BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzyılın sermayesi: İnovasyon

Yüzyılın sermayesi: İnovasyon

Harika; gerçekten harika! Böyle güzel şeylerin ülkemizde yapılıyor olması gurur verici. İnsanın göğsü kabarıyor. Ayrıca, şahit olunan bu güzel gelişmeler insanın geleceğe daha bir güvenli bakmasına da imkân veriyor.



Harika; gerçekten harika! Böyle güzel şeylerin ülkemizde yapılıyor olması gurur verici. İnsanın göğsü kabarıyor. Ayrıca, şahit olunan bu güzel gelişmeler insanın geleceğe daha bir güvenli bakmasına da imkân veriyor. Eczacıbaşı Holding‘in Bozüyük‘teki Vitra İnovasyon Merkezi açılışına katıldım. Manzara muazzamdı. Eczacıbaşı, 15 milyon TL harcayıp kurmuş bu merkezi. Ar-Ge için tabii. De.. tek fonksiyonu bu değil. Araştırma geliştirmenin yanında “ortak kültür” de oluşturuyor bu merkezde Eczacıbaşı Yapı Grubu. 5 bin metrekarelik alan üzerinde faaliyet gösterecek olan, üç katlı inovasyon merkezinde 75 Ar-Ge uzmanı görev alıyor. Eczacıbaşı Yapı Grubu Başkanı Hüsamettin Onan, “Biz bu merkezde kültür oluşturacağız” dedi. Üniversite, araştırma merkezleri, müşteri, çalışan ve hatta çalışanların ailesi... hepsi dahil edilmiş bu halkaya. Kimin bir fikri var, dinliyorlar. Kimin inovatif bir düşüncesi var, hemen değerlendiriyorlar. Tam bir yenilikçi merkez. Fikirlerin zenginleştirildiği merkez! Tabii bunlar, bas parayı kur merkezi türü şeyler değil. Bir altyapısının olması lazım. Eczacıbaşı Yapı Grubu uzun yıllardır zaten sürdürüyordu bu çalışmaları; İnovasyon merkeziyle tek çatı altında toplamış oldu. Vitra‘nın üretim tesislerini gezme fırsatı buldum. Üretim bandında çalışanla da konuştum, laboratuvarda görev yapan uzmanla da. Ve hatta temizlik görevlisiyle de. Hepsi içine sindirmiş kaliteyi, değişimi ve yenilemeyi. Gezdiğim yer, sanki topraktan seramik ve porselen yapan fabrika değil de, ilaç fabrikasıydı. Her yer temiz, her yer hijyenik, her yer düzenli. Eh, bu kültürü yaşayan bir işletmeye, inovasyon merkezi de yakışırdı tabii. Yakışmış zaten. Merkez’in açılışını yapan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, “Ayakta kalmak arzusunda olan firmaların yenilik yapmaktan başka çaresi yok” dedi ve inovasyona yatırım yapan firma ve şahısları teşvik ettiklerini söyledi. Türkiye‘de Ar-Ge merkezi kuran firma sayısının 110 olduğuna işaret eden Ergün, bu firmalarda 15 bin kişinin çalıştığını belirtti. Gidiş iyi yani. Bu yapılan ve söylenenlerin hepsi güzel, hepsi önemli. Fakat, yetmez! Daha, daha olması lazım. Açılıştan sonra ayaküstü sohbet ettiğim Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı‘na sordum, inovasyon hakkındaki fikrini. “21’inci yüzyılın sermayesi” dedi, hiç tereddüt etmeden. “Kurum kimliğimizin içine inovasyonu yerleştirdik ve onu kimliğimizin temel taşı yaptık.” Eczacıbaşı Holding CEO’su Erdal Karamercan ile ise marka üzerine konuştum biraz. Türkiye‘nin en önemli meselesi üzerine yani. Türkiye üretiyor ama bunlar, katma değeri yüksek ürün olmadığı için ihracattan elde ettiği döviz de az oluyor. Marka olamamanın sonucu tabii. Karamercan, Türk firmalarının marka satın alması gerektiğine işaret etti. Kesinlikle doğru. Marka kalite demek, müşteri bağımlılığı demek ve tabii daha fazla kâr demek! Avrupa’dan marka almanın tam vakti, aslında. Kriz kolaylaştırdı bu alımları. Eczacıbaşı Burgbad, Engers ve Villeroy&Boch markalarını bünyesine alarak yaptı zaten bunu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT