BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransa’nın Arap politikası

Fransa’nın Arap politikası

Başkan Jacques Chirac, Charm el-Cheik zirvesinde Yaser Arafat’ı desteklemişti. Başkan olup başkanlık Sarayı Elyse’ye taşındığından beri Chirac hemen bütün Arap dünyasının ileri gelenlerini kabul etmiştir. Araplar’ın Chirac’ı sevdikleri anlaşılmaktadır.



Başkan Jacques Chirac, Charm el-Cheik zirvesinde Yaser Arafat’ı desteklemişti. Başkan olup başkanlık Sarayı Elyse’ye taşındığından beri Chirac hemen bütün Arap dünyasının ileri gelenlerini kabul etmiştir. Araplar’ın Chirac’ı sevdikleri anlaşılmaktadır. Fransız Meclisi Dış İşler Komisyonu Başkan Yardımcısı Aymeri de Montesquiou böyle söylemektedir. Devlet Başkanı’nın hedefi bölgedeki ABD ağırlığına karşı Fransa’nın ağırlığını koymaktır. Montesquiou: “Körfez savaşından beri Fransa Ortadoğu’daki etkinliğini ABD’ye kaptırdı. ABD enerji, telekomünikasyonlar ve gıda bakımından üstünlüğü ele geçirdiler” demektedir. Orta Doğu konusunda diğer bölgenin en kuvvetli devletleri İsrail ve Suudi Arabistan ABD’ye çok bağlı bir araştırmacı olan Marc Lavergne “Fransa’nın yapacağı pek bir şey yok” diye kötümser bir ifade kullanmıştır. Chirac, Fransa’nın Orta Doğu’da mevcudiyetini göstermek için Lübnan’ı seçmiştir. Elysee, “İlk kez bir Fransız Devlet Başkanı 4 ila 6 Nisan 1998 arasında Beyrut’a resmi bir ziyaret yapmıştır. Bunu 8 Nisan’da Mısır’a yaptığı resmi ziyaret takip etmiştir” diye bir açıklamada bulunmuştur. Chirac, Kahire Üniversitesi’nde önemli bir nutuk söylemiştir. Bu nutuk Chirac’ın Bangkok’ta Avrupa ile Asya’nın ilişkileri konusundaki konferansına çok benzemekte idi. Bu kez Chirac, Fransız işadamlarını beraberinde Orta Doğu’ya götürmemiştir. Yardımcıları “İşadamlarını götürmek bu ülkelerde iyi karşılanmamaktadır” demişlerdir. Uzmanlar Charm el-Cheik zirvesinden sonra çalışmaya başlamışlardır. Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının sorumlu uzmanları Filistin özerk yönetimi altındaki topraklara gidip araştırmalar yapmışlardır. Zirveden sonra kurulan komitedeki Fransız Dışişleri, İçişleri ve Maliye Bakanlığı yüksek seviyedeki memurları zirveye katılan diğer devletlerin uzmanlarıyla Washington’da toplandılar. Zirveye katılan ülkelerin bakanları da bir araya gelip Filistin’deki barış için gerekeni tesbit edeceklerdir. Bu ara Şubat 2000’de Fransa Başbakanı Lionel Jospin’in İsrail’e yaptığı seyahat ve burada sarfettiği (Habibullah teröristtir) sözleri başkan Chirac’ın Orta Doğu siyasetine ters düşmektedir. (Buradaki Hizbullah Türkiye’deki terörist teşkilat değil, Lübnan’daki Arap Hizbullahıdır. Y.A) İsrail’de Jospin’in karşılama töreninde İsrailliler Fransız bayrağı yerine yine Fransız bayrağındaki mavi, kırmızı, beyaz renkleri havi fakat yönleri değişik olan Hollanda bayrağını asarak diplomatik bir gaf yapmışlardı. Vakıa bu hemen düzeltilmişti ama Fransa gibi mağrur bir ülke sıkıntılı bir duruma sokulmuştu. İkinci gafı bu kez Fransız Başbakanı Jospin yapıyor ve toplantı odasında “Fransa Hizbullah’ın saldırılarını ve askerlerle sivilleri hedefleyen terörist eylemleri kınıyor” diyordu, bunları der demez salonda bulunan Fransız Dişişleri Bakanı Rubert Verdrine, Jospin’e doğru eğilerek “Biraz abarttınız galiba. Söyledikleriniz Fransa’nın Orta Doğu Politikası ile pek bağdaşmıyor” dedi. Bu sözleri açık olan mikrofonlardan salona yayıldı. Dışişleri Bakanı aynı partiden olan Başbakanı’nı herkesin önünde bir güzel paylamıştı. Bunun ardından Chirac’ın azarlama telefonu geldi. Sonra Batı Şeria’daki Bir Zeit üniversitesi öğrencilerinden taşlar geldi hatta Başbakan’ın kaşı yarıldı. Jospin Fransa’ya dönünce kendini Fransız Milli Meclisi’nde savundu, ama “Fransa De Gauelle’den beri savunduğu Arap dostluğuna son mu veriyor?” sorusu ciddi olarak sorulmaya başlandı. Arap Hizbullah örgütü İsrail ordusu ile mücadele ettiği hatta ona darbe indirdiği için “Arapların onurunu kurtaran güç” olarak tanınıyor ve Araplarca seviliyor. Şu günlerde İsrail verdiği sözü tutarak Batı Şeria’nın birkısmından askerini geri çekti. Bakalım sonuç nereye varacak? Şu sırada Filistin’i ziyaret etmekte olan Papa İkicni Jean Paul “Filistin vatana kavuşmalı, Filistin halkının yakın tarihte ne kadar acı çektiğini kimse görmezden gelemez” demiş ve başta İsrail olmak üzere Filistin sorununa taraf olanlara ebedi barış için cesur, uzlaşmacı olunması ve hukukun gereklerine tam uyulması çağrısını dile getirmiştir. Filistin Ulusal Özerk Yönetimi ile İsrail Hükümeti arasında bu hafta Washington’da yeniden başlayan müzakerelerde sonuç alınsın alınmasın Arafat 2000 yılı içinde Batı Şeria ve Gazze şeridinde bağımsız Filistin devletini ilan etme kararlılığını sürdürmektedir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT