BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İbn-i Kavvâm hazretleri

İbn-i Kavvâm hazretleri

“Hastanın, felçlinin, bir ayağı kesik olanın, yürüyemeyen ihtiyârın ve âmânın cemâate gitmesi lâzım değildir. Yardımcıları olsa da, lâzım değildir...”



İbn-i Kavvâm hazretleri, Şafiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1188 (H.584) senesinde Irak’ta Meşhed-i Sıffîn’de doğdu. Limni şehrine giderek orada ilim öğrendi. 1259 (H.658) senesinde Haleb’e yakın olan Alem köyünde vefât etti. Vasıyeti gereği, on iki sene sonra Şam’da Kâsiyûn Dağındaki kabristana nakledilip oraya defnedildi... İbn-i Kavvâm hazretleri sohbetlerinde ekseri fıkıh ahkamını öğretirdi. Vefatından önceki son dersinde buyurdu ki: “Beş vakit namâzın farzlarını cemâat ile kılmak, erkeklere Hanefî, Şâfi’î ve Mâlikîde sünnettir. Cemâat ile kılmak vâcibdir diyenler de çoktur. Irâk âlimlerine göre, vâcibi özürsüz bir kerre bile terk etmek günâh olur. Terk etmeyi âdet ederse, söz birliği ile günâh olur. Sünneti terk ise, günâh olmaz. Bir câmide cemâati kaçıran kimsenin, başka câmide araması müstehabdır. Cuma ve bayram namâzlarında ise şarttır. Nâfile namâzları cemâat ile kılmak mekrûhtur. Beş vakit namâzda, bir kişi de cemâat olarak yetişir. Hastanın, felçlinin, bir ayağı kesik olanın, yürüyemeyen ihtiyârın ve âmânın cemâate gitmesi lâzım değildir. Yardımcıları, nakil vâsıtaları olsa da, lâzım değildir. Yağmur, çamur, çok soğuk ve karanlık da, özürdür. Çok rüzgâr, yalnız gece özür olur. Hırsız ve başka sebeple malı gitmek korkusu, fakîr olanın alacaklısından korkusu, canı ve malı için zâlimden korkusu, abdest sıkıştırması, yolcunun nakil vâsıtasını kaçırmak korkusu, hastaya bakmak, imrendiği yemeği kaçırmak korkusu, fıkıh bilgisini öğrenmeyi kaçırmak korkusu, cemâate gitmemek için özürdür. DAHA ÜSTÜN VARKEN!.. İmâmın bid’at sâhibi olduğunu veyâ abdestin, guslün, namâzın şartlarını gözetmediğini bilmek de özürdür. Bu şartları daha çok bilenin ve gözetenin, başkalarından önce imâm seçilmesi lâzımdır. Bundan sonra, tecvîd ile okuyan seçilir. Hâfız olması şart değildir. Bunlar birkaç kişi ise, vera sâhibi olan seçilir. Vera, şüphelilerden kaçınmak demektir. Bundan sonra, yaşı çok olan seçilir. Bundan sonra, sıra ile, huyu, yüzü, nesebi, sesi, elbisesi güzel olan seçilir. Bunlar birkaç kişi ise, aralarından malı, mevkisi çok olan seçilir. Bunlar da benziyor ise, mukîm müsâfire imâm olur. Seçimde uyuşulmazsa, çoğunluğun seçtiği imâm olur. Dahâ üstünü varken, başkası seçilirse, çirkin olur. Fakat, günâh olmaz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT