılar, Leva Nehrinin kaynağı yanındaki Sarı Saltuk’un türbesini, camii, kütüphane, ev ve çeşitli tesislerle müze olarak muhafaza ediyor. (solda) ZİYARET EDENİN ÜZÜNTÜSÜ GİDER Sarı Saltuk’un bir türbesi de Niğde’nin Bor ilçesinde bulunuyor. Hacı Mahmud Hoca’nın 1869 tarihli Nesayih-i Amme adlı risalesinde buranın aslında bir makam olduğu belirtiliyor. Ahmet Kuddûsî hazretleri bir şiirinde “Belde-i Bor’daki Saltuk türbesi/Kim ziyaret itse kalmaz kürbesi (tasası)” diyerek türbeyi ziyareti tavsiye ediyor. BATI’DA “NOEL BABA” DİYE BİLİNİYOR Sarı Saltuk, Anadolu’dan, Noel Baba’nın memleketinden geldiği için bütün Hıristiyan diyarında “Esved Nikola” diye bilinir ve sevilir. Bugünkü “Noel Baba” anlayışı, Sarı Saltuk’un Esved Nikola kimliğiyle Kuzey Avrupa ülkelerinde görülmesinden sonra, 15. yüzyılda doğar. Nitekim, araştırmacılar, Noel Baba’daki birçok figürün, Sarı Saltuk’tan alınma olduğunu söyler. SARI SALTUK’UN TÜRBESİNİN BULUNDUĞU YERLER > Romanya: Babadağ > Bulgaristan: Varna-Kaligra > Bosna Hersek: Blagay > Kosova: Prizren-Paştrik Dağı > Makedonya: Ohri-Sveti Naum > Diyarbakır > İstanbul-Rumeli Feneri > Bursa- İznik > Kırklareli-Babaeski (Yeri belli değil) > Niğde-Bor > Edirne-Yeri belli değil > Tunceli-Hozat ( Ayrıca Kosova’nın Plava, Jur, Pirlepe ve Köşk köyleri ile Vırmiça -Dragaş kavşağında; Arnavutluk’un Kruya, Polonya’nın Gdansk, Ukrayna’nın Kırım şehirlerinde makamları bulunur.) SULTAN BAYEZİD’E VERDİĞİ MÜJDE > Sultan II. Bâyezîd Han, Kili ve Akkermân kalelerinin fethine çıktığında, Baba Dağı’na gelince; sâlih kimselerden bâzıları; “Pâdişâhım! Burada Sarı Saltuk adına nûrlu bir türbe vardı. Kâfirler yıkıp üzerine taş, toprak, çöp dökerek kaybettiler” diye şikâyette bulunur. Bunun üzerine padişah, o mezbeleliğe ziyarette bulunur. Bir seccâde üzerinde Kara Şems (Şemseddîn Sivâsî) ile ikişer rekat namaz kılıp istihâreye yatar. Hemen Sarı Saltuk, sarı renkli sakallı ve yeşil sarığı ile görünüp; “Yâ Bâyezîd! Hoş geldin. Akkermân ve Kili kalelerini ve vilâyetlerini Boğdan kâfirleri elinden harp yapmadan fethedeceksin. Oğulların Mekke ve Medîne’ye hizmet edecek. Beni bu pislikten kurtar” der. Sultan ve Şemseddîn Sivâsî aynı rüyayı görmüştür. Sultan Bâyezîd Han, o yeri temizlettirir. Temizlenirken üzerinde; “Hâzâ Kabr-i Saltuk Bey Seyyid Muhammed Gâzi” diye yazılmış bir mermer sanduka görünür. Mîmâr ve mühendisler toplanıp nûrlu bir türbe ve câmi ile diğer hayır yerlerinin inşâsına başlar. Bâyezîd Han, Kili ve Akkerman kalelerini hakîkaten harpsiz fetheder.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96937
    % 0.34
  • 6.205
    % -1.01
  • 7.2628
    % -0.83
  • 8.1978
    % -0.23
  • 240.119
    % -0.78
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT