BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Usulca süzüldü kuytudan...

Usulca süzüldü kuytudan...

Seher o sabah inanılmaz bir iç sıkıntısıyla kalktı. Gece geç vakte kadar kapı eşiğinde oturmuş, öylece karanlıkları izlemişti. Kezban’ın kocası Halil bir ara yanına gelmiş, dilinin döndüğünce teselliye çalışmış, nafile uğraştığını görünce çaresiz ayrılmıştı yanından.



Seher o sabah inanılmaz bir iç sıkıntısıyla kalktı. Gece geç vakte kadar kapı eşiğinde oturmuş, öylece karanlıkları izlemişti. Kezban’ın kocası Halil bir ara yanına gelmiş, dilinin döndüğünce teselliye çalışmış, nafile uğraştığını görünce çaresiz ayrılmıştı yanından. Neden sonra üşümüştü Seher. Gece yarısı serinliği iliklerini titretmiş, içeri girmişti. Uzandı şiltenin üzerine olduğu gibi. canı hiçbir şey, yaşamak bile istemiyordu aslında. Fakat yorgun vücudu daha fazla dayanamamış, sabaha karşı dalıp gitmişti tedirgin bir uykuya. Sabah ise inanılmaz bir sıkıntıyla açmıştı gözünü. Boğulacak gibiydi. Hemen hareketlendi, abdestini alıp sabah namazını kıldı. Pardösüsünü giyip tekrar aramaya çıkmaya hazırlandı. Tam kıpısının kilidini takacaktı ki arkasından gelen motor sesine çevirdi başını. Bir polis arabasıydı gelen. Yüreği ağzına geldi bir anda. Damarlarındaki kanın çekildiğini hissetti, kalakaldı olduğu yerde. Arabadan komiser Vedat indi gülen bir yüzle: - Seher teyze, bir bardak çayın var mı bakalım, misafir geldim sana... Şaşırmıştı kadın. Gözlerini kısarak baktı: - Bir şey mi var komiser bey oğlum? Vedat gücenmiş gibi yaptı: - Bir şey mi olması lazım Seher teyze, aşk olsun, çay içmeye geldim. Arabayı kullanan memura döndü: - Mehmet, sen de gel. Biraz oturalım şurada. Burası yüksek olduğu için aşağıya göre nispeten serin, kapının önünde otururuz. Seher çaresiz geri döndü. Türk insanının o inanılmaz misafirperverliği ile becerikli bir şekilde çayı koydu küçük tüpün üzerine. Hemen tel dolabında var olan şeyleri çıkardı. Zeytin, peynir, domates ve karpuz. Hepsini bir tepsiye doldurdu. Kucaklayıp çıkardı kapı önüne. Vedat onu görünce dayanamadı: - Oooo, Seher teyze, vur dedik, öldürdün sen de, bir çay istedik yahu! Bunlar da ne? - Açtır sizin karnınız, gördüm kaç kere, bir simitle kahvaltı ediyorsunuz, kusura bakmayın artık, azıcık bir şey ama... - Senin cömert yüreğin yeter be anam... Gel hele otur şöyle... Seher pardösüsünü çıkarttı üzerinden, eşiğe çöküverdi. Vedat bir zeytin attı ağzına, çekirdeğini çıkarmak için elini yumruk yapıp götürdü dudaklarına. - Sana iyi haberlerim var teyze... Arkadaşlar bir iz buldular. Adamı tespit ettik galiba... Yerinden fırladı Seher. Heyecandan olduğu yerde bir tur attı. Gözleri açılmış, sanki gücü kuvveti yerine gelmişti: - Aman ya Rabbim, şükürler olsun. Neredelermiş, kızım nasılmış? - Dur daha, heyecanlanma öyle, henüz takipteler. Sadece tespit edildi. Ben sana bir şey daha diyeyim, ama kesin değil bu bilgi. Galibe kimliği de sahteymiş. Adam aranan biri. Cinayetten... Korkuyla kapattı ağzını fırlayacak çığlığını engellemek için. Böyle bir caninin elindeydi kızı. - Amanın... Yavrumun hayatı da tehlikededir şimdi. Ne olur komiser bey oğlum, bir an önce bulun onu, ne olur... Komiser Vedat bir dilim de karpuz attı ağzına. Keyifle gülümsedi: - Meraklanma, sen bize güven. Biliyorum, bizim bu işi salladığımızı düşündün ama yanıldın be teyzem, sessiz ve derinden gideriz biz. Bu iş dallanıp budaklandırmaya gelmez. İşte, bir şeyler öğrendik, gelip haberini verdik sana. Bugün yarın sonuç alınır, hiç endişen olmasın sakın... Şimdi evinde otur, bekle. Her an güzel haberlerle gelebilirim sana. Günlerdir ilk defa gülümsemek geldi içinden Seher’in. Gecekondusunun önündeki boş alanda koşup bağırmak geliyordu içinden. Şimdi yaşayacağı o korkunç ve endişeli bekleyişe hazırlamaya başladı kendini: - Gitmem bir yere, aha, buracıkta beklerim yolunu, kızımı tut kolundan getir aslanım. Başka şey istemem. * * * Cengiz sabah erkenden gelmişti Şahin’in bir gün önce geldiği apartmanın önüne. Bir kuytuya gizlenmiş bekliyordu. İçinde bir şeyler olacakmış gibi bir heyecan vardı. Çok geçmeden apartman kapısında bir hareketlilik oldu. Siyah güneş gözlüklerinden tanıdı Şahin’i. Yanında biri vardı. Bulunduğu yerden çok fazla seçemiyordu. Usulca süzüldü kuytudan... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT