BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Halkı, polis ve askere saldırtmak istiyorlar

Halkı, polis ve askere saldırtmak istiyorlar

Terör örgütü militanları, halkı tahrik ederek polis ve askerimize saldırtmanın kepenk kapatarak esnafa ve vatandaşa fiili baskı kurmanın özellikle de kamu mallarına taş ve sopalarla saldırarak ya da molotofkokteylle yangın çıkartmanın peşinde...



YAZIDİZİSİ KCK’NIN GERÇEK YÜZÜ -2- > ANKARA HABER MERKEZİ Örgüt militanlarına göre “demokratik toplumcu-konfederal bir sistem olan KCK; Üye kabul eden, yargılayan, silahlı mücadele yapan, mahalli ve merkezi teşkilatları olan, özellikle yerel yönetimler üzerinde hükümranlık kurmaya çalışan ama her şekilde Abdullah Öcalan’ın önderliğini dikte eden bir yapıya sahip. Sözleşmesinin 36. Maddesinde ise “PKK’nın KCK sisteminin ideolojik gücü olduğu zikrediliyor ve önderlik felsefe ve ideolojisini hayata geçirmekten sorumlu bulunduğu belirtiliyor. “Sözde Kürdistan” peşinde koşan ve alternatif devlet kurmak isteyen KCK’nın ne olduğunu ve hangi emelin peşinde koştuğunu en iyi özetleyen cümleyi de iddianameden alıntıyla verelim: “Kısaca siyasi sınırları olmayan fakat hangi ülkede yaşıyorsa İran, Irak, Suriye, Türkiye ülkelerinin adli, idari ve siyasi rejimine tamamen alternatif bir sistem oluşturarak bütün Kürtleri bu sistem altında birleştiren bir organizasyon” KCK’nın teşkilatlanması da iddianamede geniş şekilde anlatılıyor. İşte iddianameden teşkilatlanmanın üst kademesi ilgili aldığımız kısa bir bölüm: SÖZDE DEVLET ORGANLARI “Yapının başında Abdullah Öcalan’ın bulunduğu, ana hatlarıyla hangi ülkede yaşarsa yaşasın bütün Kürtlerin aynı zamanda KCK vatandaşı olabileceği, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bulunduğu, bu erklere bağlı ünitelerin aldığı kararları Abdullah Öcalan’ın ve sözde yasama organı olan KONGRA-GEL’in kararları ile uyumlu olmak zorunda olduğu, vatandaşlığa kabul ve ihraç işlemlerinin düzenlenip vergi mükellefiyetinin getirildiği, üç kısımdan oluşan bir yargı düzeni planlandığı ve halkın kendi meselelerinin “Halk Mahkemeleri” adı altında oluşturulan yapılarla çözüleceği, silahlı faaliyetlerin de “Meşru Savunma Hükümlülüğü” adı altında düzenlendiği, KCK sisteminin başında bölücü başı Abdullah Öcalan’ın sözde Yasama organı olarak görev yapan KONGRA-GEL’in başında Zübeyir Aydar’ın, sözde Yürütme organı olarak görev yapan Konseyi’nin başında Cemal kod adlı Murat Karayılan’ın bulunduğu, Yürütme görevini yürüten Cemal kod adlı Murat Karayılan’ın yardımcılıklarını ise Abbas kodadlı Duran Kalkan, Mustafa Karasu ile Cuma kod adlı Cemil Bayık isimli örgüt mensuplarının yaptıklarının tespit edildiği...” PROPAGANDA Eylemsizlik sürecinde “Sayın Öcalan” kampanyası düzenleyen,”İmralı Cezaevinde Öcalan’a fiziki şiddet uygulandığını bahane ederek eylemler gerçekleştiren KCK militanlarının tek amacı vardı; örgütün propagandasını yapmak ve tanınmasını sağlamak. Örgüt elemanları halkı tahrik ederek polis ve askerimize saldırtmanın kepenk kapatarak esnafa ve vatandaşa fiili baskı kurmanın özellikle de kamu mallarına taş ve sopalarla saldırarak ya da Molotof kokteyle yangın çıkartmanın peşindeydiler. AK PARTİ’NİN SEÇİM BAŞARISINI hazmedemediler PKK da hükümetin özellikle kendi seçim alanı olarak gördüğü Doğu ve Güneydoğu’dan oy almasından da çok rahatsızdı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde iki parti vardı. Diğer partilerin esamisi bile okunmuyordu. BDP ve AK Parti. Başbakan Erdoğan’ın 20 ekim 2008 tarihinde gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretini baltalamak isteyen KCK/TM militanları kolladıkları fırsatı yakaladılar. Esnaf zorla tehdit edilerek kepenkler indirilmiş. Diyarbakır ölü şehir haline getirilmiş, taş ve sopalar ve moletof kokteyller baş rollerde olmuştu. Ama Başbakan Erdoğan’ın kararlılığı sonuç almalarını engelledi. KCK bununla da yetinmedi bu defa da başını Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonunun çektiği imza kampanyasında teröristbaşı Öcalan için siyasi irade kampanyası başlatıldı. Bu kampanyada amaç, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Avrupa Konseyine, Cumhurbaşkanlığa, Başbakanlığa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına mesaj göndermekti. İşte işe böyle başlayan KCK eylemleri Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi büyükşehirlere sıçradı. TAHA AKYOL: FACİAYA YOL AÇAR Makalesinde KCK Sözleşmesini “Pan-Kürdizm projesi” olarak niteleyen Hürriyet Gazetesi Yazarı Taha Akyol: “Hayatın hiçbir alanında, toplumun hiçbir kesimine serbest alan bırakmayan bir modeldir bu... İstediğiniz siyaset bilimciyi getirin; bunun totaliter bir model olduğunu söyleyecektir: Hiyerarşikliği ile Stalinist, savunma komiteleriyle Enver Hocacı, ‘komün’ özlemiyle Maocu izler taşıyan bir cemahiriye modeli... Kürtlerin liberal bir demokraside olması gereken özgürlüklerini ben savunurum, ama bu model, Kürtler ve Türkler için totaliter bir tehdit olduğu gibi, zorlanması halinde büyük insani facialara yol açabilecek bir tehlikedir.” > YARIN: KCK TAHSİLLİLERİ PKK CAHİLLERİ AVLIYOR
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT