BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kürdistan kurulduğunda Türklere zulmedeceklermiş

Kürdistan kurulduğunda Türklere zulmedeceklermiş

Hak, özgürlük için yola çıktıklarını iddia eden KCK mensuplarının gerçek niyetlerini, ele geçirilen belgeler ifşa ediyor. Örgütün İzmir’deki akademisinde ders veren M.D., “Kürdistan kurulduğunda Türklere, Ermenilere zulmetmek zorundayız” sözleri ile gerçek niyetlerini dışa vuruyor.



YAZI DİZİSİ KCK’NIN GERÇEK YÜZÜ -4- > ANKARA HABER MERKEZİ KCK’ya yapılan operasyonlara, “Terörü bir türlü kınamayan” BDP sürekli tepki gösteriyor. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Eğer KCK buysa KCK genel başkanı ben oluyorum. Çünkü, tutukladıklarının tamamı BDP’li arkadaşlar” diyerek KCK ve BDP arasındaki organikbağı açıkça ifşa ediyor. BDP’li çok sayıda belediye başkanının hapiste olduğunu hatırlatan Demirtaş, KCK operasyonlarının doğrudan BDP’yi ve yöneticilerini hedef alan siyasi operasyonlar olduğunu da savunmayı ihmal etmiyor. Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak da aralarında Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun da olduğu son KCK tutuklamaları eleştirirken “Bu BDP’ye zarar verme, küçültme ve örgütsüz bırakma siyasetinin ötesine geçen, bütün demokratik sesleri susturmaya yönelik faşizan yaklaşımdır” değerlendirmesinde bulunuyor. ERDOĞAN’DAN TAVİZ YOK Terör konusunda en sert çıkışlar ise Başbakan Erdoğan’dan geliyor. Başbakan Erdoğan Kurban Bayram namazı çıkışında PKK- KCK’nın alternative devlet anlayışını eleştirirken teröristlere silah bırakmaları çağırısı yaptı: ‘’Şunu çok açık ve net söyleyeyim, bir defa hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Türkiye’de kalkıp da kendisine paralel bir devlet anlayışına, KCK gibi, müsaade etmesi mümkün değil... Böyle bir şeyi kimse bizden beklemesin. Kimse bizim güvenlik güçlerimizin silah bırakmasını da bizden beklemesin. Silah bırakması gereken birileri varsa bunlar terörist gruplardır. Bunların silahı bırakması lazım ve silahın bırakılması halinde bir çok şeyin olumlu istikamette gelişeceğini de rahatlıkla söyleyebilirim’’. ETNİK FARKLILIK ZENGİNLİK Başbakan Erdoğan yaptığı açıklamada etnik farklılıkları zenginlik olarak gördüğünü düşmanlık nedeni olarak görmediğini vurguluyordu: ‘’Ama burada bir şeyi hep beraber paylaşmalıyız. O da; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı da kimseyi rahatsız etmemeli. Olayın aslı budur.’ ‘Bu ülkede benim Türk vatandaşım ne denli bir gerçekse, bir vakaysa, aynı şekilde Kürt vatandaşım da, Laz’ı da, Çerkez’i de, Abhaz’ı da, Roman’ı da, Arnavut’u da velhasıl hepsi bu ülkenin bir gerçeğidir ve biz bunları birer zenginlik kabul ediyoruz. Bu farklılıklar bizim zenginliğimizdir. Etnik unsurların farklılığını hiç bir zaman birbirimize düşmanlık nedeni olarak görmedik, göremeyiz, bir zenginlik olarak görüyoruz, görmeliyiz ve geleceğe de böyle girmeliyiz. Ama burada bir şeyi hep beraber paylaşmalıyız. O da; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı da kimseyi rahatsız etmemeli. Olayın aslı budur.’’ CESETLER ÜZERİNDEN RANT SAĞLAMAYIN Bir başka konuşmasında ise Başbakan gençlerin cesedi üzerinden rant sağlamak isteyen BDP’ye şöyle sesleniyordu: “Bırakınız hayatta olanları, teröristlerin cesetleri bile ailelerinden kaçırılıyor. Bu alçaklık, bu insafsızlık, bu vicdansızlık karşısında Kürt kökenli vatandaşlarımın yüreklerindeki isyan artık daha da büyüyor. Kürt kökenli kardeşlerim, ‘benim adıma kan dökme’ diyor.” HÜKÜMETİN TERÖR POLİTİKASI DOĞRU Gazetemiz Başyazarı Yılmaz Öztuna’dan bir alıntı yapalım: Öztuna geçen hafta kaleme aldığı makalesinde şöyle diyor: Hükûmetin Kürt ve PKK konularını biribirinden ayırması doğru politikadır. PKK’ya gelince, böyle bir örgütü kabullenecek dünyada hiçbir devlet yoktur. Kürtler ise, 1000 yıldan beri iç içe yaşadığımız, milletimizin ayrılmaz parçasıdır.” KCK’nın gerçek yüzünü anlatmaya çalıştığımız dizi yazımızı bitirmeden once birkaç değerlendirme daha yapmak istiyoruz. İzmir’de geçen günlerde yapılan bir operasyonda ele geçirilen belgeler bizim burada anlatmaya çalıştığımız birçok konuya ışık tutar nitelikte. DEVLET KURUP ZULÜM YAPACAĞIZ Örgütün İzmir’deki siyaset akademisinde konuşan M.D., bakın ne diyor: “Eğitimdeki amacımız idareyi yıkmaktır. Bugüne kadar başımıza gelenler yönetimi elinde tutan iktidarlar yüzünden. Yavaş yavaş bir devlet kuracağız. Devlet olunca, her şey yoluna girince başkalarınıa zulmetmek gerekir. Kürt Gençleri de böyle Kürdistan kurulduğunda başkalarına zulm etmek zorunda. Türklere Ermenilere ama mutlaka birilerine zulm etmek zorundayız. İ.G isimli başka bir kişi ise akademide ders alanlara dikkatli olun uyarısında bulunuyor: “Eğitimde not alın ancak kendinizi hukuksal olarak yargılmatacak kavramları notlara geçirmeyin.BU notlar güvenlik güçlerinin eline geçerse örgüt üyeliğinden yargılanabilirsiniz.” İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN: KCK, TERÖRÜN BATAKLIĞI İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde eylemler azaldı. Terör uzmanları eylemlerin azalmasını, tutuklamalar sonucu plan yapacak adam kalmamasına bağlıyorlar. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in sunuş bölümünde de verdiğimiz değerlendirmesiyle dizi yazımızı noktalıyoruz: “KCK denilen şey Türkiye’yi bölmek isteyen terör örgütünün bataklığıdır. KCK operasyonları da o bataklığın kurutulmasından başka bir çalışma değildir. O bataklığın zehirli yılanları dağdaki eli silahlı teröristleridir. Ama zehirli yılanların barındığı bataklık da KCK’dır. KCK ile BDP bağlantılıdır. BDP ile PKK bağlantılıdır. KCK ile PKK bağlantılıdır. Kendi ifadeleridir bunlar bizim tespitlerimizden daha çok kendi ifadeleri. O da İmralı’daki kendilerinin önderlik makamına oturttukları terörist başıdır.” OSMAN BAYDEMİR’İ SORGULAYAN KCK’LI ‘TEMİZLİKÇİ’ BDP’li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in 2008 yılında yapılan Öcalan’a özgürlük eylemlerine yeterince destek vermediği gerekçesiyle KCK Mahkemesi tarafından yargılandığı ortaya çıktı. Baydemir’i belediyede temizlik işçisi olarak çalışan Ümit A. sorgulamıştı. Yargılama ile ilgili ses kayıtları ortaya çıktığı zaman Baydemir iddiayı yalanma yoluna gitmişti. Ama daha sonra sorgulanmak için giriş çıkış yaptığı bina önünde fotoğrafları çıkan Baydemir hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatılmıştı. Bu arada Baydemir hakkında, ‘terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek ve terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçlarından 28 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede, Baydemir’in PKK’nın çağrısı üzerine Öcalan ve ölen teröristleri sahiplendiği belirtiliyor. DEMOKRATİK AÇILIM, KANGRENE NEŞTER OLACAKTI Türkiye’nin başına 100 yıldır bela olan bölücülük meselesi bir yandan ihmallerle kangrenleşirken bir yandan ufak çaplı pansuman tedavilerle aşılmaya çalışıldı. Turgut Özal’ın “Annem Kürttü”, Süleyman Demirel’in “Kürt Realitesini tanıyoruz” ve “Anayasal vatandaşlık “ çıkışı meseleye ilk ciddi neşter olarak sayıldı. Erdal İnönü de iktidarı döneminde meselenin çözümü için çaba sarfetti. Çözüm için en önemli girişim ise AK Parti iktidarında oldu. Başbakan Erdoğan 2005’de Diyarbakır’da yaptığı açıklamada “ Kürt Sorunu vardır” diyerek meselenin çözümü konusunda ilk adımı attı. Erdoğan’ın 2009 yılında başlattığı, “Milli Bİrlik ve Kardeşlik Projesi” yani Demokratik açılımdan sonuç alınması beklenirken çözümü istemeyen PKK-KCK ve yandaşları harekete geçerek “Habur” da gerçekleştikleri eylemle süreci sabote ettiler. Başbakan Erdoğan Kürt meselesi ile terör probleminin birbirinden farklı iki olay olduğunu her zeminde gündeme getirerek, “Terörle mücadele,siyasetle müzakere” politikasını sürdürdü. - BİTTİ -
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT