BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tartışan çocuklarınıza hakem olmayın

Tartışan çocuklarınıza hakem olmayın

Birbirleriyle sürekli tartışan çocuklarınıza hakemlik yaparak doğru-yanlış bulma çabası içine girmeyin. Çünkü ikisi de birbirinden şikâyet eder ve gerçekten kimin suçlu olduğunu bulmak zordur.



VELİLER SORUYOR DR. A. FARUK LEVENT CEVAPLIYOR... İlköğretim birinci kademeye giden iki çocuğum var. Aralarında üç yaş olmasına rağmen iki kardeş evde sürekli kavga ediyor. Anne-baba olarak bu durum bizi çok rahatsız ediyor. Bu konuda bize neler önerirsiniz (Melike Sert, Erzurum). Çocukken kardeşler arasında kavgaların, sürtüşmelerin ve tartışmaların yaşanması çok doğal bir durum. Bu nedenle kendinizi çok fazla üzmeyin. Ufak-tefek çatışmaları görmezlikten gelin ve çocukların kendi aralarında çözmelerine imkân verin. Ayrıca hakemlik yaparak doğru-yanlış bulma çabası içine girmeyin. Çünkü ikisi de birbirinden şikâyet eder ve gerçekten kimin suçlu olduğunu bulmak zordur. Yanlışlıkla, suçsuz olanı cezalandırabilirsiniz. Genellikle de büyük çocuklar kavgalarda haksız çıkarılır ve “Sen abisin, sen ablasın!” diyerek büyükler suçlanır. Bu durum, büyüğün küçüğe öfke duymasına ve aralarındaki çatışmanın daha da şiddetlenmesine zemin hazırlar. Uygulanabilecek en mantıklı yöntem, kavga etmeyi sürdürdüklerinde sevdikleri bir şeyi, örneğin bilgisayar oynamayı ikisine de yasaklamaktır. Böylece yapmayı istedikleri şeyden mahrum kalmamak için bir süre sonra anlaşma yoluna gidebilirler. Çok zeki ama hiç ders çalışmıyor! 12 yaşında bir erkek çocuğum var. Sosyal aktivitelere katılan, girişimci ve zeki bir öğrenci. Biz ilgilenmediğimiz takdirde hiç ders çalışmıyor, mutlaka bizim takip etmemiz gerekiyor. Küçük kardeşi var, onu biraz kıskanıyor. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyiz? (İstanbul’dan ismini vermek istemeyen bir okuyucumuz) Belirttiğiniz özelliklere göre çocuğunuz büyük ihtimalle kardeşini çok kıskandığı için sizin onunla daha çok ilgilenmenizi istiyor. Evde bütün ilgi ve sevgi kendisine gösterilirken yeni bir kardeşin bu durumu değiştirmesi her çocuk için davranış değişikliği meydana getirir. Siz de birçok anne-babanın yaşadığı bir sıkıntıyı yaşıyorsunuz. Siz başında olmadığınız zaman ders çalışmak istememesi hep ilgi görme arzusundan kaynaklanıyor. Bir akşam, küçük kardeşini yatırdıktan sonra çocuğunuzu anne-baba olarak karşınıza alın ve onunla bir yetişkinmiş gibi konuşun. Sizin onu çok sevdiğinizi, kardeşinin varlığının bu sevginizi değiştirmediğini ifade edin. Kendisiyle ilgilendiğiniz gibi kardeşiyle de ilgilenmeniz gerektiğini ona anlatın. Onun bu konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini sorun ve onu sonuna kadar dinleyin. Bunun yanında derslerinde başarılı olmasının sizleri ne kadar mutlu ettiğini ve elde ettiği başarılarıyla gurur duyduğunuzu açıklayın. Ondan, üzerine düşen görevleri yerine getirerek size yardımcı olmasını isteyin. Evde eğitim okulun yerini tutmaz! 4 yaşında bir çocuğumuz var. Onu annesinin çalıştığı anaokuluna gönderdik, ancak annesi bu kurumdan ayrılınca çocuğu da almak zorunda kaldık. Tüm eğitim materyalleri evimizde mevcut. Çocuğumuz evde eğitimine devam etse olur mu? (Emin Erkek, İstanbul) Okul öncesi eğitimin, çocukların başta zihinsel gelişimleri olmak üzere saymakla bitmeyecek faydaları vardır. Anne-baba olarak çocuk gelişiminde ne kadar bilgili ve deneyimli olursanız olun; çocuğunuzun, anaokulunda olduğu gibi kendi yaşıtlarıyla sosyal etkileşime girmesini sağlayamazsınız. Çocukların birbirleriyle konuşmaları, birlikte oynamaları, eşyalarını paylaşmaları başlı başına bir eğitim sürecidir. Hatta kendi aralarında kavga etmeleri bile insan ilişkilerinde sorunların nasıl çözülmesine dair beceri geliştirmelerini sağlar. Çünkü bu tür beceriler anlatılarak değil yaşanılarak kazanılır. Dolayısıyla size tavsiyemiz, çocuğunuz için bir an önce uygun bir anaokulu bulmanız olacaktır. BİZE YAZIN SORULARINIZ İÇİN... kursunkalem@tg.com.tr 0 212 639 68 81 PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: AMERİKAN DOLARI 10 banknottan 9’unda kokain izi bulunuyor! Giymediğiniz kotlarınızı Amerika’ya gönderin! Doların yapısında bir miktar geri dö-nüştürülmüş kot pantolon olduğunu biliyor muydunuz? İnişli çıkışlı bir ilişki içinde bulunuyoruz kendisiyle. Piyasamızı bazen dolduran, bazen doldurmayan, ama gündemimizi hayli dolduran Dolar hakkında bilmediğiniz 3 şey... > -Ne iş yapıyorsun? -Home office çalışıyorum ben... Her 10 sahte banknottan 8’i kişisel bilgisayarlarda basılıyor. Sadece Amerika’da, dolaşımda 200 milyon sahte Dolar mevcut. > -Pardon 100 bin Dolar bozuğunuz var mı?” Dünya çapında aşağı yukarı 1 trilyon 999 milyar Dolar dolaşımda şu anda. En büyük banknot ise $100. Bizim 2005’te yaptığımız gibi Amerikalılar da sıfırları atmış. Zamanında 100 bin Dolar en büyük banknotmuş. Dünyada, sınırlı sayıda basılan 2 Dolar da mevcut. > 10’da 9: Her 10 Dolar banknotunun 9’unda, bir miktar koli basili ve stafilokok (toksin üreten bir cins bakteri) izlerine rastlanıyor. Fakat daha da kötüsü var: Yine 10 banknotun 9’unda kokain izine rastlanıyor (Miktarı 1,240 mikrograma kadar çıkabiliyor.) KARMA SÖZLÜK Sözlüklerde ironi İroni: “Söylenenin tam tersini kastetme, dolaylı yolla “ti”ye alma.” > Hülya Avşar’ın “O SES” yarışmasında jüri üyesi olması. (dolphinizmir) > Dedem: “Bizim gençliğimizde Ajda Pekkan vardı, şimdiki gençler ise Michael Jackson dinliyor...” (vercingetorixxi) > Her şeyde olduğu gibi gramerde de ustayım. (eotasartır) > Kâğıda ağaç çizmek. (sezofren) > İnternete bağlanamadığınızda bilgisayarın hata verip “sorunun çözümü internette aranıyor iletisi” çıkmasıdır. (april7) > Kalbe iyi gelen egzersizlerden biri olan jogging’i bulan adamın, jogging yaptığı sırada kalp krizinden ölmesidir. (format1) > Kurban Bayramı’nın ilk günü, herkesin evde oturup misafir beklemesidir. (cayindibi) BİLİYOR MUSUNUZ? Fütüristler dünya su savaşlarının yaklaştığını belirtmekte haksız değiller: Dünya çapında, günde yaklaşık 1.5 trilyon litre su kullanıldığını biliyor muydunuz? LÜGATİ’T UYDURUKÇA Bin yıllık Türk-İslam tarihinde aşağıdaki uydurukça kelimelerin hiçbiri yoktu. Kalıtımsal Irsî Dışsal Harici Ödenek Tahsisat Sanal Hayâli İstenç İrade tweetçi Utku Öztürk twitter.com/_utkuozturk_ utku.ozturk@ihlaskoleji.com tivikumandasi Hindistan Konsolosluğu önünde şu anda büyük bir inek yoğunluğu var. Herkes canını kurtarmanın peşinde... beyinsalatasi Tam tanımadığım akraba ile el mi sıkışayım yoksa yanaktan mı öpüşeyim gerginliği yüzünden bayramdan zevk alamaz oldum. FerdiCarrefour “bayramda ikram edilen kavurmaları, dolmaları ve tatlıları yiyeyim; bayramdan sonra rejim yapar eritirim hepsini!” - Pollyanna. istiklalAkarsu Akrabalar yurt genelinde bayrama hızlı başladı, işte ilk sonuçlar: Okul bitti mi? 850.678 kez soruldu. Ne zaman evleniyorsun? 1.674.890 kez soruldu. littlealtan Ben permütasyonu bayramda gelen misafirler ile 7 kişi arasındaki ‘-Nasılsın? +Iyiyim, siz?’ soru sayısını hesaplayarak öğrendim. akrsu Buradan tüm kurbanlık danalara sesleniyorum, aşkta geçerli olan o değişmez kural sizin için de geçerli maalesef: Kaçan kovalanır! usta Bayramda az tanışılan akrabalara kullanılabilecek ‘Konuşulabilecek Konu Makinası’ üretsem deli satarım. Parayı kırarım. musmulafaruk Arkadaşlar, Topaç isimli sevimli boğamız dün sanayi sitesi civarında kayboldu, görenler lütfen arasın! (Zeytinburnu’ndan Şevki:0542....74) etkili-yorum Salih UYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com twitter.com/etkiliyorum Kurban terapisi Kurban ibadetini bir vahşet gibi gösterme gayreti içinde olanlar bu bayram da mesaideydi. Yine birkaç sakar kasap bulundu ve biz korku filmi fragmanı tadında her seneki hikâyeleri dinledik. Bu insanların samimiyetine inanmak istiyorum ama maalesef olmuyor. Çünkü hayvan severlik kisvesi altında oynanan oyunda müthiş bir ikiyüzlülük kokusu alıyorum. Anlayamadığım konu şu: Kurban kesmek bir vahşet olarak görülüyor da balık katliamı (!) konusunda niçin bir adım atılmıyor? Veya kurbanlık hayvan kesilmeden önce uyutulsun diye kampanya başlatanlar, niçin narkozlu olta iğnesi üretimi için bir girişimde bulunmuyorlar? Pek hoş bir teklif değil ama lütfen düşünmeye çalışın. Ölüm cezası aldınız ve cellat nezaket gösterip ölüm şeklini tercih edebileceğinizi söyledi. Önünüzde iki seçenek var. Boğularak öldürülmek veya boğazı kesilerek öldürülmek. Hangisini tercih ederdiniz? Hangi yöntemle daha çok can çekişirdiniz acaba? Ne kadar enteresan bir illüzyon değil mi? Ailece lüks bir arabayla güzel bir göl kenarına gidilir. Bir yandan piknik malzemeleri hazırlanırken baba oğul oltaları sallarlar. Ve üstüne üstlük, bu işi geçim kaynağı olarak değil hobi olarak yaparlar. Bu açıdan bakıldığında kurban kesmek aslında çok daha insani bir durum. Çünkü ben kurban kesenlerin, koyun öldükten sonra sevinç naraları atıp birbirlerine sarıldıklarına hiç şahit olmadım. Ama balık yakalayan bir kişi olta her titrediğinde zevkten kendisinden geçer, tebrikler gırla gider. Veya hiçbir kasap kaç koyun kestiğini anlatıp havalara girmez. Ama iki kilo balık tutan bir kişi oltasını tüfek gibi sırtına asıp halk kahramanı edasıyla ortalıkta gezer. Bakın bir köşe yazarı yazısında ne diyor: “Dinimizde hasta hayvan, yorgun hayvan kesilmiyor, helal değil. Ama bir hayvanı bağırta bağırta, can çekiştire çekiştire öldürmek helal! Ben de bunu anlamış değilim!” Enteresandır, aynı yazar yaptığı bir röportajın baş tarafında da şöyle diyor: “Birlikte Arnavutköy’e balık tutmaya gittik. İyi bir terapi, herkese tavsiye ederim!” Oldu mu şimdi? Bu ne perhiz, bu ne hamsi turşusu! Kurban keserken eline bıçak alacaksın, üstün başın kan olacak falan... Ama balık tutarken öyle bir dert yok. Salla oltanı, bak keyfine... Yapmayın, kurban olayım! Burada hayvanın hissiyatından çok, insanın hissiyatının ön plana çıkarıldığı gayet açık. Hayvan açısından düşünürsek ikisi arasında hiçbir fark yok. Hatta bana göre boğularak can vermek daha zor. Eğer balık tutmak için iyi bir terapi diyor ve balık tutmayı tavsiye ediyorsanız, kusura bakmayın ama sizin kurbanlık hayvanlar için döktüğünüz gözyaşı, timsahı hatırlatıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT