BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyanın en çok konuşulan madeni Altın

Dünyanın en çok konuşulan madeni Altın

Güneşi, saflığı, güzelliği ve iyiliği simgeleyen Altın, aynı zamanda tarih boyunca toplumların en olağanüstü çılgınca davranışlarının sebebi olmuştur



KOD ADI 79 Altın, kimyada Au sembolü ile gösterilen (Latince Aurum’dan esinlenilerek ışıldayan, parlayan anlamında), yumuşak, işlenmesi kolay, metalik parlak, sarı renkte bir elementtir. Kimyasal Atom Numarası 79’dur. Sevgili okurlar, 1925 Amerikan yapımı sessiz komedi filmi “Altına Hücum”u kiminiz hatırlayacaktır. Alaska’da altın arama macerasını anlatan bu filmin yönetmeni, senaryo yazarı, yapımcısı ve başrol oyuncusu Charlie Chaplin (Şarlo) idi... Bu hafta size bu kıymetli madenin tarihsel süreçteki serüvenini anlatmaya çalışacağım. Hiç şüphe yok ki, bütün madenlerin içinde en fazla tartışma konusu olan, insanların bilinçlerine nüfuz ederek davranışlarına yön veren doğal cevher ‘ALTIN’dır. ANA VATANI MEZOPOTAMYA Bu madenin tarihte ilk defa ne zaman insanların dikkatlerini çektiği kesin olarak bilinmemektedir. Dünyanın hangi kıta ve bölgesinde ilk önce meydana çıktığı da meçhuldür. Arkeolog ve tarih uzmanları genellikle altının Dicle-Fırat Vadisinde Milattan 4.000 yıl kadar önce görüldüğünü tahmin etmektedirler. Bu zaman birimi, Sümerler’in topraktan altın parçaları çıkardıkları çağa denk düşmektedir. Uzmanlar altının insanlar tarafından bilinen ve kullanılan ilk maden olduğuna inanmaktadırlar. O zamanlar, altın saf bir durumda, küçük külçeler veya ince katmanlar halinde bulunmakta ve öteki madenler gibi cevherden elde edilmemekteydi. Altının bilinen şekliyle ilk defa ziynet eşyası olarak kullanılmıştır. Şimdilerde olduğu gibi, insanlar her devirde süslenmeyi sevdikleri için, sanatçılar da, parlayan yüzükler, bilezikler, küpeler, iğneler ve taçlar gibi sayısız ziynet eşyası döktüler ve onları işlediler. Bu gösterişli malzeme, kişilerin toplumdaki durumlarının, mevkilerinin birer simgesi olarak algılandı. Altın insanın estetik tabiatına hitap ettiği ve güzel sanatlarla yakından bağlı olduğu için bugün de aynen kıymet ve önemini koruyor. ZAAFI OLAN MEDENİYETLER İlk çağlarda Mısır Firavunları altına karşı doyumsuz bir tutku geliştirdiler, nehir yataklarında taşan suların bıraktığı topraklardan çıkarılan altın, onları tatmin etmeğe yetersiz kaldığında, maden ocakları açtılar. Ancak eski Mısır’ın esas altını Habeşistan’da (bugünkü Etiopya) köleler tarafından işletilen derin maden ocaklarından geliyordu. Binlerce kilometre batıda bulunan Amerika kıtasının güney kısmında Aztekler, İnkalar da altına çok meraklı idiler. Altından ziynet eşyası yapmakta oldukça ileri gitmişlerdi. Bunların en eskilerine Milattan önce 2000 yılına ait olmak üzere Peru’da rastlanmıştır. Altına önem veren eski uygarlıklar arasında Etrüskleri, Babillileri, Persleri, Asurileri, Sümerleri, Lidyalıları ve Makedonyalıları saymak yerinde olur. DÜNYANIN ORTAK PARASI Değerli okurlar, binlerce yıldan beri para olarak birçok materyal kullanılmıştır: Tuz, deri, tütün, buğday, balık dişleri, istiridye kabukları, büyük ve küçük baş hayvanlar ve hatta köleler. Ancak tarihsel gelişim madenlerin, özellikle altının para olarak en iyi hizmeti sağladığını göstermiştir. Para olarak metallerin, bilhassa altının bozulmaması gibi büyük bir üstünlüğü vardır. İkinci bir husus da, eritilip, evsafı bozulmadan istenilen ağırlıkta kalıplara dökülebilmesidir. Ayrıca kolay taşınabilmektedir. Diğer bir nokta ise, para biriminin dışında altının kendi değerinin olmasıdır. Belirli saflıktaki madeni sikkelerin bilinen bir satış gücü vardır ki, bu değer o madenin kendi kıymetinden hiçbir zaman aşağı düşemez. Madenlerden özellikle altının para olarak kullanılması, uluslararası ticareti büyük ölçüde geliştirmiştir. Altın paralar esasında birçok şekilde kullanılmaktaydı: Küçük Külçeler, Toz, Çubuk, Bilezik veya Taşlı Mücevherat olarak. Madenlerin resmî para olarak kullanılmasında ikinci bir adım, onların belirli ölçüde sikkeler halinde basılmalarıydı. Bu atılım, milattan 550 yıl önce Lidya Kralı Kroesus (Karun) tarafından saf altın olmak üzere gerçekleştirilmiştir. Basılmış sikkelerin yayılması ile beraber ticaret de artarak şehirler gelişmiş ve dünya yeni bir refah devresine girmiştir. İlk kullanımından günümüze çıkarılan altın 170.000 (Yüzyetmiş bin) tona yaklaşmıştır. ALTININ YENİ SİLAHI: TEKNOLOJİ Altın aynı zamanda endüstride de kullanılmaktadır. Elektrik iletkenliği çok yüksektir. Özellikle elektrik ve elektronik sanayinde sistemlerin kaplanmasında başarıyla tatbik edilir. Sıcaklığı kontrol altına alması, Kızıl Ötesi gibi zararlı ışınların %98’ini yansıttığı için koruma maksatlı olarak astronotların uzay elbiselerinde ince ve esnek levhalar halinde kullanılmaktadır. Dünyanın en büyük altın rezervi Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bulunmaktadır. Şu anda Witwatersrand Altın Madeninde 4 bin metre derinlikte cevher çıkarılmaktadır. Açılışından bugüne geçen sürede bu sahadan 40.000 ton altın elde edilmiştir. Sevgili okurlar, bu hafta size ilginç bir konuyu işlemek istedim. Altın öyle gözüküyor ki, gelecek nesilleri de cazibesiyle etkilemeye devam edecektir. Sevgiyle Kalın. KİM NE KADAR ALTIN ÜRETİYOR? TÜRKİYE DÜNYADA 6. AVRUPA 1’İNCİ SIRADA Türkiye yılda 17 ton altın üretimi (değeri 800 milyon dolar) ile göz kamaştırıyor. Dünya altın üretiminin % 15’i fiziksel yöntemlerle yapılmakta, geri kalanı siyanürleme yöntemiyle işlenmektedir. Ülkemizdeki Altın Üretim Sahaları: Bergama Ovacık, Gümüşhane Mastra, Uşak Kışladağ, Erzincan İliç’dir. Yeni sahalar olarak da; Sivrihisar Kaymaz ve İzmir Efemçukuru devreye alınmıştır. Gelecek yıl üretimin 30 tona ulaşması planlanmaktadır. Altının 2010 yılında dünyadaki üretim miktarı aşağıdaki gibidir: ÇİN 351 ton Avustralya 261 ton ABD 234 ton Rusya 203 ton Güney Afrika 203 ton Türkiye 17 ton İsveç 6.5 ton Finlandiya 6 ton Bulgaristan 2.5 ton SARI?LİRAYI?NEDEN BU KADAR SEVİYORUZ? Altın kolayca tepkimeye girmeyen çok dirençli bir madendir. Altının, tarih öncesi dönemden gönümüze kadar insanların bu kadar büyük ve tükenmeyen sevgisini kazanmasına sebep olan 4 özelliği vardır: > Parlak ve asla solmayan çarpıcı rengi > Paslanmaz ve lekelenmez oluşu > Her türlü olumsuz şarta ve asitlere karşı dayanıklılığı > Çok kolay işlenebilmesi... > Beşinci bir faktör olarak da, altının doğada az bulunuşu ve kıt oluşunun kuşkusuz ona karşı olan ilgiyi artırdığını söyleyebiliriz. ÇEVRE BAKANLIĞI ATIĞA EL ATTI Denizi kirletenlere 63 milyon lira ceza Belediyelere arıtma için 400 milyon TL ödenek ayrıldığını belirten Bakan Bayraktar, deniz, nehir ve dereleri kirletenlere göz açtırmayacaklarını söyledi Şükran Kaban ANKARA Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, deniz çöplerinin neden olduğu çevre kirliliğinin önlenmesi için eğitim çalışmaları ve denetimlerin sürdürüldüğünü belirterek, şimdiye kadar deniz, nehir, dereleri kirletenlere toplam 63 milyon 551 bin 101 lira ceza uygulandığını açıkladı. Çevre Yasası gereğince belediyelere “evsel katı atık bertaraf tesisi kurma, kurdurma” görevi verildiğini hatırlatan Bayraktar, nüfusu 100 binden fazla olan belediyelere 3 yıl, 100 bin-50 bin arasında olanlara 5 yıl, 50 bin-10 bin arasında olanlara 7 yıl, 10 bin 2 bin arasında olanlara da 10 yıl içinde tesisi işletmeye alma yükümlülüğü getirildiğini söyledi. Bayraktar, altyapısı yetersiz olan belediyelerin arıtma tesisi ve kanalizasyon projeleri için İller Bankası’ndan 400 milyon lira ayrıldığını da sözlerine ekledi. Mezarlıklara bayram boyunca fidan servisi Çevre ve Orman İl Müdürlüklerince, Türkiye’nin dört bir yanında yakınlarını ziyaret için mezarlıklara akın eden vatandaşlara binlerce ücretsiz fidan dağıtıldı. Aldıkları fidanları özenle mezarlara diken vatandaşlar, yetkililerin jestinden dolayı memnuniyetlerini ifade ettiler. Öte yandan, bayramda yaban hayvanları da unutulmadı. Kurbanlardan çıkan, çoğunlukla çevreye rastgele atılan ya da toprağa gömülerek heba edilen sakatat ve kemik gibi artıklar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü görevlilerince toplanarak yaban hayvanların yaşadığı bölgelere bırakılacak. Cam içinde canlı gül projesiyle israfa son! Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Gül ve Gül Ürünleri Araştırma Uygulama Merkezi (GÜLAR), “Dikensiz gül” projesinden sonra “güller dalında güzel” anlayışıyla topraksız cam tüp içinde canlı gül yetiştirdi. Tüplere yerleştirilen güller, hediyelik eşya olarak pazara sunulacak, bir ay cam tüp içinde yaşayan gül, daha sonra saksıya ya da bahçeye aktarılabilecek. SDÜ Rektörü Prof. Dr. İbicioğlu, “Cam tüplü canlı hediyelik gül projesiyle artık güller dalında kalacak ve sevdiğinize verdiğiniz gül ölmeyecek” dedi. Rüzgârcılar elektriğin yüzde 20’sini üretecek Rüzgâr yatırımcıları 2023 yılında Türkiye’deki elektriğin yüzde 20’sini üretmeyi hedefliyor. Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, “Rüzgârdan etkin ve verimli bir şekilde faydalanırsak ileride bu alandaki tecrübe ve teknolojimizi çevre ülkelere ithal bile edebiliriz” şeklinde konuştu. Dünya Rüzgar Enerjisi Konseyi’nin 2010 verilerine göre, Türkiye 1.329 MV7lik üretim ile dünyada 10. sırada yer alıyor. Çin ise 42.287 MV ile birinci sırada. YEŞİL PLATFORM Atık yağları tekrar kullanıyorlarmış! > Yrd. Doç. Dr. F.Gül Koçsoy / ELAZIĞ Elazığ’da yaşayan bir ev hanımıyım ayrıca üniversite hocasıyım. Evlerimizde biriken atık yağları verebileceğimiz güvenilir bir kuruluş adı verebilir misiniz? Bazı kötü niyetli kişilerin bu yağları tekrar kullandıklarını da duydum. Sayenizde Doğa Derneği’ne üye oldum. Bunun için ve diğer her türlü bilinç-lendirme çalışmalarınız için teşekkürler. Gazetede bir ya da belki daha fazla haftayı ev kadınlarını bilinçlendirme ve temizlik için çevreci yöntemlere ayırırsanız sevinirim. Çünkü kadınlarımız maalesef çılgınca deterjan kullanıyorlar ve aşırı bir temizlik “saplantısı”na sahipler! CEVAP: Sayın Koçsoy, Elazığ ilimizde bu yağları hangi kuruluşun aldığı hakkında ne yazık ki elimizde bir bilgi mevcut değil. Konu hakkında İl Çevre Müdürlüğünden malumat edinebilirsiniz. Ayrıca Belediye de size yardımcı olabilir. Hassasiyetinize teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim. Baz istasyonunu böyle kılıfladılar > Bülent Polat / İZMİR Size güzelim İzmir’in Karşıyaka ilçesinden yazıyorum. Karşıyaka Belediyesi, bir bestekârımızın adını da verdiği cadde ve parkın dibine kendi logosunu da yazdığı büyük bir direk dikti. İlk başlarda parka isim verdi sandık. Ancak yanına besleme trafosu yapılınca bunun bir baz istasyonu olduğundan şüphelendik. Aradık, cevap veremediler. Sizden ricamız; çocukların oynayacağı bir parkın bahçesine yapılan bu uygunsuz girişimi duyurmanız... Okul çitini nasıl yeşillendirebiliriz? > Vasfiye Özyedek / İSTANBUL Başakşehir’de geçen yıl açılan Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nda Okul Aile Birliği Başkanlığı görevini yürütmekteyim. Okulumuzun bahçesinde bulunan çitleri yeşillendirmek amacıyla bir çalışma yapmaktayız. Rüzgârlı ve şehir merkezinden daha soğuk olan bölgemizde kışın yapraklarını dökmeyen, okul için uygun olabilecek sarmaşık türü nedir? CEVAP: Değerli Vasfiye Hanım, kışın yaprağını dökmeyen çit bitkileri tüpler halinde satışa sunulmaktadır. Latince isimlerini size sunuyorum: Hedera HELİX, Ringospermum ve sarmaşık olmayıp duvarı yan yana dikildiği takdirde kaplayan Mazı (Juniperus) ile Yalancı Mazı (Chamaecyparis) çeşitleri var. Onlar daha kısa zamanda duvar görüntüsünü kapatır. Selam ve sevgilerimle. TEBRİK... Sevgili Okurlarımız, mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder; size, ailenize ve sevdiklerinize bir ömür sağlık, mutluluk ve huzur dileriz. Nice bayramlara kavuşturmasını Cenabı Hak’tan niyaz ederiz... TÜRKİYE GAZETESİ YEŞİL SAYFA EKİBİ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT