BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk romanında İstanbul

Türk romanında İstanbul

Şair-yazar Ekrem Kaftan’ın editörlüğünü yaptığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından yayımlanan, “Türk Romanından Bir Demet İstanbul’’ isimli kitaptaki bilgilere göre İstanbul, ilk Türk romanı sayılan Şemsettin Sami’ye ait ‘’Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’’tan başlayarak, edebiyatın bu alandaki eserlerine de sahne görevi üstlendi.



Bin yıllardır şiirlere, şarkılara, filmlere konu olan İstanbul, ilk Türk romanı örneklerinin görüldüğü 19. yüzyıldan bu yana da yazarları büyülemeye devam ediyor. Şair-yazar Ekrem Kaftan’ın editörlüğünü yaptığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından yayımlanan, ‘’Türk Romanından Bir Demet İstanbul’’ isimli kitaptan derlediği bilgiye göre, 3 büyük medeniyete başkentlik yapan, insanları 8500 yıldır büyüleyen İstanbul ilk Türk roman ının sayılan Şemsettin Sami’ye ait ‘’Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’’tan başlayarak, edebiyatın bu alandaki eserlerine de sahne görevi üstlendi. 25 ESER İNCELENDİ Eski İstanbul gravürleriyle desteklenen ve 242 sayfadan oluşan kitapta, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında eser veren yazarların 25 eseri incelendi. Kitapta, Namık Kemal’ın ‘’İntibah’’, Mizancı Mehmet Murad’ın ‘’Turfanda mı Turfa mı?’’, Sami Paşazade Sezai’nin ‘’Sergüzeşt’’, Nabizade Nazım’ın ‘’Zehra’’, Halid Ziya Uşaklıgil’in ‘’Mai ve Siyah’’ ve ‘’Kırık Hayatlar’’, Mehmet Rauf’un ‘’Eylül’’, Recaizade Mahmud Ekrem’in ‘’Araba Sevdası’’, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘’Kiralık Konak’’, Refi Cevat Ulunay’ın ‘’Dağlar Kralı’’, Peyami Safa’nın ‘’Canan’’, ‘’Şimşek’’, ‘’Matmazel Moraliya’nın Koltuğu’’, ‘’Sözde Kızlar’’ ve ‘’Mahşer’’, Kemal Altınkaya’nın ‘’Bizim Mahalle’’, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘’Şıpsevdi’’, Halide Edip Adıvar’ın ‘’Sinekli Bakkal’’, Refik Halit Karay’ın ‘’İstanbul’un Bir Yüzü’’, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘’Mahur Beste’’, ‘’Huzur’’ ve ‘’Sahnenin Dışındakiler’’, Reşat Nuri Güntekin’in ‘’Miskinler Tekkesi’’, Samia Ayverdi’nin ‘’Son Menzil’’, ‘’İnsan ve Şeytan’’ ve ‘’Batmayan Gün’’ romanlarındaki İstanbul anlatımlarına yer verildi. Bu eserle mevcut güzelliklerin değerinin bilinmesini sağlamayı amaçladığını vurgulayan editör Ekrem Kaftan: “Romancılarımızın İstanbul’unu o kadar kaybetmişiz ki, bugün silüeti bile gözümüzün önünden yok edilmek isteniyor.” Bu güzelliği TARİFE SÖZ bulamıyorum Mehmed Rauf’un (1875-1931) Eylül’ü: ‘’Ah, sabahları erkenden buradaki güzelliği, tazeliği tarife söz bulamıyorum. Denizin nezaketini, taravetini, yeşilliğini, nihayet şu Boğaziçi sabahının bekaretini görmeli Necib...’’ Recaizade Mahmud Ekrem’in (1847-1914) Araba Sevdası’ı “...Bu mezarlıktan geçildikten sonra iki yol hem birleşir hem de düzleşir. Buradan yine bir 5 dakika yürünürse artık Çamlıca tepesinin eteğinde Kısıklı köyünün çarşısına varılmış olur. ...Burası Çamlıca bahçesi namıyla İstanbul’da en evvel açılmış olan bahçedir. Kim bilir kaç zamandan beri halk pek ilgi göstermediği için genelde kapıları kapalı durur.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT