BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İyi bayramlar...

İyi bayramlar...

Nerde durması gerektiğini kestiremeyen tüm misafirlere... “Bayramınıfz kutlu olsun appla”: Bunlar kahvaltıyı kargalarla birlikte hafifçe geçiştirerek yapmış, zili alacaklı tarzında çalan, kapıyı açtığınızda hep bir ağızdan “Bayramınıfz kutlu olsun appla” diyen, boyları yarımla bir buçuk metre arasında değişen bayram çocuklarıdır.



Nerde durması gerektiğini kestiremeyen tüm misafirlere... “Bayramınıfz kutlu olsun appla”: Bunlar kahvaltıyı kargalarla birlikte hafifçe geçiştirerek yapmış, zili alacaklı tarzında çalan, kapıyı açtığınızda hep bir ağızdan “Bayramınıfz kutlu olsun appla” diyen, boyları yarımla bir buçuk metre arasında değişen bayram çocuklarıdır. Gülümser, bayramlaşırsınız. Şeker, çikolata, mendil ikram eder ya da bayram harçlığı verirsiniz. Eğer harçlık verdiyseniz haber hızla yayılır. Artık bozuklukların şıkırtısıyla mı, yoksa ikram ettiğiniz şekerdeki glikozun etkisiyle midir bilinmez, çocukların sayısı mitoz bölünmeyi bile kıskandıracak bir hızda çoğalır. Bir, iki, on, yirmi... Akşama doğru bayramlaşır ama o kadar içten gülümsemezsiniz. Kendi de midesi de genişler: Bunlar görgüden bihaber; umduğunu da, bulduğunu da, tabaktakileri de, sebzeliktekileri de yer, dayanamaz koltukları kemirirler... Şekerlikteki karışık şekerleri önce iyi bir süzerler. Tercihlerini şu yaldızlı kümbet biçimli küçük çikolatalardan ya da badem şekerlerinden yana kullanırlar. Akıllarında kalan diğerlerini de evdeki çocuğa, komşuya, Hale’ye, Jale’ye ve tüm mahalleye götürmek kisvesi altında yedeklerler. Samimiyet dereceniz hiç fark etmez. Tepsinin ortasından avuçladıkları baklavayı, şerbetini akıta akıta Leyla misali dolanır; mutfak duvarlarına bakarak yeni bir yudum için zaman kazanmaya çalışırlar. Sizden sonra daha en az beş kapı daha yapacak, ardından da katılacak bedava kanepe ikram edilen oto galeri, kuyumcu vb. bilumum açılışlar arayacaklardır... Bayramdan da hayattan da bezdirenler: Verdiğiniz misafir terliğini büyük geldiği için, küçük geldiği için, modelini beğenmedikleri için, gerçek deri olmadığı ya da tarzlarına uygun olmadığı için reddederler. Cam kenarı koltuk, kaz tüyü minder, isterler. “Ay şu camı biraz kapasak, enseme vurmasın... Demli dokunur, çayımı dörtte üç oranında açar mısınız!.. Iyyk, bu kavurmada ne var? Bu baklava kesin bir iki güne şekerlenir... Ayy, kedi gelmesin buraya ben sevmem!” Aman dikkat. Bu tipler çok alıngandır. Herhangi bir tepki girişimini bile kaldıramaz, “kafama sıkar giderim” tribine girerler. İntikamınızı sadece kediniz alabilir. Misafirin başında nöbet tutar, kafasını koklar, ayaklarını uzun uzuun koklar, tip tip ve boş boş bakar, huzursuz eder. Öğretmişsiniz gibi... Kafalarına kolonya dökmek ve bir kibrit çakmak istersiniz... Rahatı Bolu Beyi’nde olmayanlar; Misafir olduğunu unutup ev sahibi tadında yaşayanlar... Her odaya dalıp çıkar, özel sorular sorar, sürekli istekte, dilekte, tavsiyede ve şikayette bulunur. Evde temiz tas çanak, kurcalanmadık çekmece, dolap, açılmadık eski defter, o kısa ziyaret süresince burnunu sokmadığı konu kalmaz. Konuşmadığı insan da... “Aloooo, Hilmi dayı? Benim ben, hee, tanıdın mıı? Ne var ne yok Almanya’da?.. Adana’da?.. Edirne’de?.. Papua Yeni Gine’de?!.. “ Sesiyle, ziyaretiyle, sohbetiyle ruha huzur, cana can, yüze kan, bayrama tat veren bütün misafirlere ve tüm okuyuculara; iyi bayramlar... > Ni­nem diyor ki: Çocuktu kıyamadım, büyüktü tepemedim
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT