BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye tarımda yükselen değer

Türkiye tarımda yükselen değer

Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları: Üreticiye büyük destek verdik. Bu coğrafyada huzurlu yaşamanın yolu ARGE’den geçiyor.



RÖPORTAJ Murat Arvas murat.arvas@tg.com.tr Bayram öncesi kurulan kurban pazarlarında zaman zaman ortaya çıkan yerli-ithal tartışması, Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkla ilgili problemlerini de gündeme taşıdı. Biz de tarım ve havancılığımızın durumunu, hedeflerini, artan et fiyatlarını, gıda güvenliği konusunu mera sorununu ve bölünmüş tarım arazileri problemini; bu konudaki en yetkili kişilerden biri ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları ile konuştuk. Tarımda öncelikli olarak araştırma-geliştirme (ARGE) çalışmalarına büyük önem verdiklerini belirten Mirmahmutoğulları “ARGE’de yoğunlaşmak için bir kanun çıkarttık. Bu kanuna bitki ıslahçı hakları yasası dedik. Kanunla neyi getirdik biliyor musunuz? ARGE’ci bir teknoloji geliştirirse, bu teknolojinin sağladığı getiririn % 50’si ona ait oluyor. Yetmedi ARGE’cinin miras hukukunu yaptık” dedi. YUMURTACILIKTA DA ARGE Yumurta tavukçuluğunda da ARGE’ye büyük önem verdiklerini belirten Mirmahmutoğulları “Çok sayıda kümes kurdurduk, milyarca dolar verdik, dünyanın en modern kümeslerini yaptırdık. Kredi veriyoruz. Daha önceleri yumurtlayacak civciv 1 günlükken yurt dışından geliyordu veya döllenmiş yumurta olarak geliyordu; burada önce civciv sonra tavuk oluyor, ancak 18-19 ay yumurta verdikten sonra kesiliyordu. ARGE’ye önem verdik ve beş bilim adamımızın geliştirdiği proje ile şimdi Türkiye’nin bütün civciv ihtiyacını kendimiz karşıladığımız gibi bir o kadar da yurt dışına ihracat yapma potansiyeline sahibiz” diye konuştu. Türk tarımının en büyük problemlerinden birinin de; bölünmüş, parçalanmış, ölçek büyüklüğünü kaybettiği için tarım dışına itilerek atomize olmuş araziler olduğunu belirten Mirmahmutoğulları, “10 dönüm arazi 7 çocuk varsa 7’ye bölünüyor, onların çocukları varsa bir de o çocuklar için bölünüyor. Şimdi biz bununla mücadele ediyoruz. Eylem planına da bunu koyduk” dedi. Müsteşar Vedat Mirmahmutoğulları tarım ve hayvancılığımızla ilgili soruları şöyle cevaplandırdı. MERALARIMIZ YETERLİ Mİ? - Ben gazeteciyim ve seyahatlerim oluyor. Seyahatlerimde genelde fiyat karşılaştırması yaparım. Avrupalılar, eti aşağı yukarı 2-3 euroya aldıklarını söylüyor. Biz ise 12 euro civarında yiyoruz eti. Aradaki fark nereden kaynaklanıyor. ‘-Avrupa hayvancılıkta dünya sıralamasının başlarındadır. Onlarınki mera hayvancılığı değil, hayvanlar hep ahırda. Mera hayvancılığı Türkiye’de var; o da koyunculuğa müsait. Bizim büyük mera hayvancılığına müsait meramız yok. Otumuz o kadar yüksek verimli değil. Bakın Murat bey eğer Doğu Karadeniz’i haritadan çıkarırsanız Türkiye yarı-kurak bir ülkedir. Yarı-kurak bir bölgede siz 150 çeşit ürün yetiştiriyorsunuz. Yani poli-kültür tarım yapıyorsunuz. Bu kadar çeşit olunca hayvancılığa ve yem bitkilerine ayırdığınız kaynaklar sınırlı oluyor. Bir de yağış az olduğu için sulamayla ancak yem bitkisi üretimini arttırabilirsiniz. Bu da maliyetli oluyor. Bu sebeple hayvancılıkta Türkiye’nin girdi maliyetleri Avrupa ülkelerinden çok yüksek. 81 ülkede bulundum, Kuzey Avrupa ülkeleri hayvanlıkta en gelişmiş ülkelerdir. Latin Amerika da öyle, çünkü bol yağmur alıyor ve hayvan ahıra girmiyor, merada otluyor. Yani 2 euro aşağı yukarı 5 lira ediyor ve etin kilosu Türkiye’de 18- 20 lira. İthal ettiğimiz ülkelerde karkas etin fiyatı 2.8 eur, yani kesilmiş hali. Bunun üstüne nakliye biniyor, bunun üstüne vergi biniyor Türkiye de kendi üreticimizi mağdur etmemek için uygulanan bir gümrük vergisi var.’ BÜYÜK DESTEK VERDİK -Yerli üretici de fiyatları düşürse olmaz mı? Doğru zaten yerli üretici fiyatları düşürsün diye ithalat başlattık. Ayrıca çok büyük destekler verdik. 2002’de hayvancılığa verilen destek 83 milyon liraydı. Biz 1.2 milyar lira destek verdik ve 2010’da 1.7 milyar liraya çıktı bu destek. Şimdi bu kadar desteğe rağmen hayvancılık gelişmez mi? Tabi ki gelişiyor fakat bu defa tröstleşme başladı. Ben şimdi tebdil-i kıyafet besihaneleri geziyorum, besihaneler tıklım tıklım. Çünkü Türkiye 2007-2008’de kuraklık yaşadı ya o zamanlar yem pahalandı ve vatandaş ilk önce erkek danasını elinden çıkardı. Süt veren yavru veren ineği en son elinden çıkardı tabi erkek dana fiyatları düştü. Tabi herkesi kastetmiyorum, burada 450 bin besici benim bahsettiğim büyük işletmeler mesela 40 bin başlık işletme kuran firmalar oldu. Birden bire baktık ki herkes hayvancı kesilmeye başladı. Ama bunlar piyasayı öyle bir manipüle ettiler ki işletmeler ağzına kadar hayvan dolu, 7 liraya almışlar, karkasına 18 lira diyorlar. Ete 30 lira diyorlar. Kaç defa benim başkanlığımda toplandık “Etmeyin arkadaşlar. Biz hayvancılığa destek veriyoruz ki hayvancılık gelişsin, siz de kâr edin diye fakat spekülatif kâr değil.” Pirinçte bu senaryoyu yaptılar 2008’de, biz de ithalatı açtık. 73 milyon tüketiciyi 3 tane spekülatöre boğdurmayacağız. Bizim görevimiz vatandaşa yeterli ve güvenli gıda sağlamak. Şimdi etçilere de dedik ki “Maliyetinizi biliyoruz, yem fiyatları düştü, buzağı fiyatları düştü. Girdilerin hepsi düştü kardeşim, sen neden hala böyle pahalı satıyorsun?”, “Bu ticaret” dediler. “Etmeyin bize ithalatı açtırmayın.” İnanın ben bir işletmeye girdim sordum “Kârınız nasıl?” dedim. “10 yıldır elde edemediğimiz kârı elde ediyoruz” dedi. E peki gel 15 lira yap şu eti. Hem besici hem sanayici hem de tüketici kâr kazansın. Konu Başbakan’a kadar çıktı. Başbakan tedbir almamızı söyleyince biz de ithalatı açtık ve 5 lira birden düştü fiyatlar. PİYASA DÜZENLEME SİSTEMİ -Suni fiyat artışlarına karşı da tedbir düşünülüyor mu? Murat bey, spekülasyonlara ve aşırı kar uygulamalarına karşı alternatif piyasa düzenleme sistemi kurmak lazım. Biz de şimdi onu yapıyoruz. Et-Balık Kurumu ve TMO’yu tarımsal ürünler piyasa düzenleme kurulu haline getiriyoruz. TMO’yu bitkisel, Et-Balık Kurumu’nu da hayvansal ürünlerde piyasa düzenleyici kurum hâline getiriyoruz. Aynen öyle yapacak. Piyasaya bakacak. Mesela şimdi biz hayvancılığa verdiğimiz destekle hayvancılık gelişti diyoruz. Süt üretimini 8.4 milyon tondan 13.5 milyon tona çıkardık Sütte fiyat düştü onun tedbirini aldık. Mesela süt sanayii sınırlı kapasite olarak. Yeni doğanlarla beraber süt üretimi artar ocak-şubat-martta fiyatlar aşağı çekilmeye başlar. Şimdi de yükseliyor; arz düşünce fiyat yükselir. Bunu hükümet eylem planına da koyduk. Tarım ürünlerini rahatlıkla yiyebilirsiniz “Şimdi 2005’leri bir hatırlayalım. Rusya Türkiye den giden 160 çeşit tarım ürününün Rusya’ya girmesini yasaklamıştı. Avrupa yine öyle. Şimdi “Rusya Türkiye’den giden ürünleri geri çeviriyor” diye bir haber geliyor mu kulağınıza, böyle bir şey duyuyor musunuz? Neden? Çünkü kendi insanımız için tedbir aldık. Bu tedbirler ihraç yapılan ülkelerin istediği şartları da sağlıyor tabi. Şimdi o Rusya resmi deklarasyon yayınladı; “En güvenilir sebze ve meyve Türkiye’den geliyor” dediler, gerçekten şu anda bir pürüz görünmüyor. İşte bu bir devrim. Türkiye’deki bütün ürünleri rahatlıkla güvenebilirsiniz. Çünkü 2002 yılında Türkiye 38 milyon ton yaş meyve sebze üretiyordu. Bunun yanında 59 bin ton ilaç kullanılırdı. Biz teşvik ile bu rakamları değiştirdik. Yaptığımız teşvikler geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde biz bu yaş meyve üretimini 2010 yılında 44 milyon tona çıkardık bununla beraber kullanılan ilaç miktarını da 59 bin tondan 37 bin tona düşürdük. Hal böyle olunca Rusya ve Avrupa’nın istediği şartlar da kendiliğinden sağlanmış oldu. Gıda güvenliği ilaçtan başlıyor Gıda güvenliği şudur; kendi insanınıza yeterli gıdayı üretmek, miktar olarak. Gıda güvenilirliği ise ürettiğiniz gıdanın insanlar üzerindeki etkilerini etüt etmek. Bu yetki daha önce sağlık bakanlığındaydı şimdi yasa ile tarım bakanlığına verildi. Sizin bahsettiğiniz gıda güvenilirliği endişesi yani yediğim gıda güvenli mi sağlığımı ne yönde etkiler? Bu endişenize sebebiyet veren şey, ilaç kalıntısı ve gübre kalıntısıdır. Bu da kansere yol açar. Biz göreve geldiğimizde 6000 ilaç bayii vardı bunun 2117 si ilkokul mezunu veya sadece okur yazardı. Felaketin boyutunu görebiliyor musunuz? Bakın beşeri eczacı liseden sonra 5 sene fakülte okuyor ondan sonra ilaç satabiliyor. Üstelik beşeri eczacının riski zirai eczacının onda biri kadardı. Çünkü beşeri eczacı bir yanlış ilaç satarsa bir kişi zarar görür ama zirai eczacı bir yanlış ilaçla onlarca kişinin zarar görmesine neden olabilir. İlk olarak kişi ziraat fakültesi mezunu olacak yetmez bir de sınava tabi tutulacak, dedik. Fakülteyi bitirdiği halde mesleğini icra etmesi için sınava girme şartını da getirdik. GDO’lu ürünleri kanunla önledik GDO’da herkes bizi eleştirdi değil mi? Fakat biz GDO’da devrim niteliğinde bir mevzuat çıkardık. Avrupanın 10 katı daha korumalı bir yasa çıkardık. Biz bu biyoçeşitliliğimizi koruma altına aldık, GDO lu tohum üretimini kanunla yasakladık. Ama biz bu tedbiri alırken bir taraftan da arge ile GDO’lu mısırın verimliliğinden daha yüksek 7 çeşit mısır tohumu geliştirdik. Zaten bize “ticareti engelliyorsunuz” diye ha bire baskı yapıyorlar ya malum ülkeler, bizi DT֒ye şikayet ediyorlar. Biz de diyoruz ki, “Yok kardeşim ben 7 tane çeşit geliştirdim, hem de doğal yollarla geliştirdim. Hem mısır koçanı kurduna dayanıklı, hem de diğer zararlılara karşı dayanıklı çeşit geliştirdim ve ben kendi çeşidimi kullanıyorum.” Ben bu kısıtlayıcı tedbirleri almazsam yerli çeşidimi nasıl yaygınlaştıracağım? Ayrıca 40 tane devlette 42 tane de özel sektörde laboratuvar kurduk. 2002 de Türkiye de GDO analizi yapılacak hiçbir yer yoktu. Zaten herşey destursuz giriyordu Türkiye’ye. Vatandaşımın sağlığından daha önemli bir şey yoktur benim için. Başarı hikâyemiz FAO’ca onaylandı 2002 yılında Türkiye Avrupa 4’üncüsü, dünya 11’incisiydi tarımda. Şimdi Avrupa da 1., dünyada ise 7. sıradayız. Bu sene inşallah 6. ya da 5. sırada olacağız. Son 8 yılın 7 yılını büyüyerek geçirdik. Büyüme rakamları da ortada. Üstelik bu sene diğer senelerden daha iyi başladık yılın ilk çeyreğinde 7.5 ikinci çeyreğinde ise 6.8’e çıktık. Önce 14 tane kanun çıkardık. Cumhuriyet tarihi boyunca çıkarılmamış kanunlardı bunlar, tarımın kanunu yoktu, toprağı koruyan kanun yoktu toprak koruma ve arazi kullanım kanununu çıkardık. Çiftçinin faaliyetini sigorta ettireceği sigorta kanunu yoktu. Şu anda Türkiye İsrailden 27 milyon dolarlık tarım ithalatı yapıyor, buna karşılık israile 142 milyon dolarlık tarım ürünleri ihracatı yapıyoruz. Tohum da ihraç ediliyor. Artık Türkiye arge ile tohum geliştiriyor. Tohumda tarla bitkilerinde yüzde 100 kendimize yetiyoruz. Tarla sebzeciliğinde yüzde 80 kendimize yetiyoruz ithalat da yapıyoruz ihracat da. tarımda birer başarı öyküsüdür. Onun içindir ki FAO yıllık raporunda, Türk tarımında başarı öyküsü diye bir rapor yayınladı.
Kapat
KAPAT